YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8529
KARAR NO : 2023/997
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli 2014/223 Esas, 2015/246 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddenin birinci fıkrası, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi, 22 nci maddenin üçüncü fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası, 51 inci maddenin birinci ve üçüncü fıkraları, 53 üncü maddenin altıncı fıkrası uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli 2014/223 Esas, 2015/246 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10.06.2020 tarihli ve 2019/6514 Esas, 2020/3353 Karar sayılı kararı ile, temel ceza belirlenirken alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerektiği, 5237 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasının temel cezadan sonra uygulanması gerekirken 89 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinden sonra uygulanması, bilinçli taksir şartlarını oluşturan hallerin birden fazla olduğu dikkate alınıp sanık hakkında tayin edilen temel cezadan 5237 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca daha fazla arttırım yapılması gerekirken, 1/3 oranında arttırım yapılarak sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesi, taksirli suçta hak yoksunluğu uygulanması, sanık hakkında sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi gerekirken, sürücü belgesine el konulmasına karar verilmesi, hapis cezasının ertelenmesine karar verilen sanığa 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan ihtarın karar yerinde belirtilmemesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2021 tarihli ve 2020/251 Esas 2021/183 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddenin birinci fıkrası, 22 nci maddenin üçüncü fıkrası, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddenin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi, 51 inci maddenin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları, 53 üncü maddenin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4.Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2021 tarihli ve 2020/251 Esas 2021/183 Karar sayılı kararının katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 28.09.2022 tarihli ve 2022/1662 Esas 2022/6023 Karar sayılı kararı ile tebliğnamede mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz istemi ile ilgili olarak görüş belirtilmemesi nedeniyle mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz istemi ile ilgili görüş bildirilmek ve düzenlenecek ek tebliğname ile birlikte gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.10.2022 havale tarihli ve 2021/160534 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1.Hapis cezasının ertelenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Temel ceza miktarının az olduğuna,
3.Sürücü belgesinin daha uzun süre geri alınması gerektiğine,
4.Cezada 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim uygulanmasına,
5.Re’sen gözetilecek hususlara ilişkindir.
B.Mahalli Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
1.Mahkemece katılanda meydana gelen zararın mahkemece basit bir araştırma yapılarak tespit edilip, sanığa zararı giderme imkanı da tanındıktan sonra, değerlendirime yapılması gerekirken sanığın katılanın zararını gidermediği şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmamasının hatalı olduğuna,
2.Yargıtay bozma kararında uzlaşma hükümleri yönünden bir bozma bulunmadığı, mahkemece soruşturma aşamasında uygulanan uzlaşmanında usul ve yasaya uygun olmadığı yönünde bir değerlendirmesininde olmadığı halde dosyanın tekrardan uzlaşma bürosuna gönderilerek uzlaşma hükümlerinin uygulanmasının, uzlaşmanın sağlanamaması sonucu doğan yargılama giderininde sanığa yükletilmesinde hatalı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
15.04.2012 tarihinde saat 17:00 sıralarında 1.14 promil alkollü olan sürücü sanık …’un sevk ve idaresindeki otomobil ile Çayırhan Atatürk Bulvarı üzerinden Postahane Sokak yönüne doğru ters yönden seyrederken S. Erdem Sokak kavşağına geldiğinde S. Erdem Sokaktan Atatürk Bulvarına doğru giden 15 yaşındaki katılan …’nin sevk ve idaresindeki bisiklete kavşak içerisinde çarpması neticesinde trafik kazasının meydana gelen olayda sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şeride girmek, şerit ihlali yapmak ve sol taraftan kavşağa giriş yapan motosikletliye çarpmadan önce uygulamış olduğu fren tedbirinde yetersiz kalmak suretiyle dikkatsiz ve özensiz bir şekilde asli kusurlu olarak mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve vücudundaki kemik kırığının hayati fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkileyecek nitelikte yaraladığı anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan TCK’nın 89/1. maddesi gereğince taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Karabük Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 01.04.2014 tarihli kesin raporda …’nin basit tıbbi müdahale ile giderilemez, hayat fonksiyonlarını 2. Derece etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı tespit edilmiştir.
