YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10214
KARAR NO : 2023/1051
KARAR TARİHİ : 03.04.2023
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 15.05.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasten öldürme suçundan yargılandığını, 31.03.2013 tarihinde gözaltına alınıp 02.04.2013 tarihinde tutuklandığını, 11.03.2014 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama sırasında 26.04.2016 tarihinde yeniden tutuklanıp mahkumiyetine ve tutukluluk halinin devamına karar verildiğini, Yargıtay incelemesi ile mahkumiyet kararının bozulması ve 25.10.2018 tarihinde tahliyesine karar verildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda müvekkili hakkında beraat kararı verildiği, haksız tutuklu kaldığı süreler nedeniyle 70.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 21.06.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, davacı hakkında tutuklu kaldığı sürelerin mahsup edilip edilmediği hususunun araştırılması gerektiğini, davacının zararını dava dilekçesine ekleyerek zararı ispat etmesi gerektiğini, davacının tutuklanmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinden tazminat talep edemeyeceğini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, kısmen kabul halinde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ancak bu ücretin Sulh Ceza Hakimliği ile Ağır Ceza Mahkemesinde takip edilen işler arasındaki ücretten fazla olamayacağını, tazminat davalarının kesinleşmeden icraya konulamayacağını, davacı vekilinin özel vekaletnamesinin bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, öne sürmüştür.
3…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.10.2019 tarihli ve 2019/269 Esas, 2019/406 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 50.464,47 TL maddi, 65.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden faizi ile davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
4…. Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.12.2019 tarihli ve 2019/185 Esas, 2019/219 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, davacı hakkında gözaltı evraklarının alınması gerektiği, davacının iki farklı dönemde tutuklu kaldığı ve dava dilekçesinde iki farklı dönem için tazminat talep ettiği anlaşıldığından gerekçeli kararda hükmedilen tazminatlarının ikinci dönem tutukla tedbirinin kalıp kalmadığı hususunun tartışılmadığını, bu nedenle maddi tazminatın ilk dönem için 9.248,02 TL’nin 02.04.2013 tarihinden, 43.805,26 TL’nin 26.04.2016 tarihinden itibaren olması gerektiği, manevi tazminatın da her bir koruma tedbiri için tazminat miktarının ayrı ayrı belirlenip, faizlerinin de tutuklama tarihlerinden itibaren uygulanması gerektiğinden bahisle davacı … davalı vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.01.2020 tarihli ve 2020/36 Esas, 2020/43 Karar sayılı kararı ile İstinaf bozma ilamına uyarak davanın kısmen kabulü ile ilk tutuklama dönemi bakımından 9.248,02 TL maddi tazminatın 02.04.2013 tarihinden, 43.805,26 TL maddi tazminatın 26.04.2016 tarihinden, 65.000,00 TL manevi tazminatın ise 02.04.2013 tarihinden faizi ile davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6…. Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.06.2020 tarihli ve 2020/379 Esas, 2020/517 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı … davalı vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
7.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi;
Davacının kendi eylem ve kusurları ile tutuklanmasına neden olduğundan 5271 sayılı Kanun 142 ve 144 maddelerinde koşulları oluşmadığından açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat talebinin esasını oluşturan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/118 Esas, 2019/152 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının kasten öldürme suçundan yargılandığı, 31.03.2013 – 11.03.2014 tarihleri ve 26.04.2016- 25.10.2018 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama üzerine beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 06.09.2019 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacı hakkında tutuklu kaldığı sürelerin mahsubunun yapılmadığı, başkaca derdest dosya bulunmadığı, davacının tutuklu kaldığı tüm sürelerin infaz gördüğü belirlenerek ve istinaf bozma ilamına da uyularak, davanın kısmen kabulü ile 9.248,02 TL maddi tazminatın ilk tutuklama tarihi olan 02.04.2013 tarihinden, 43.805,26 TL maddi tazminatın ise ikinci tutuklama tarihi olan 26.04.2016 tarihinden, 65.000,00 TL manevi tazminatın ise ilk tutuklama tarihi olan 02.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, tazminata esas dosyada 31.03.2013 – 11.03.2014 tarihleri arasında ve 26.04.2016- 25.10.2018 tarihleri arasında tutuklu kalan davacı lehine her bir dönem için ayrı manevi tazminata hükmolunması gerektiği hususu da gözetilmeden yazılı şekilde davacı lehine manevi tazminata hükmolunması, bu kapsamda, 31.03.2013 – 11.03.2014 tarihleri arasındaki dönem için 23.850,00 TL manevi tazminata ilk tutuklama tarihi olan 02.04.2013 tarihinden, 41.150,00 TL manevi tazminatın tazminatın ikinci tutuklama tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren faizi ile hükmedilmesi gerektiğinden bahisle bu kısımların düzeltilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/118 Esas, 2019/152 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının kasten öldürme suçundan yargılandığı, 31.03.2013 – 11.03.2014 tarihleri arasında 345 gün ve 26.04.2016- 25.10.2018 tarihleri arasında 912 gün gözaltı ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama üzerine beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 06.09.2019 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiş ise de özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanun’da düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanması gerekmektedir. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 280/1. maddesinde düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanun’un 353. maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tebliğnamedeki tazminat miktarının iki farklı dönem bakımından değerlendirilip faizin başlangıç tarihlerinin değiştirilmesinin duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
A.Davalı vekilinin temyiz sebepleri;
Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141 ve devamı maddelerine göre, maddi ve manevi tazminat hakkı bulunduğundan, davalı vekilinin, davacının tazminat talebinin reddi gerektiğine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir. Ancak;
Maddi tazminatın 31.03.2013 – 11.03.2014 tarihleri arasındaki döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesap edilen “9.130,95 TL” yerine hatalı hesaplama ile bu miktarın üzerinde kalacak şekilde “9.248,02 TL” olarak tayin edilmesi ve 26.04.2016 – 25.10.2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesap edilen “43.142,68 TL” yerine hatalı hesaplama ile bu miktarın üzerinde kalacak şekilde “43.805,26 TL” olarak tayin edilmesi suretiyle davacı lehine fazla maddi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.06.2020 tarihli ve 2020/379 Esas, 2020/517 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin gereği hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan maddi tazminata ilişkin “9.248,02” ve “43.805,26” ibarelerinin hükümden çıkarılarak yerlerine sırası ile “9.130,95” ve “43.142,68” ibarelerinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2023 tarihinde karar verildi.