YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14514
KARAR NO : 2023/37
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/362 E., 2022/537 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 05.01.2015
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; 02.12.1985 tarihinde 158 sayılı … Satış Kooperatifine ortak olduğu, adı geçen kooperatife tarımsal faaliyet sonucunda elde ettiği ürünlerinin sürekli olarak satışını yaptığı, 6552 sayılı Kanun gereği prim borçlarını yapılandırılması için davalı Kuruma müracaat ettiğini, müracaatı sonucunda devamlı olarak ürün teslimine ve kooperatif üyeliğine rağmen sigorta kaydının bulunmadığını, davalı kurum tarafından kesintilerin yapıldığı kişinin baba adının farklı olduğunun bu nedenle talebinin kabul edilmediğini öğrendiğini, kesintilerin sehven … kızı … adına yapıldığını, Kooperatif kayıtlarında baba adının düzeltildiğini, ancak davalı kurum kayıtlarında düzeltme yapılmadığını, bu durumun yasal haklarını kaybetmesine sebep olduğunu, kayıtlarda … kızı olarak düzeltme yapılmasını ve 01.04.1994 tarihinden itibaren Tarım Bağkur sigortalılığının tespiti yolunda karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2926 sayılı Kanuna tabii kişilerden 01.01.1994 tarihinden itibaren komisyoncuya sattıkları ürünlerden prim tevkifatı yapılması ve yapılan tevkifatın kurum hesabına geçirilmesi gerektiği yolunda düzenleme bulunduğu,158 sayılı Manavgat Tarım Satış Kooperatifi tarafından yapılan kesinti listelerinde zorunlu olarak bulunması gereken baba adının davacı baba adından farklı olduğunu, nüfus kayıtlarında yapılan incelemede davacı kimlik bilgilerine sahip 1,… kimlik bilgilerine sahip 21 kişinin olduğunu, ürün bedellerinden yapılan prim kesintilerinin davacıya ait olduğu tespit edilemediğinden tevkifat talebinin kabul edilemediği beyan edilerek aleyhte açılan davanın reddi yolunda karar verilmesi talep edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.01.2016 tarihli ve 2015/1 E., – 2016/28 K., sayılı kararıyla; davacının davasının kısmen kabulü ile; davacının 01.12.1994 – 31.12.1994, 08.01.1995 – 31.07.1996, 01.08.1996 – 31.07.1997 ve 01.08.1997 – 31.07.1998 tarihleri arasında tarım bağkurlu olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
Daire kararında; “Dosya kapsamına göre, davacının 1994/11 dönemi ve sonrasında 158 sayılı Manavgat Pamuk ve Narenciye Tarım Satış Kooperatifine ürün teslimlerinden dolayı yapıldığını belirttiği Tarım Bağ-Kur tevkifat primleri kesintileri sebebiyle 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini talep ettiği, davacının ilk defa 1994 Kasım ayında 158 sayılı Manavgat Pamuk ve Narenciye Tarım Satış Kooperatifine teslim ettiği üründen prim tevkifatının Kurum hesabına 20.12.1994 tarihinde aktarıldığı, kabule konu diğer dönemler yönünden yapılan tevkifatların ise kurum kayıtlarına intikalinin tespit edilmediği, davacıyla aynı ad ve soyada ait kişilerin sadece ilçe sınırları dahilinde araştırıldığı, muhtar ve azaların beyanlarının tespit edilmediği, faaliyetlerin yukarıda belirlenen ilkeler doğrultusunda yeterli şekilde irdeleme yapılmadan eksik araştırmayla karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde, öncelikle davacının Kuruma intikal eden tevkifat kesintileri ve prim ödemeleri tespit edilmeli, uyuşmazlığa konu dönem yönünden muhtar ve azalar tanık sıfatıyla dinlenmeli, davacıyla aynı ad ve soyada ilişkin kişilerin tespiti ise Türkiye çapında nüfus kayıtları sorgulanmak suretiyle yapılmalı, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının faaliyetleri irdelenip sonucuna göre bir karar verilmelidir.” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davasının kısmen kabulü ile; davacının 01.12.1994 – 31.12.1994, 08.01.1995 – 31.07.1996, 01.08.1996 – 31.07.1997 ve 01.08.1997 – 31.07.1998 tarihleri arasında tarım bağkurlu olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili tarafından, tevkifatın … kızı … ‘dan yapıldığı, tanıkların davacının baba adını … olarak beyan ettikleri, davanın ispatlanamadığı gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.04.1994 tarihinden itibaren 2926 sayılı Kanuna tabi olarak tarım bağkur sigortalısı kabul edilip edilemeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 21 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…