3.Kaza tespit tutanağında, 15.04.2012 günü meskun mahalde, gündüz vakti, Çayırhan Atatürk Bulvarı üzerinde Pastahane Sokak yönüne (karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şeritte ters yönde) seyreden sanık sürücünün idaresindeki otomobil ile sokak kavşağına geldiğinde S.Erdem Sokaktan Atatürk Bulvarına seyreden … idaresindeki bisiklete çarpmasıyla kazanın meydana geldiği, sanık sürücünün Karayolları Trafik Kanununda belirtilen asli kusurlardan “‘Taşıt giremez’ trafik işaretinin bulunduğu karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yoluna girme” diğer kusurlardan olan alkollü … kullanma kuralını ihlal ettiğinden birinci derecede; bisiklet sürücüsü …’nin kavşağa yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlama kuralını ihlal ettiğinden ikinci derecede kusurlu olduğu belirtilmiştir.
4…. Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 05.06.2015 tarihli raporda kusur dağılımı,
“A)Sanık sürücü … yönetimindeki otomobil ile karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şeride girdiği,şerit ihlali yaptığı,sol taraftan kavşağa giriş yapan motosikletliyle çarpmadan evvel uygulamış olduğu fren tedbirinde yetersiz kaldığı olayda dikkatsiz ve özensiz davrandığından asli kusurludur.
B)Korunmaya muhtaç çocuk … yönetimindeki bisiklet ile kavşağa kontrollü şekilde girmediği,sağdan gelen otomobil ters yönden gelmiş olsa da otomobili zamanında farkedip etkili tedbir almadığı olayda dikkatsiz ve özensiz davrandığından alt düzeyde tali kusurludur.” şeklinde belirtilmiştir.
5.Olay nedeniyle yaralanan … sanıktan şikayetçi olup davaya katılmasına karar verilmiştir.
6.Sanık savunmasında, olay günü alkol aldığını, ters şeride girdiğini, bisiklet sürücüsüne nasıl çarptığını anlayamadığını beyan etmiş olup, beraatine karar verilmesini aksi kanaat olması halinde hakkında lehe hükümlerin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını istediği belirtmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkeme kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
A.Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1.Hapis Cezasının Ertelenmesinin Usul Ve Yasaya Aykırı Olduğu Yönünden
Hükmedilen 1 yıl 3 ay hapis cezasının, mahkemece erteleme hükümlerinin uygulanmasına engel sabıkası bulunmayan sanık hakkında, sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısı ile tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluştuğu gerekçesi ile erteleme kararı verilmesinde, 2 yıl denetim süresi belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Temel Ceza Miktarının Az Olduğu Yönünden;
5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, teşdiden hüküm kurulması oluş ve dosya kapsamına uygun görülmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Sürücü Belgesinin Daha Uzun Süre Geri Alınması Gerektiği Yönünden;
5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği, belirtilen kanuni sınırlar içerisinde ne kadar süre ile sürücü belgesinin geri alınacağı husunun hakimin takdirinde bulunduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4.Takdiri İndirim Hükümlerinin Uygulanması Yönünden;
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu mahkeme hakiminin takdirinde olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5.Re’sen Gözetilecek Hususlar Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B.Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Yönünden;
1.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümleri Yönünden;
Mahkemenin 19.12.2012 tarihli oturumunda, katılan tarafın celse arasında 3490, 00 TL zararlarını bildirir dilekçe sunduklarının belirtildiği, sanığın aynı oturumda alınan beyanında bu zararı gidermek istediğini beyan ettiği, mahkemece sanığa zararı gidermesi için süre verildiği, sanığın 22.05.2013 tarihli beyanında bildirilen zararı ödeme gücü olmadığını belirttiği, bozma sonrası 15.10.2020 tarihli beyanında dosyaya sunulan fişlere inanmadığını, maddi zarar varsa karşılamak istediğini, katılan vekilinin halen herhangi bir zararın giderilmediğini belirttiği, sanığın dilekçede yer alan maddi zararı karşılamak istemediğini beyan ettiği anlaşıldığından mahkemece suçun işlenmesiyle oluşan maddi zararın sanık tarafından karşılanmaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Uzlaşmanın Sağlanamaması Sonucu Doğan Yargılama Giderinin de Sanığa Yükletilmesinin Hatalı Olduğu Yönünden;
