YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5565
KARAR NO : 2022/9537
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
MAHKEMESİ :Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.05.2018 tarih ve 2014/741 E. – 2018/622 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davalarda davalı şirket vekili ve davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine- kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 02.07.2020 tarih ve 2018/1394 E. – 2020/654 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 17.05.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl dava yönünden davacılar vekili, müvekkillerinin toplamda davalı şirketin %18,68 pay sahibi ortakları olduğunu, davalı şirketin 2013 yılına ait genel kurulunu 06/06/2014 tarihinde yaparak TTK 409 m. hükmüne aykırı davrandığını, davalının 2013 yılı genel kurul toplantısını geciktirmesinin kötüniyetli olduğunu, anılan genel kurul toplantısının davalı şirket hakkında açılan Bakırköy 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/146 E sayılı dava ile yapılmasının sağlandığını, ancak gündeminin yasaya aykırı olarak oluşturulduğunu, müvekkillerinin gündeme madde eklenmesi yönündeki taleplerinin reddedilerek gündem maddelerine alınmadığını, müvekkillerinin gündeme alınmasını istediği hususların aynı zamanda bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında bulunduğunu, davalı tarafın 2012 yılı genel kurul toplantısında da aynı davranışları sergilediklerinden bu tarihli genel kurul toplantısının Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/211 E sayılı davası ile iptalinin dava edildiğini, dava konusunu oluşturan genel kurul toplantısında TTK 395-396. maddeler gereğince 11 nolu karar ile verilen izinlerin iptale mahkum olduğunu, önceki genel kurul toplantılarında alınan bu mealdeki kararların iptali için Bakırköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/220 E. sayılı dava dosyasının da derdest olduğunu, Bakırköy 17. ATM’nin 2013/464 E. sayılı dosyasında bu kararların haksızlığına hükmedildiğini ileri sürerek 06/06/2014 tarihinde yapılan 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 1 nolu gündeme madde eklenmesine ilişkin taleplerinin reddi kararının, 9 no ile alınan yönetim kuruluna izin verilmesi kararının yürütmesinin ihtiyati tedbir ile durdurularak iptallerine, 15. madde ile özel denetçi atanmasına ilişkin taleplerinin reddine ilişkin kararın afaki iyiniyet kararlarına aykırı olması nedeniyle tek tek iptalleri ile aynı toplantıda alınan ertelenen gündem maddelerinin görüşülmesine ilişkin 07/07/2014 tarihinde yapılan Genel kurul toplantısında alınan finansal tabloların onaylanmasına ilişkin 3 numaralı kararın, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 4 numaralı kararın, kârın dağıtılmamasına ilişkin 5 numaralı kararın ana sözleşmeye ve yasaya aykırılığı nedeniyle iptaline, kararların yürütmesinin teminat alınmadan durdurulmasına, ilanına, şirketin ana sayfasında yayınlanmasına, özel denetçi atanması taleplerinin reddine ilişkin genel kurul kararının iptali ile özel denetçi atanmasına, özel denetçi masrafının davalı şirketçe peşin yatırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı şirket vekili, davacı …’ın müvekkili şirket nezdindeki hisselerinin idaresi için Bakırköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/103 E. sayılı dosyası ile kayyım atandığını, kısıtlı adına dava açılması için vesayet makamının izni gerektiğini, davacı … ‘un da tek başına azınlık hakkını kullanarak bu davayı açamayacağını, davacının 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında gündeme madde eklenmesi yönündeki taleplerinin yasaya uygun olanlarının kabul edilmesine rağmen davacının Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/591 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davacının