Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/13924 E. 2022/16202 K. 19.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13924
KARAR NO : 2022/16202
KARAR TARİHİ : 19.12.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; 18.06.2008 tarihli iş kazası sonucu %73 oranında sürekli işgöremez durumuna giren sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirler ile yapılan tedavi yardımlarının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen önceki karar dairemizin 29.06.2020 günlü ilamıyla “1- … öncelikle davalı şirket ile işin ihaleyle alındığı beyan edilen dava dışı ihale makamı arasındaki sözleşmeler getirtilip aralarındaki hukuki ilişki, bir başka ifade ile asıl işveren-taşeron ilişkisi olup olmadığı belirlenmelidir. 2- … sözleşmeler getirtilerek davalı şirket ile dava dışı ihale makamı arasındaki asıl-alt işverenlik ilişkisi irdelenmeli, varlığı halinde olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden bu çerçevede, işveren ve ilgililerin kusurunun birlikte irdelenerek belirlendiği, eldeki davada alınan kusur raporuyla müfettiş raporundaki çelişkinin giderildiği, hüküm kurmaya elverişli uygun yeni bir kusur raporu alınmalı, sorumluluk, oransal ve miktar olarak yeniden belirlenmelidir” gerekçeleriyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeksizin, ihale makamı ile davalı şirket arasındaki sözleşmeler getirtilmeden ve asıl-alt işverenlik ilişkisi irdelenmeksizin karar verilmiştir.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Mahkemece uyulan bozma ilamı gereği, ihale makamı ile davalı şirket arasındaki sözleşmeler getirtilerek asıl-alt işverenlik ilişkisini irdeleyen yeni bir kusur raporu alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 19.12.2022 gününde oybirliği ile karar verildi.