Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9163 E. 2022/7851 K. 10.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9163
KARAR NO : 2022/7851
KARAR TARİHİ : 10.10.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapusuz Taşınmazın Tescili

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, yörede 1958 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin paftada orman olarak tescil harici bırakıldığının anlaşıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun uygulanmaya başlandığı 10.10.1987 tarihinden önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Kanunların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanların tespit dışı bırakıldığı, bir diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekiplerinin ormanların kadastrosunu yapmadığı, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtların, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarıldığı (766 sayılı Kanun’un 46/3. maddesi), bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki ormanların sınırlandırılmasının Orman İdaresinden istendiği, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekiplerinin bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürüttükleri, bu uygulamanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 10.10.1987 tarihine kadar sürdürüldüğü, 3402 sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra ise anılan Kanun’un 4. maddesi gereğince işlem yapıldığı, her olaya, olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenle somut olayın 5602 sayılı Kanun hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesinin zorunlu olduğu, 1958 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan arazi bölümlerinin tespit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazların bitişiğindeki ya da yakınındaki arazi bölümünün ise tapu kayıtları esas alınarak, tarım arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tespit ve tescil edildikleri, her ne kadar komşu parsellerin tespitlerine esas alınan tapu kayıtları getirtilip uygulanmamış ve uzman bilirkişiler tarafından memleket haritası ve kesinleşen orman kadastro haritalarının kadastro paftasıyla aplike edilmesi suretiyle yeterli inceleme yapılmamışsa da, yörede 1987 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı dışında kaldığının tartışmasız olduğu, ancak arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tespit dışı bırakıldığının kabulünün zorunlu olduğu, HGK’nin 24.10.2001 tarih ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13.02.2002 tarih ve 2002/8 – 183 – 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tespit harici bırakılan yerlerin, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağı, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup, bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceği, orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı açıklanarak, davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Davacı vekili tarafından anılan ilama karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuş ve aynı Dairece karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacının davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderacatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 36,30 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.10.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.