YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13963
KARAR NO : 2023/466
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede; katılan mağdur vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin aynı Kanunun 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası
gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2020 tarihli ve 2020/40 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve dördüncü fıkrası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 21.01.2021 Tarihli ve 2020/89 Esas, 2021/30 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında,
a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 09.06.2021 tarihli ve 2021/410 Esas ve 2021/914 Karar Sayılı Kararı
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında;
a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.10.2022 ve 31.08.2021 tarihli, 9-2021/95023 sayılı onama görüşlü Tebliğnameler Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri
Mağdurun yaşını on yedi olarak sanığa söylediğine dair savunma, rehberlik öğretmeninin gözlemi ve mağdurun fiziksel gelişimi gibi hususlar nazara alınmadan hata savunması reddedilerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulmasının yerinde olmadığına, 26.05.2016 günü sanığın doğum gününün mağdurenin annesinin sevgilisinin evinde kutlandığı sırada sanık ile mağdurenin ilişkiye girdiğine, 9 hafta 2 günlük gebelik tespitinin bu tarihle örtüştüğüne, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yönelik mağdurun çelişkili ve soyut beyanı dışında delil bulunmadığından bu suçun da unsurları itibarıyla oluşmadığına ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın kısmi ikrar içeren beyanları, suç yönünden tehlikeliliği, pişmanlık göstermemesi, tanık beyanları ile adli raporlar nazara alınarak üst sınırdan ve takdiri indirim uygulanmadan cezalandırılması gerektiğine, lehe vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesi yönünden;
1. Sanığın fetüsün çok yüksek ihtimalle babası olduğuna dair adli tıp raporu, bu rapor alındıktan sonra kovuşturma safhasında mağdure ile cinsel ilişki yaşadığına yönündeki tevil yolu ikrarı, böylelikle aşamalarda delil durumuna göre değişen tutarsız çelişkili savunmaları, mağdurenin sanığın kendisi ile evinde ilişkiye girdiği yönündeki beyanları, genital muayene raporu, İzmir Adli Tıp Kurumu raporları, whatsapp mesajlaşma içerikleri, sanığın kendi rızasıyla dosyaya sunduğu ses kayıtları ve video kayıt içerikleri nazara alıp sanık ile mağdurenin 7-8 aylık arkadaşlıkları döneminde sanığın mağdurenin eğitim durumunu ve yaş bilgisini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olması, sanığın kovuşturmada doğum gününü kutladıkları gün cinsel ilişkiye girdiklerini kabul etmesi, yine soruşturma beyanında doğum günü partisinden önce mağdurenin yaşını öğrendiğini beyan etmesi nedeniyle mağdurenin yaşını on yedi olarak kendisine söylediği şeklindeki hata savunması reddedilerek on beş yaşından küçük mağdureye karşı rızası doğrultusunda organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğini kabul etmiştir.
2. Sanığın nitelikli cinsel istismarı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurenin iradesiyle hareket edebilme imkanını ortadan kaldırdığı, mağdurenin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmadığı kabul edilerek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurları itibarıyla oluşmayacağı kabulüyle beraatine karar vermiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından;
1. Sanığın on beş yaşından küçük olan katılan mağdure ile arasında duygusal ilişkinin bulunduğu, olay günü sanık ile mağdurenin sokakta karşılaştıkları, sanığın mağdureyi motosikletle alarak kendi evine götürdüğü, mağdure ile bu evde cinsel ilişkiye girdiği, mağdurenin hamile kaldığı kabul edilip sanık ile mağdurenin olay öncesi 7-8 aylık arkadaşlıklarının bulunması, sanığın mağdurenin abisi ile arkadaş olması, arkadaşının kardeşi olan ve duygusal yakınlığı bulunan mağdurenin kaç yaşında olduğunu bilmesi gerekmesi, ilkokula giden mağdureyi okul üniformasıyla görmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olması, dosyada mevcut … abi dediği kişi ile arasında tutanağa bağlanmış telefon görüşmesi kayıtları nedeniyle hata savunması reddedilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin çocuğun cinsel nitelikli cinsel istismarı suçunun sübuta erdiği kabulü yerinde görülmekle birlikte on beş yaşından küçük mağdure ile sanık arasında duygusal ilişki olması, mağdurenin rızasının bulunması şeklindeki suçun işleniş şekli gözetilerek alt sınırdan ayrılmayı gerektiren bir neden görülmemesi, ayrıca sanığın sabıkasız oluşu ve verilen cezanın geleceği üzerindeki olası ıslah edici etkisi karşısında, alt sınırdan belirlenen temel ceza üzerinden takdiri indirim maddesi uygulanması suretiyle yeniden hüküm kurulmuştur.
3. İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli istismar suçuyla sınırlı olduğu gerekçesiyle verilen beraat kararına yönelik istinaf başvuruları kabul edilerek duruşmalı yapılan incelemede; sanığın on beş yaşından küçük olup rıza açıklama ehliyeti bulunmayan mağdureyi motosikletiyle evine götürmesi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluştuğu, mağdure üzerinde cebir ve tehdit kullanmadığı kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede; katılan mağdure vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin aynı Kanun’un 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle birlikte Tebliğnamede mağdure vekilinin temyiz talebine yönelik onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Sanık Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mağdurenin gebelik süresi ve sanığın bu yöndeki kabulü nazara alındığında; gerekçeli karar başlığında suç tarihinin sanığın doğum gününün kutlandığı 26.05.2019 yerine ‘06.08.2019 tarihinden yaklaşık 1-2 ay öncesi’ şeklinde gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür.
1. Sanık ve Müdafiinin Hata Hükümlerinin Uygulanmasına Yönelik Temyiz Sebebi Bakımından
Sanık ile mağdurenin 7-8 aylık sevgili olmaları, sanığın savcılık beyanında; mağdurenin abisiyle arkadaş olmasından dolayı ailesi ile samimi olduğunu belirtmesi, yine savcılık beyanında kendisinin
doğum günü kutlamasından önce mağdurenin ilkokula gittiğini öğrendiğini beyan etmesine rağmen kovuşturma evresinde çelişkiye yol açacak şekilde halen on yedi yaşında olduğunu bildiği mağdureyle doğum günü kutlaması sırasında cinsel ilişkiye girdiğini söylemesi, sanığın rızası doğrultusunda telefonu üzerinde yapılan incelemede; hakkındaki şikayetten sonra yakınları tarafından mağdurenin on yedi yaşında olduğuna ilişkin savunma yapması yönünde kendisine telkinlerde bulunulan konuşmaların yapıldığı ses kayıtlarına erişilmesi karşısında, Bölge Adliye Mahkemesinin hata savunmasının reddine dair gerekçesi yerinde görüldüğünden, hükümde bu yönüyle bir hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
2. Katılan Bakanlık Vekilinin Temel Cezada Teşdit Yapılmasına, Takdiri İndirim Hükmünün Uygulanmaması ve Lehe Vekalet Ücretine Hükmedilmesi Gerektiğine Yönelik Temyiz Sebepleri Bakımından
1. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre temel cezanın “16 yıl” hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka uygun bulunmuştur.
C. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Mağdurenin Çocuk İzlem Merkezinde alınan ifadesi, tanık anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın on beş yaşından küçük mağdurenin hukuken geçersiz rızasına istinaden motosikletine alıp evine götürdüğü kabulünde bir isabetsizlik yoktur.
2. Mağdurenin 19.08.2019 günü itibarıyla 9 hafta 2 günlük hamile olması nedeniyle hem mağdurenin, hem de sanığın aralarında yalnızca bir defa cinsel ilişki gerçekleştiğini beyan etmesi karşısında, intikal tarihi olan 06.08.2019 gününden bir veya iki ay öncesinde cinsel ilişkinin yaşandığının kabulüne tıbben
olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle sanığın 06.08.2019 gününden bir veya iki ay öncesi mağdureyi kendisine ait eve cinsel amaçla götürdüğü hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığı nazara alınmadan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (f) bendi uyarınca belirlenen cezanın aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası gereğince artırılması suretiyle sanığa fazla ceza tayin edildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmüş ve bu nedenle tebliğnamedeki onama görüşüne iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan mağdure vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 09.06.2021 tarihli, 2021/410 Esas ve 2021/914 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
C. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 09.06.2021 tarihli ve 2021/410 Esas, 2021/914 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.