Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/1227 E. 2022/13029 K. 25.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1227
KARAR NO : 2022/13029
KARAR TARİHİ : 25.10.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … mirasçılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 25.10.2022 Salı günü davacı vekili Av. … ile davalı … mirasçıları vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay(Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 27.11.2018 tarih, 2015/13217 Esas ve 2018/11314 Karar sayılı bozma ilamında; “takip dosyasında borçlu adresinde yapılmış bir haciz olmadığı gibi aciz belgesinin de sunulmadığı, dolayısı ile borçlu şirketin aciz halinin sabit olmadığı, tasarrufun 13.06.2012 tarihinde, borç kaynağı senedin düzenlendiği 05.09.2012 tarihinden önce gerçekleştiği, mahkemece borcun 21.11.2011 tarihinden itibaren devam eden ilişkiden kaynaklandığı kabul edilmiş ise de tacir olan borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde bir inceleme yapılmadan, salt hisse devirlerinin borç başlangıcı olarak kabul edilmesinin somut bir bilgi ve belgeye de dayanmadığından doğru görülmediği” belirtilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kabulü ile; Yozgat ili, … ilçesi, … mahallesi, 426 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın davalılar arasındaki devrine yönelik tasarrufun davacının Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2013/4222 sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olacak şekilde iptaline, davacı tarafa bu taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … Mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
İİK.’nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Yargıtay(Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 27.11.2018 tarih, 2015/13217 Esas ve 2018/11314 Karar sayılı bozma ilamında tasarrufun 13.06.2012 tarihinde, borç kaynağı senedin düzenlendiği 05.09.2012 tarihinden önce gerçekleştiği, mahkemece borcun 21.11.2011 tarihinden itibaren devam eden ilişkiden kaynaklandığı kabul edilmiş ise de tacir olan borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde bir inceleme yapılmadan, salt hisse devirlerinin borç başlangıcı olarak kabul edilmesinin somut bir bilgi ve belgeye de dayanmadığından isabetli görülmediği belirtilmiş olup, mahkemece bozmadan sonra borcun kaynağına ilişkin olarak davalı borçlu şirketin ticari defterlerinin incelenmesi gerekli görüldüğünde ise, ticari defterler dosyaya sunulmadığından inceleme yapılamamıştır.
Davacının alacağı; 05.09.2012 tarihinde … Noterliği 001548 yevmiye nolu işlemi ile düzenlenen borç senedinden kaynaklanmakta olup, bu borç senedine göre; davacı …’ın davalı ….San.ve Tic.Ltd.Şti. ve …’a 150.000,00 Euro borç verdiği, vadenin 31.01.2013 olarak belirlendiği, davalı ….San.ve Tic.Ltd.Şti. ve …’un müşterek müteselsil sorumlu oldukları anlaşılmaktadır.
Davacı taraf; alacağının kaynağına ilişkin olarak davalı … ile aralarındaki akrabalık ve hemşehrilik ilişkilerine dayanarak, davalı …’un hissedarı olduğu … Ltd. Şti.’nin nakit ihtiyaçlarını karşılamak üzere 21.11.2011-28.11.2011 tarihlerinde davalı …’a banka havalesi ile 150.000,00 Euro borç verdiğini, daha sonra davalılardan borca ilişkin olarak da … Noterliğinden 05.09.2012 tanzim tarihli 150.000,00 Euro’luk borç senedi aldığını beyan etmiş olup, davalı …’un hesabına sözü edilen parayı havale ettiğine dair hesap ekstrelerini dosyaya sunmuştur. Bu paranın davalı …’a ait hesaba yatırılmasına ve paranın davalı … Şti. tarafından kullanıldığının da ispatlanamamasına göre, borçlunun davalı … olduğu anlaşılmaktadır. Daha sonra davalı borçlu … ve davalı şirket vekili; davacıya olan borcun 05.09.2012 tarihinde yapılan hisse devrinden kaynaklandığını beyan etmişse de, 07.12.2011 tarihinde davalı …’un ….San.ve Tic.Ltd.Şti.’ndeki 640 adet hissesini davacı …’a devrettiği, 05.09.2012 tarihinde ise davacı …’ın bu hisselerini tekrar …’a devrettiği, yani dava konusu edilen taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun yapıldığı 13.06.2012 tarihi itibariyle davacı …’ın davalı borçlu ….San.ve Tic.Ltd.Şti.’nde hissedar olduğu, böylece hem iptalini talep ettiği tasarruftan haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, hem de şirketteki hissenin davacı … tarafından 05.09.2012 tarihinde davalı …’a devredildiği tespit edildiğinden, bu durumda da borçlunun şirket değil yine … olduğu ve borcun 05.09.2012 tarihi olarak, 13.06.2012 tarihli tasarruf tarihinden sonra doğduğu anlaşılmaktadır.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde, davacının alacağı 21.11.2011-28.11.2011 tarihlerinde davalı …’a banka havalesi ile gönderdiği 150.000,00 Euro’dan kaynaklanmakta olup borçlu davalı …’dur.
Dava konusu edilen tasarruf işlemi ise 13.06.2012 tarihinde davalı ….San.ve Tic.Ltd.Şti.tarafından davalı …’e yapılan taşınmaz devri işlemidir. Buna göre davalı borçlu … tarafından yapılmış bir tasarruf işlemi bulunmamaktadır. Davalı borçlu … dava konusu tasarrufun tarafı olmadığından, tasarrufu yapan davalı … ..San.ve Tic.Ltd.Şti.’nin de davacıya borçlu olduğu ispatlanamadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … Mirasçıları vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı … mirasçılarına verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 25.10.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.