YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3484
KARAR NO : 2023/162
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/616 E., 2015/340 K.
KATILANLAR : Çanakkale …, …
SUÇLAR : Tefecilik, Vergi Usul Kanuna Muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı
TEMYİZ EDENLER :Sanık … müdafii, katılan … vekili, katılan … Il Müdürlüğü vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Katılan Hazine vekilinin birleşen dosya yönünden davayı takip ve temyiz ederek katılma iradesi gösterdiği kabul edilerek inceleme yapılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241 inci maddesinde düzenlenen tefecilik suçu Kanunun “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenmiş olup suçun mağduru tüm toplumdur. Tefecilik ilişkisinde faiz karşılığı ödünç para alan kişi, iradi olarak faiz ilişkisinin tarafı olmakta olup gerçek anlamda suçun pasif failidir. Ancak kanun koyucu izlediği suç siyaseti gereği tefecilik fiilinin aktif failinin kolayca tespitini sağlamak amacıyla ödünç para alan kişiyi cezalandırmamıştır. Bu halde tefecilik fiilinin pasif faili konumunda bulunan faiz karşılığı ödünç para alan kişinin suçun mağduru olarak kabulüne olanak yoktur. Bu kişilerin fail hakkında şikayetçi olmaları halinde açılan bir kamu davasındaki konumları ihbar eden niteliğindedir ve suçun doğrudan mağduru olmadıklarından davaya katılma hak ve yetkileri bulunmamaktadır. Bu nedenle sanıklar hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen müşteki … vekilinin katılma hakkı olmadığı, yine mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık … müdafii ve katılan … Il Müdürlüğü vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği sanık … müdafii ve katılan … vekilinin temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2015 tarihli ve 2012/616 Esas, 2015/340 Karar sayılı kararı ile;
a. Sanık … hakkında tefecilik suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraate,
b. Sanık … hakkında Vergi Usul Kanuna Muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına,
c. Sanık … hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 13 ay 15 gün hapis ve 30.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; tüm temyiz edenlerin temyize hak ve yetkisi kabul edilerek mahkemece kurulan tüm hükümlere yönelik onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan … Il Müdürlüğü vekilinin Temyiz isteği
1. Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik, sanıkların birlikte çalıştıklarına, isnat olunan tefecilik suçundan sanığın da cezalandırılması gerektiğine ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine,
2. Sanık … hakkında kurulan ceza verilmesine yer olmadığına hükmüne yönelik, re’sen gözetilecek nedenlerle yeniden değerlendirilmesi talebine,
B. Sanık … müdafiinin, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteği; eksik araştırmaya, sanığa yüklenen suçun maddi ve manevi unsurları oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerektiğine ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine,
C. Müşteki … vekilinin temyiz isteği; sanık … hakkında verilen beraat hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıkların faiz karşılığı borç para vererek tefecilik suçunu işledikleri yönünde yapılan ihbar üzerine sanıklar hakkında tefecilik suçundan yapılan soruşturma kapsamında, İcra dairelerinden sanıkların alacaklı olduğu icra dosyaları araştırılmış ve usule uygun arama ve el koyma kararlarına istinaden alacaklısı sanık … olan 5 adet Adli Emanetin 2012/201 sırasında kayıtlı senede el konulmuştur.
2. Sanık … hakkında 17 adet, sanık … hakkında 1 adet olmak üzere, sanıkların alacaklı oldukları icra dosyalarının onaylı suretleri getirtilerek dosya arasına alınmıştır.
3. İcra dosyalarında ve ele geçen senetlerde borçlu olarak görünen kişilerin faiz karşılığı sanıktan ödünç para alıp almadıkları konusunda tanıklıklarına müracaat edilmiştir.
4. Buna göre bilgi sahibi olarak ifadelerine başvurulan kişilerden bir kısmının, sanık …’ün paraya ihtiyacı olan kişilere faizle para verdiğini ve çek kırdığını duyduklarını beyan ettikleri, yine bir kısmının sanık … ile aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmadığını, çeşitli nedenlerle paraya ihtiyaç duydukları sırada sanıktan karşılıksız borç para aldıklarını, aldıkları miktarda senet verdiklerini, faiz ödemediklerini, senet bedelini ödeyemedikleri için sanığın bu senetleri icra takibine konu ettiğini beyan ettikleri, Faik Y., Dinçer A., Erduvan A., Mert B.’nin ise sanık …’den faiz karşılığı borç para aldıklarını beyan ettikleri anlaşılmıştır.
