Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/649 E. 2022/14959 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/649
KARAR NO : 2022/14959
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ….. San. Tic. Ltd. Şti. vekili Av. … İstek tarafından, davalılar … Ltd. Şti. ve …. Hizmetleri Ltd. Şti. aleyhine 19.02.2016 gününde verilen dilekçe ile TBK’nın 19. maddesi uyarınca muvazaa iddiasına dayalı takibin iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile takibin iptaline dair verilen 22.02.2018 günlü karara karşı davalı … Şirketi vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; davalı … Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen 31.12.2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; müvekkilinin “… Bulvarı No: 43 … Adana” adresinde … Hospital unvanlı ticari işletmenin sahibi olduğunu, adreste önceden “… Tıp Merkezi” unvanı ile davalı … Tıp Merkezi Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketinin faaliyette bulunduğunu, ancak aralarında davalı … . Medical Div Tıb. Cihaz Ltd. Şirketinin de bulunduğu birçok kişinin anılan şirketten alacaklı oldukları iddiası ile müvekkilinin işyerinde hacizler yaptığını, muhafaza işlemi ile tehdit edildiğini, davalı … Trade şirketinin diğer davalı … Merkezi Ltd. Şirketi hakkında İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2013/10142 sayılı dosyasından takip yaptığını, ancak davalılar arasında gerçek bir alacak borç ilişkisi bulunmadığını, takip ve alacağın muvazaalı olduğunu belirterek, İİK’nın 277 vd. maddelerine, terditli olarak TBK’nın 19. maddesine dayalı olarak muvazaa nedeniyle icra takibinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … şirketi vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; bononun alacağı tam olarak yansıtmadığı, her ne kadar borçlu … Tıp şirketinin diğer davalıya borçlu olduğu ticari defterlerde görünse de, alacağı temin yolunun tam rakamı göstermeyen bono ile değil sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre açılan bir takip ve davayla olması gerektiği, aksi halde bonoyla yapılan takibin teknik olarak mükerrer tahsil imkanı verebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; karar, davalı … Şirketi tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; her ne kadar davacı tarafından davalılar arasında gerçek bir alacak ilişkisi bulunmadığı, takibe konu bononun muvazaalı olarak düzenlendiği iddia edilse de bu iddianın davacı tarafından ispatlanamadığı, davalı … Şirketinin ticari defterleri üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi sonucu, davalılar arasında cari hesap şeklinde önceden gelen bir ticari ilişki bulunduğu, takip konusu bononun bu ilişki nedeniyle yapılan protokollere istinadın davalı borçlu … Tıp şirketi tarafından davalı … Şirketine verildiği, böylece bonodan kaynaklı alacağın gerçek bir alacak olduğunun anlaşıldığı, ilk derece mahkemesince bononun gerçek bir alacağa dayandığı kabul edilip davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; davalı … Şirketinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava ister İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı, isterse TBK’nın 19. maddesine dayalı olarak açılan bir dava olsun, davanın görülebilmesi için davacının borçludan bir alacağı olması ve bu alacağın da gerçek bir alacak olması gerekmekte olup, bu husus bir dava şartıdır.
Davacı eldeki davayı faaliyette bulunduğu adreste daha önce davalı … Tıp Merkezi Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketinin faaliyette bulunması sebebiyle haciz ve muhafaza tehdidi altında bulunduğundan bahisle açmıştır. Ancak eldeki davanın görülebilmesi için davacının davalılardan bir alacağının olması gerekir. Oysa davacının beyanı da nazara alındığında davalılardan bir alacağının olmadığı sabittir.
Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince; davacının bir alacağının bulunmaması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, davalı … Şirketinin diğer davalı şirketten olan bonoya dayalı alacağının gerçek bir alacak olduğu gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, HMK’nın 370. maddesinin 4. fıkrası gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 26,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 21.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.