Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18027 E. 2023/301 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18027
KARAR NO : 2023/301
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/277 E. 2015/69 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2015 tarihli ve 2014/277 Esas, 2015/69 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2.Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (son) bentleri, 52 nci maddesi ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 47.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık gerekçesiz olarak kararı temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, satın almış olduğu tekstil ürünleri karşılığı olarak katılana Garanti Bankası Karaköy şubesine ait keşidecisi Detay Ofis ve Kent Mobilyaları Reklam Org. İnş. ve Dekorasyon Tic. Ltd. Şti. Olan 30/08/2013 düzenleme tarihli, 23.500,00 TL bedelli lehtarı sanık … olan arkasında da sanığın cirosunun bulunduğu tamamen sahte olarak oluşturulmuş çeki vererek üzerine atılı tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık soruşturma aşamasında özetle: ” Ben çeki kendi iş yerimde Adnan Yıldırım’dan alarak ona tişört vermiştim. Katılan … de o anda iş yerimdeydi ve çeki katılana verdim. Katılan bana çek karşılığı olarak 2-3 defa mal getirdi.” Şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. Sanık kovuşturma aşamasında özetle: “Ben katılan … ile sürekli ticaret halindeydim. Kendisine önceden 13.000 TL borcum kalmıştı. Olay günü Adnan Yıldırım isimli şahıs benim ona vermiş olduğum mal nedeni ile oluşan borcunu kapatmak için 23.500 TL bedelli çeki benim adıma tanzim etti,. … ile birlikte olduğumuz sırada çekin üzerini Adnan Yıldırım doldurdu. …’den çeki kontrol ettirmesini istedim. Kontrol ettirdiğini söyledi. Çeki ben cirolayıp …’e vermiştim. Çek bedeli 23.500 TL olup kendisine 13.000 TL borcum olduğu için geri kalan yaklaşık 10.000 TL’lik miktar bakımından o bana mal verecekti sonradan çekin sahteliği ortaya çıktı, çekin sahte olduğunu bilmiyordum, geri kalan borç miktarını ben Kemal Şahine ödeyemedim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Katılan sabit beyanında özetle: ” Sanık ile olay tarihinden bir hafta on gün kadar önce bir ticaretimiz oldu. Sattığım ürünlerin parasını nakit olarak ödedi. Aramızda bir güven oluştu. Suç tarihinde yine ürün satın almak istediğini söyledi. Ben ürün yüklü aracımla sanığın iş yerine geldim. Kendisi ürünlere baktı, beğendi, fiyatı konusunda anlaştık. 23.500,00 TL’lik ürün satın aldı. Karşılığında 23.500,00 TL bedelli suça konu çeki verdi. O anda ben bankayı arayarak çekin sağlam olup olmadığını sordum. Sağlam olduğunu söylediler. Bu nedenle çeki kabul ettim. 19.000,00 TL’lik ürünü teslim ettim. Kalan ürünleri de elimde olmadığı için bilahare teslim etmek üzere anlaştık. Oradan ayrıldım. Çeki cirolayıp borcum olan Sinan ÜRGÜP’e verdim. O da banka ile görüştüğünde çekin tamamen sahte olduğunu öğrenmiş. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
5. Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 26.11.2014 tarihli kriminal uzmanlık raporunda, çekin tamamen fotokopi yöntemiyle oluşturulduğu ve çekin aldatma niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir.
6. Mahkemece, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesi ve 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin uygulanması ihtimali nedeniyle ek savunması alınmıştır.
7. Suç konusu çek Mahkemece incelenerek, çekin keşide yerinin bulunmadığı, diğer unsurlarının tam olduğu, aldatma niteliğinin bulunduğu belirlenmiştir.
8. Mahkemece yapılan yargılamada:
“a. Sanık tarafından “suça konu çeki Adnan Yıldırım isimli kişiden aldığı, sahte olduğunu bilmediği, katılan ile arasında suça konu çekin dışında önceye dayalı alacak borç ilişkisi olduğu, çekin katılan tarafından bankaya sorularak kontrol ettirildiği, banka tarafından çekin sağlan olduğu yönünde kendisine bilgi verilmesi üzerine katılanın çeki kabul ettiği” şeklinde savunma geliştirilmiş ise de; çek bedelinin yüksek olması karşısında sanığın kimlik, adres ve iletişim bilgilerini bilmediği Adnan isimli şahıstan çeki aldığı yönündeki savunmasının inandırıcılıktan uzak ve hayatın olağan tecrübelerine aykırı bir savunma olduğu, Adnan isimli kişinin hayali birisi olduğu yönünde kanaat oluştuğu,
b. Katılan ile sanık arasında suç tarihinden önce devam edegelen bir ticari ilişki kapsamında suça konu çekin katılana verildiği yönündeki savunmasının da var olduğunu belirttiği ticari ilişkiye dair fatura, hesap dökümü, banka dekontu, muhasebe evrakı ibraz edememesi karşısında atılı dolandırıcılık suçundan kurtulma amacını taşıdığı,
c.Sanık ile katılanın beyanlarının hem eyleme ilişkin anlatım hem de miktarlar yönünden farklılık arz ettiği, yukarıda yazılı gerekçelerle dolandırıcılık suçunun unsurları ve katılanın bankaya kontrol ettirerek çeki aldığına dair sanık beyanı yönleri itibariyle katılanın anlatımına üstünlük tanınması gerektiği,
d.İddianamede sanık hakkında tacir veya şirket yöneticilerinin dolandırıcılığına dair sevk maddesi belirtilmiş ise de sanığın tacir ya da şirket yöneticisi olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında olmaması nedeni ile tacirin ya da şirket yöneticisinin dolandırıcılığından söz edilemeyeceği, bu nedenle suça konu çekin bankanın maddi varlığı olması nedeni ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması sureti ile dolandırıcılık suçuna sanığın eyleminin vücut verdiği, bu amaçla sanığa ek savunma hakkı verildiği, her ne kadar bir an için çekin külliyen sahte olması nedeni ile bankanın maddi varlığı olmadığı yönünde bir değerlendirilme yapılsa dahi emsal Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 17/09/2014 tarihli 2013/573 E. 2014/14862 K. Sayılı ilamı ile külliyen sahte oluşturulmuş çek ile yapılan dolandırıcılık eyleminin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması sureti ile dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabul edildiği, dolayısıyla sanığın sabit olan bu şekildeki nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması gerektiği,
e. Sanık hakkında suça konu çekle ilgili resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılma istemi ile dava açılmış ise de çek üzerinde çekin zorunlu unsurlarından olan keşide yerinin yazılı olmadığı, bu nedenle suça konu çekin kambiyo senedi vasfını taşımadığı ve resmi belge olmadığı, özel belge olduğu, dolayısıyla eylemin de özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, sanığın özel belgede sahtecilik suçundan verilen ek savunma doğrultusunda sabit olan özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması gerektiği,”
Gerekçeleri ile sanığın özel belgede sahtecilik ve bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediği kanaatine varılarak hükümler kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
A. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyizi reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezası belirlenirken, tespit olunacak temel gün, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 inci maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması suretiyle tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısı 5 gün olarak belirlenip bu miktar üzerinden uygulama yapıldıktan sonra sonuç cezanın haksız elde olunan yararın iki katına çıkartılması suretiyle, sanık hakkında adli para cezası tayin edilmesi, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2015 tarihli ve 2014/277 Esas, 2015/69 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2015 tarihli ve 2014/277 Esas, 2015/69 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ,
“5 gün”, “100,00 TL” ve “47,000 TL” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “2350 gün tam” ve “47000,00 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.01.2023 tarihinde karar verildi.