5. Sanık … yönünden ise, sanığın faiz karşılığı borç para verdiğine veya diğer sanık …’ün eylemlerine iştirak ettiğine dair somut bir beyanın bulunmadığı değerlendirilmiştir.
6. Sanıkların vergi kayıtlarının araştırıldığı ve haklarında tefecilik suçuna ilişkin vergi incelemesi yapıldığı anlaşılmıştır.
7. 436…15 vergi kimlik numaralı Uni Emlak yetkilisi sanık … hakkında yapılan vergi incelemesi üzerine 28.01.2013 tarihli görüş ve öneri raporunda tefecilik faaliyetinin bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
8. 437…56 vergi kimlik numaralı … hakkında yapılan vergi incelemesi üzerine 09.01.2013 tarihli görüş ve öneri raporunda ise, sanığın faiz karşılığı borç para verdiği, eyleminin tefecilik suçunu oluşturduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
9. Sanık … hakkında vergi incelemesi üzerine, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 19.03.2013 tarihli iddianamesi ile, içeriği ve dayanağı olan vergi raporlarına göre asıl davaya konu aynı tefecilik eylemi anlatılarak Vergi Usul Kanunu’nun 359 uncu maddesinin (b) fıkrası uyarınca kamu davası açılmış, hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle bu dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
10. Yapılan yargılamada, tanık sıfatıyla duruşmada dinlenen Dinçer A.’nın önceki ifadesinden farklı olarak sanık …’den borç para aldığını ve aldığı miktar kadar senet düzenlediklerini, sanıktan aldığı borca karşılık kendisinden faiz istemediğini beyan ettiği, Erduvan A.’nın da, sanık …’e mobilya işi yapmak için peşin para aldığını, ancak sanık kendisine güvenemediği için iş bitiminde almak üzere kendisine çekler verdiğini, sanıktan faiz ile para almadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
11. Tanık Faik Y. ‘nin önceki ifadesi ile uyumlu şekilde çevreden sanık …’in borç para verdiğini duyması üzerine sanıktan faiz karşılığı ödünç para aldığını, karşılığında senet imzaladığını, senet bedelini ödeyemeyince sanık tarafından icra takibine koyulduğunu beyan ettiği, Mert B.’nin de önceki ifadelerine benzer şekilde sanık …’den farklı zamanlarda faiz karşılığı borç para aldığını, bunların bazen verdiği vekalete istinaden veya bizzat kendisi tarafından resmiyette yapılan ev alım satımları ile gizlenmeye çalışıldığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
12. Sanık Maummer müdafi tarafından 09.05.2013 tarihli dilekçesi ekinde Mert B.’ye satılan daireler ile ilgili 10.03.2012 tarihli fatura sunulduğu görülmüştür.
13. Faturada adresi yazılı 4461 parseldeki daireye ilişkin dosyada örnekleri bulunan Tapu Müdürlüğü senetlerine göre, dairenin sanık … tarafından 19.10.2011 tarihinde Mert B.’ye vekaleten Alpay A.’ya satıldığı, 21.10.2011’de de Alpay A. tarafından başka birine satıldığı anlaşılmıştır. Suça ilişkin Mert B.’nin ilk şikayet ve ifade tarihinin 04.02.2012 tarihleri olduğu görülmüştür.
