Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/4366 E. 2023/880 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4366
KARAR NO : 2023/880
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi ile beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile altıncı fıkrası, 43 ve 53 üncü maddeleri gereğince kamu davası açılmıştır.

2. Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2015 tarihli ve 2012/33 Esas, 2015/18 Karar sayılı kararı

ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın eşi olan mağdurenin ablası tarafından aldatıldığını öğrenmesi üzerine mağdurenin böyle bir iftirada bulunduğuna, mahkemenin gerekçesinin hukuka aykırı olduğuna ve re’sen tespit edilecek sebeplere yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; “İddia, savunma, celp edilen belgeler, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Olay tarihinde sanığın 15-18 yaş grubunda olan baldızı müdahil …’i aracıyla ilçe merkezindeki çalıştığı kuaföre getirirken araçta müdahili öpmek istediği ve bacağına dokunduğu, daha sonra müdahil ile birlikte kuaför salonuna girdiklerinde sanığın müdahilden su istemesi üzerine müdahilin kuaförün mutfağına gittiği, sanığın da hemen arkasından mutfağa girerek, müdahili belinden kavrayarak kendisine çekip okşamaya başladığı, eteğini sıyırarak dokunmaya devam ettiği, müdahilin karşı koyması üzerine sanığın kuaförden ayrıldığı şeklinde olayların geliştiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar sanık atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, müdahilin samimi beyanları, olay sonrasında müdahilin durumunu gören ve müdahilin olayı anlatmış olduğu tanıklar … … ve …’ın beyanları, yine müdahilin sanığa göndermiş olduğu 07.12.2012 günlü mesaj içeriği ile dosyada mübrez İstanbul ATK 6. Tıp İhtisas Kurulunun mağdurenin maruz kaldığı iddianamedeki eylem nedeniyle ruh sağlığında etkilenme meydana geldiğinin ancak ruh sağlığının bozulmadığına dair 26.02.2014 tarih 1026 sayılı uzman heyet bilirkişi raporu ve mağdurenin iffetini ortaya atacak derecede iddiada bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olması birlikte göz önüne alındığında sanığın müdahile yönelik basit cinsel istismar suçunu işlediği dosyada mevcut delillerle sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Her ne kadar iddianamede sanığın atılı suçu zincirleme olarak işlediği iddia edilmiş ise de, sanığın aynı gün içerisinde kısa aralıklarla gerçekleştirmiş olduğu eylem nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının göz önüne alınması gerektiği, yukarıdaki eylem dışında sanığın mağdureye karşı gerçekleştirdiği aynı gün içerisindeki eylem ile ilgili dosyada mahkumiyete yeter delil ve emarelerin bulunmadığı, bu haliyle eylemin tek suç olarak kabul edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Sanık hakkında dosyada mübrez İstanbul ATK 6. Tıp İhtisas Kurulunun 26/02/2014 tarih ve 1026 sayılı raporu ile maruz kaldığı cinsel saldırı eylemi sebebiyle ruh sağlığında mevcut etkilenme olduğu ancak bozulmanın meydana gelmediğinin belirtilmesine göre sanık hakkında aleyhe olan 5237 sayılı TCK’nın 103/6 maddesinin uygulanmaması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Sanığın kendisini suç ve cezadan kurtarmaya yönelik dosyadaki mevcut delil durumu, adli rapor ve tanık anlatımları nazara alındığında savunmalarına itibar edilmemesi gerektiği ve mevcut cinsel istismar nedeniyle cezalandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Sanığın sabit olan müdahile yönelik basit cinsel istismar suçundan eylemine uyan ve suç tarihine göre lehine sonuç ceza içeren 6545 sayılı yasa ile değişikten önceki hali olan TCK’nun 103/1-b ve 53 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.

Sanık hakkında ceza tertip edilirken suçun oluşu ve işleniş biçimi, kastın ve zararın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu ve diğer etkenler gözetilerek temel hürriyeti bağlayıcı cezanın belirlenmesinde alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir husus görülmemiş, açıklanan nedenlerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçeleriyle karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmalarının toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Hükümden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmaması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2015 tarihli ve 2012/33 Esas, 2015/18 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün çıkartılarak yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı da nazara alınmak kaydıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.02.2023 tarihinde karar verildi.