Dairemizin 10.06.2020 tarihli ve 2019/6514 Esas, 2020/3353 Karar sayılı kararında uzlaşma hükümleri yönünden bir bozma bulunmadığı halde dosyanın tekrardan uzlaşma bürosuna gönderilerek uzlaşmanın sağlanamaması sonucu doğan ve sanığın sarfına neden olmadığı yargılama giderinin sanığa yükletilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
C. 5237 sayılı Kanun’un “Cezanın belirlenmesi” başlıklı 61. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarına göre temel ceza üzerinden varsa önce artırımlar, daha sonra da indirimler yapılarak sonuç ceza belirlenecek, mevcut ceza üzerinden artırma ve indirme oranına göre hesaplanan miktar, bir önceki ceza miktarına eklenecek veya indirilecektir. Cezanın hesaplanmasında, hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl olarak belirlenecek olup, bir gün 24 saat, bir ay 30 gündür. Bir yıl ise resmî takvime göre hesaplanacaktır.
Temel cezanın yıl ya da ay olarak belirlendiği durumlarda, artırım ve indirimin nasıl yapılacağı ve sonuç cezanın nasıl belirleneceği ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2017 tarihli ve 2015/15-642 Esas, 2017/470 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Anılan kararın ilgili bölümü şöyledir:
“…Temel cezanın ay olarak belirlenmesi halinde ise yapılan artırım sonucu bulunan ceza yılı geçse bile yıl olarak ifade edilmeyip ay olarak belirlenecektir. Örneğin; 9 ay hapis cezasının 1/3 oranında artırılması halinde sonuç hapis cezası 12 ay olup 1 yıl değildir. Çünkü 12 ay, 12×30= 360 gündür. Bir yıl ise resmi takvime göre 365 güne tekabül etmektedir. 12 ay yerine 1 yıl hapis cezasına karar verildiğinde sanık, 5 gün fazla cezalandırılmış olacak ve aleyhine bir sonuç doğacaktır.
Nitekim 13.12.1939 gün ve 25-58 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında da; bir yıl veya daha fazla olarak hükmedilecek cezalarda yapılacak artırma ve eksiltme oranının, yılın aylara bölünmesi üzerinden hesaplanması ve düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir…”
Bu açıklamalar ışığında yapılan hesaplamaya göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenen 8 ay hapis cezasından aynı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/2) oranında artırım yapıldığında 12 ay hapis cezası yerine 1 yıl hapis cezasına hükmedilmesi, verilen cezada 89 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca (1/2) oranında artırım yapılrken 18 ay yerine 1 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmesi sonrasında cezada 62 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca (1/6) oranında indirim yapılırken sonuç cezanın 15 ay hapis cezası olarak belirlenmesi gerekirken, 1 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilerek sanık hakkında fazla cezaya hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde “B-2” ve “C” numaralı bentlerde açıklanan nedenle Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2021 tarihli ve 2020/251 Esas 2021/183 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (2) nolu bendinde yer alan “1 yıl” ibaresinin çıkarılarak yerine “12 ay” yazılması, (3) nolu fıkrasında yer alan “1 yıl 6 ay” ibaresinin çıkarılarak yerine “18 ay” yazılması, (4) nolu fıkrasında yer alan “1 yıl 3 ay” ibaresi çıkarılarak yerine “15 ay” yazılması, hükmün yargılama giderlerine ilişkin 13 üncü fıkrasında yer alan “Uzlaştırma Gideri 264,00 TL” ibaresinin çıkarılması “669,50 TL” ibaresi çıkarılarak yerine “405,50 TL” ibaresi yazılması, “suça sürüklenen çocuktan” ibaresi çıakrılarak “sanıktan” yazılması, 13 üncü fıkranın devamına “Uzlaştırma gideri olan 264 TL yargılama giderinin Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.