YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4619
KARAR NO : 2009/456
KARAR TARİHİ : 27.01.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, davalı tarafın bonoda tahrifat yaparak müvekkillerinden icra yolu ile fazla alacak talep ettiğini, açılan menfi tespit davası neticesinde 51.000 DM meblağlı bononun 51.000.000 TL dışındaki miktarından müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini ve bu hükmün Yargıtay’ca da onanarak kesinleştiğini, ancak müvekkilinin Ankara 13. İcra Müdürlüğü’nün 1997/3853 sayılı icra dosyasında mallarının haczedilerek satıldığını, maaşına haciz konulduğunu ileri sürmüş ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.100.296.000 TL’nin tahsil tarihi itibariyle işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece menfi tespit davasında verilen hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde bu davanın (istirdat davasının) açıldığı, benimsenen bilirkişi raporuna göre fazladan yatırılan paralardan dolayı oluşan faiz alacağının 15.440.39 YTL olduğu, HUMK.’nun 74. maddesi gereğince taleple bağlı kalınması gerektiği gerekçeleri ile davanın kabulüne, işlemiş faiz ile icra masraflarına karşılık 5.100.00 YTL’nin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının talebi borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı bedellerin ödendiği tarihten itibaren en yüksek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline ilişkindir. Davacının aleyhindeki takibin dayanağı olan bononun bir kısmından borçlu olmadığı kesinleşmiş mahkeme kararı ile saptanmıştır. Menfi tespit davasında davacının borçlu olmadığının tespiti yönünde bir karar verilmiş olduğu halde dava sırasında ödenmek zorunda kalınan borcun istirdatı yönünden hüküm kurulmadığından davacının borçlu olmadığı saptanan, ancak ödemek zorunda kaldığı bedelleri faizleri ile birlikte davalıdan talep etmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ne var ki, mahkemece sadece işlemiş faiz talebi yönünden hüküm oluşturulmuş, ödenen ana paralar bakımından istirdat hükmü kurulmamıştır. Davacının talebi eksiksiz olarak incelenip değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.