Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/6250 E. 2009/1545 K. 27.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6250
KARAR NO : 2009/1545
KARAR TARİHİ : 27.02.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında icra takibi yaptığını ve takibin kesinleştiğini, davacının davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, sadece dava dışı oğlu…’in davalı şirkette işe başlarken boş ve teminat senedi olarak dava konusu senedin verildiğini, davalının anlaşmaya aykırı olarak senedi doldurup takibe koyduğunu iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının oğlunun müvekkili şirkete plasiyer olarak alındığını, ancak işe başladığı tarihten itibaren birçok kere davalı şirkete yaptığı tahsilatların ödemelerini yapmadığını ve davalı şirketin zararlarının tahsil edilmesi amacıyla 20.000.000.000 TL değerindeki bonoyu verdiklerini, teminat senedi iddiasının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davalının takip konusu yapılan senedi borç alacak ilişkisi nedeni ile alındığını savunması nedeni ile senedi talil ettiği, ispat külfetinin davalı tarafa geçtiği, davacının oğlu…’in mal açığı listesinde imzası bulunmadığını, davalı şirketin adı geçene hangi tarihte ne kadar ve hangi malları verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davaya konu bononun teminat olarak verildiğini ve borç bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin alacağına karşılık dava konusu bononun düzenlenip verildiğini savunmuştur.
Davaya konu bono da ihdas nedeni bulunmamaktadır.

HUMK.’nun 290. maddesine göre, senede karşı def’i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin yazılı belge ile ispatı gerekmektedir.
Somut olayda davacı yan, davaya konu bononun teminat olarak verildiğini ve anlaşmaya aykırı olarak davalı yanca doldurulduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Senette ihdas nedeni olmaması nedeniyle talilden söz edilemez.
Mahkemece bu yön göz ardı edilerek ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek ispat külfetinin davalıya yükletilerek yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmayıp hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.