14. Mahkemece sanık … hakkında; çok sayıda senede dayalı icra takibi dosyasının bulunduğu, aralarında herhangi bir iş ilişkisi veya yakın akrabalık ilişkisi bulunmayan şahıslara faiz almaksızın yüksek miktarlarda borç para vermesinin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, Mert B. ile aralarındaki hukuki ilişkiyi ispata yönelik ev satışına ilişkin fatura tarihinin ihbar tarihinden sonra olması da dikkate alınarak suçtan kurtulmaya yönelik sanık savunmasına ve sanığı kurtarmaya yönelik sonradan değişen tanık beyanlarına itibar edilmediği kanaatiyle bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez atılı suçu işlediği kabul edilerek, tefecilik suçundan cezalandırılmasına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
15. Yine sanık … hakkında birleşen dosya kapsamında, aynı eylemden dolayı tefecilik suçundan açılmış kamu davası bulunduğu ve sanığın tek bir eylemle birden fazla suçun oluşumuna sebebiyet verdiği belirtilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 44 üncü maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmiş olduğundan, Vergi Usul Kanuna Muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir.
16. Sanık … hakkında ise, dosyada mevcut görüş ve öneri raporunun sanığın savunması doğrultusunda olduğu, dinlenen tüm tanıkların para alışverişini diğer sanık … ile yaptıklarını yönünden beyanlarını değerlendirerek savunmasının aksine, hakkında mahkumiyet hükmü kurmaya elverişli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil elde edilemediği kanaatiyle tefecilik suçundan beraat karar verilmiştir.
17. Ayrıca Adli Emanetin 2012/201 sırasında kayıtlı senetlerin iadesine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Müşteki … Vekilinin Sanık … Hakkında Tefecilik Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İsteği Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçu Kanunun “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenmiş olup suçun mağduru tüm toplumdur. Tefecilik ilişkisinde faiz karşılığı ödünç para alan kişi, iradi olarak faiz ilişkisinin tarafı olmakta olup gerçek anlamda suçun pasif failidir. Ancak kanun koyucu izlediği suç siyaseti gereği tefecilik fiilinin aktif failinin kolayca tespitini sağlamak amacıyla ödünç para alan kişiyi cezalandırmamıştır. Bu halde tefecilik fiilinin pasif faili konumunda bulunan faiz karşılığı ödünç para alan kişinin suçun mağduru olarak kabulüne olanak yoktur. Bu kişilerin fail hakkında şikayetçi olmaları halinde açılan bir kamu davasındaki konumları ihbar eden niteliğindedir ve suçun doğrudan mağduru olmadıklarından davaya katılma hak ve yetkileri bulunmamaktadır. Bu nedenle sanıklar hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen müşteki … vekilinin katılma hakkı olmadığı, yine mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
B. … Hakkında Tefecilik Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
1.Dosyada mevcut delillere göre yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığının anlaşılması nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
C. Sanık … hakkında Tefecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden, sanığın çok sayıda senede dayalı icra takibi dosyasının bulunması, aralarında herhangi bir iş ilişkisi veya yakın akrabalık ilişkisi bulunmayan şahıslara faiz almaksızın yüksek miktarlarda borç para vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması, hükme esas alınan tanık beyanlarına ve hükmün gerekçesine göre yüklenen suçun unsurları itibariyle oluştuğunun anlaşılması nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
D. Sanık … hakkında Vergi Usul Kanununa Muhalefet Suçundan Kurulan Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Hükmü Yönünden
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 44 üncü maddesi uyarınca aynı eylem ile kanunun birden fazla hükmünün ihlal edilmesi halinde fikri içtima hükümlerinin uygulanabileceği ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında sayılı suçları oluşturan eylemler ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241 inci maddesinin birinci fıkrasındaki suçu oluşturan eylemlerin aynı olmaması karşısında fikri içtima şartlarının oluşmadığı gözetilmeden yargılamaya devamla ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuş ise de;
1. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin (b) fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçu yönünden; 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin, sanığın sorgusunun yapıldığı 19.09.2013 tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin de gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
A. Müşteki … Vekilinin Sanık … Hakkında Tefecilik Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünün A bendinde açıklanan nedenle müşteki … vekilinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, müşteki … vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. … Hakkında Tefecilik Suçundan Kurulan Beraat Hükmü ve Sanık … Hakkında Tefecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2015 tarihli ve 2012/616 Esas, 2015/340 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık … müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanık … Hakkında Vergi Usul Kanunu’na Muhalefet Suçundan Kurulan Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2015 tarihli ve 2012/616 Esas, 2015/340 Karar sayılı kararına yönelik katılan … Il Müdürlüğü vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.