YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3508
KARAR NO : 2023/324
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Katılanlar vekilinin temyiz istemi yönünden; yüzüne karşı verilen karara karşı 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanuni süre geçtikten sonra temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği katılanlar vekili yönünden süresinde olmadığı, sanık müdafii yönünden süresinde olduğu, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 12.04.2012 tarih ve 2012/5700 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2012/177 Esas, 2014/248 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 11.12.2017 tarih ve 14-2015/45354 sayılı temyiz ret ve onama görüşlü Tebliğname ile daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii; delillerin takdir edilmesinde esaslı olarak hataya düşüldüğünü, mahkumiyet kararına gerekçe olarak somut hiçbir delil gösterilmediğini, bu itibarla sadece çelişkili müşteki beyanları gösterildiğinden yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini, sanığın her aşamada cinsel ilişkiye girmediğini beyan ettiğini ve adli tıp raporunun sanığın beyanlarını doğruladığını, mağdurenin sanığı seni rezil ederim diyerek tehdit ettiğini, sanığın hiçbir şekilde mağdureyi tehdit etmediğini ve alıkoymadığını, mağdurenin bunu kendisinin de ifadelerinde beyan ettiğini, mağdurenin vermiş olduğu ifadelerinin baştan sona kendi içinde çelişkili olduğunu ve iftira olduğunun aşikar olduğunu, dosya içerisinde mevcut ve somut olan 1000 adetten fazla mesajların bulunduğunu, mağdurenin ailesinin yanında haklı çıkmak için sanığa iftira attığını, adli tıp raporu da dikkate alınıdığında sanığın suçsuz olduğunu, dosya kapsamında mağdurenin aşamalarda farklılık gösteren ifadelerinden başka bir kanıt bulunmadığını ve sair temyiz sebeplerini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk derece mahkemesi tarafından; “Sanığın savunmaları, zarar görenin aşamalardaki oluşa dair kendi içindeki tutarlı anlatımları, ruh sağlığının bozulduğuna dair ATK. 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor ile kemik yaşına dair raporun birlikte değerlendirilmesinde,
Sanık ile zarar görenin sanık tarafından zarar görene gönderilen kısa mesaj aracılığıyla tanıştıkları, zaman içinde cep telefonu ve internet sosyal medya ortamından arkadaşlıklarının ilerlediği ve görüşmeye başladıkları,
İlk olarak zarar gören ile sanığın, sanığa ait işyerinde yalnız kaldıkları ve burada sanığın zarar göreni ikna ederek anal yoldan ilişkiye girmeye ikna ettiği ve bundan sonra da birkaç kez aynı şekilde cinsel ilişkiye girdikleri, cinsel ilişkinin yaşandığı yer ve süre gözönüne alındığında sanığın eyleminde cinsel amaçlı özgürlüğü kısıtlama suçunun yasal unsurlarının oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır.
Her ne kadar zarar görenin aldırılan raporunda livataya ilişkin bulgu tespit edilememiş ise de, doktor raporu ve adli tıp uygulamalarına göre, rıza ile ve özellikle kayganlaştırıcı madde kullanmak suretiyle anal yoldan gerçekleştirilen cinsel ilişkilerde, kronik bir hal almamış ise, fiziksel belirti ortaya çıkmayabileceği,
Yine bu bağlamda, zarar gören her ne kadar cinsel ilişkinin zor kullanılarak gerçekleştirildiğini ileri sürmüş ise de, ilişkinin birden fazla kez gerçekleşmiş olması gözönüne alındığında zor unsurunun varlığının kabul edilemeyeceği kanısı oluşmuştur.
Zarar görenin kemik yaşının tespiti açısından ATK 2. İhtisas Kurulu’ndan aldırılan raporunda, suç tarihinde 15 yaşını bitirmemiş olduğu tespit edilmiştir.
6545 SAYILI YASA ÖNCESİ VE SONRASINDAKİ TCY.103.MD KARŞILAŞTIRMASI;
TCY.103.md.nde 6545 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesi düzenlemeye göre, mevcut düzenlemenin lehe olması nedeniyle belirlenen sonuç hüküm, dosyamızın hüküm fıkrasında mevcuttur.
6545 S.Y ile yapılan değişiklik sonrasındaki düzenlemeye bakıldığında;
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan TCY.103/1 maddesi uyarınca 8 Yıl Hapis cezasına hükmedilecek,
Eylemin organ sokmak suretiyle işlenmiş olması nedeniyle TCY.103/2 maddesi uyarınca alt sınırdan ceza tayini ile 16 Yıl Hapis Cezası bulunacak,
Teselsülen işlenen eylem nedeniyle TCY.43.md uyarınca 1/4 oranında yapılacak artırım ile 20 Yıl Hapis Cezası bulunacak,
62.md ile yapılacak 1/6 oranındaki indirim sonucunda sanığın 16 Yıl 8 Ay Yıl Hapis Cezası hesaplanacak olduğundan, 6545 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesi hükümlerinin sanık lehine olduğu sonuç ve kanısına ulaşılmış,
Toplanan ve açıklanan kanıtlardan aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçeleriyle sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Katılanlar vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanuni süre geçtikten sonra 28.01.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmakla katılanlar vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.11.2014 tarihli ve 2012/177, 2014/248 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2012/177 Esas, 2014/248 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.