haksız menfaat elde etme peşinde bulunduğunu, müvekkili şirket hakkında Bakırköy 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/106 E. sayılı dosyası ile şirketin feshini talep ettiğini, davacının aynı genel kurul kararlarının iptali için çocukları İLKER ve BORA adına aynı gün Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/849 E. sayılı davayı açtığını, davanın yasal süre içinde açılmadığını, yasaya uygun olarak yönetim kurulundan talep edilmeyen gündeme madde eklenmesi taleplerinin toplantı esnasında ileri sürülemeyeceğini, kararların iptali ve özel denetçi atanması taleplerinin aynı davada ileri sürülemeyeceğini, davacıların teminat yatırması gerektiğini, davacıların ret oyu kullandıklarını, ancak muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmadıklarını, bu nedenle davanın esasa girmeden reddi gerektiğini, iki ayrı genel kurul toplantısının aynı davanın konusu yapılamayacağını, iptal taleplerinin yersiz olduğunu, genel kurul toplantısının süresinde yapılmamış olmasının iptal nedeni olmadığını, gündemin yasaya aykırı oluşturulduğu iddiasının asılsız bulunduğunu, alınan karaların yasaya ve usule uygun olarak alındığını savunarak davacılardan teminat alınmasına, icranın geri bırakılması taleplerinin reddi ne özel denetçi atanması taleplerinin süresinde olmadığından ve ayrı dava açmadıklarından reddine, haksız davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/849 E. sayılı dosyasında davacılar vekili; davalı şirketin 06/06/2014 tarihinde gerçekleştirilen 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında gündeme madde eklenmesine ilişkin taleplerinin reddine ilişkin 1 numaralı, yönetim kurulu üylerine TTK nın 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin 9 numaralı, özel denetçi taleplerinin reddine ilişkin 156 numaralı, TTK nın 420. maddesi uyarınca ertelenen maddelerinin görüşülmesine ilişkin 07/07/2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan finansal tabloların onaylanması ilişkin 3 numaralı ve yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin 4 numaralı kararın ana sözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle tek tek iptalleri ile genel kurulda rededilen özel denetçi kararının iptali ve davalı şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Bakırköy 7. ATM’ nin 2014/849 E. sayılı dosyasında davalı vekili, aynı taleplerle dava dışı … ve reşit olmayan diğer hissedar … tarafından açılan davanın Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/741 esas sayılı dosyasında derdest bulunduğunu TTK nın 448/2 maddesi uyarınca davaların birleştirilmesi gerektiğini, davacı küçüklerin müvekkili şirketteki hisselerin temsili için Bakırköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/103 esas sayılı davasında kayyım tayin edildiğini ve vesayet makamının izni olmadan davaya devam edilemeyeceğini davanın yasal süresi içerisinde yapılmadığını, davacıların şirket genel kurulunun yapılması için açmış oldukları kayyım atanması talebini Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/591-305 sayılı kararı ile rededildiğini, genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ile özel denetçi atanması talebinin aynı davada ileri sürülemeyeceğini TTK nın 448/3 maddesi gereğince teminat alınması gerektiğini, dava şartı olarak davacıların muhalefet şerhinin toplantı tutanağına yazılmadığını, iki ayrı genel kurul toplantısından alınan kararların tek bir davada iptalinin talep edilemeyeceğinin genel kurul toplantısının süresinde yapılmamasının iptal nedeni olmadığını ve diğer iddiaları gerçek olmadığını beyanla teminat yatırılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına, huzurdaki davanın Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/741 esas sayılı dosyası ile birleştirilerek tüm taleplerin reddine karar verilmesini savunmuştur.
Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/411 E. sayılı dava dosyası yönünden davacılar vekili, müvekkilinin davalı şirketin %33,78 hissesine sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin 21/04/2015 tarihinde 2014 yılı O.G.K. toplantısını yaptığını, davalı şirketin 2014 yılı O.G.K. toplantısını TTK 409. maddesinin öngördüğü üç aylık süreden sonra gecikmeli olarak yaptığını, bilahare 25/05/2015 tarihinde ertelenmiş O.G.K. toplantısını yaptığını, toplantıların müvekkillerinin bilgi alma hakkına riayet edilmeden gündemin görüşülmesine geçilerek gerçekleştiğini, alınan kararların afaki iyiniyet kurallarına ve yasaya aykırı olduğunu, oy kullanması mümkün olmayan kişilerce oy kullanıldığını, dava konusu 21.04.2015 tarihli O.G.K. toplantısında alınan 3 nolu kararın bilgi alma hakkına riayet edilmemesi, yönetim kurulu üyelerinin seçilmesiyle ilgili 9 nolu kararın ayını yönetim kurulu üyelerinin tekraren seçilmesinin dürüstlük kuralına ve yasaya aykırı olması, yönetim kurulu üyelerinin ücretlerine ilişkin 11 nolu kararın zaten yüksek olan maliyetleri artırılmasına gerek bulunmaması, yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine ilişkin 12 nolu ve 13 nolu sermaye artışına ilişkin kararların dürüstlük kuralı ve yasaya açıkça aykırı olması, 25.05.2015 tarihli genel kurul kararlarından 3 nolu finansal tablolara ilişkin kararın sorulara verilen cevapların tutanağa yanlış geçirilmesi, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 4 nolu kararın topluca oya sunularak yapılmış olması, kar paylarının dağıtımına ilişkin 5 nolu kararın bilgi alma hakkına ve dürüstlük kuralına aykırı olması, bağımsız denetçi seçimine ilişkin 6 nolu kararın aynı sebebe bağlı olarak öncelikle butlanına, aksi halde afaki iyiniyet kurallarına ve yasaya aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/411 E. sayılı davada davalı vekili, davacıların kendi lehlerine bile olsa müvekkili şirket tarafından alınan her genel kurul kararına muhalefet ederek bu kararlar aleyhine davalar açtığını, davacı … tarafından velayeti altındaki çocuklarının hissesi kullanılarak müvekkili şirketi baskı altına almak istemesi nedeniyle çocuklarının müvekkili şirketteki hisseleri için Bakırköy 1. Sulh Hukuk mahkemesinin 2013/103 E. sayılı dava dosyası ile dava açıldığını ve davacı çocuklarına kayyım atandığını, çocuklar adına dava açılabilmesi için vesayet makamından izin alınması gerektiğini ve alınmadığından davanın esasa girilmeden reddi gerektiğini, davacıların teminat yatırması gerektiğini, davacıların yapılan genel kurulda alınan kararlara ret oyu kullanmalarına rağmen muhalefet şerhlerini tutaklara geçirmediklerini, genel kurul toplantısının süresinde yapılmadığı iddiasının yersiz olduğunu, davacıların bilgi alma haklarının kısıtlandığı iddiasının gerçek dışı bulunduğunu, iptali talep edilen genel kurul kararlarının yasaya, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına bir aykırılığı bulunmadığını, kar dağıtılmaması kararının maddi koşullarının bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince, davalı şirketin 06.06.2014 tarihli ve 07.07.2014 tarihli genel kurul kararlarıyla ilgili olan asıl davada ve birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/849 Esas sayılı davaları yönünden, 06.06.2014 tarihli genel kurulun 9 nolu gündem maddesiyle alınan kararın TTK’nın 395-396.maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine rekabet izni verildiği, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere TTK’nın 436. maddesi uyarınca oylamaya katılmaması gereken ortak şirketin (Gram Altın Pazarlama San.ve Tic. A.Ş.’nin) oylamaya katılması sonucu olumlu karar almak için nisabın yeterli olmadığı, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin aynı zamanda davalı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren şirketlerle ortaklıklarının ve hakimiyetlerinin bulunması nedeniyle alınan izin kararının kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, 06.06.2014 tarihli genel kurulda alınan diğer kararların iptalini gerektirecek bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, 07.07.2014 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 5. maddesiyle alınan kârın dağıtılmamasına ilişkin kararın ileride sermaye artırımı yapılacağı gerekçesine dayandırılmış olmakla birlikte alınmış bir sermaye artırım kararı bulunmadığı, şirketin ekonomik durumu itibariyle sermaye artırımını zorunlu kılan bir durum bulunmadığı gerekçesiyle, kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, 07.07.2014 tarihli genel kurulda alınan diğer kararların iptalini gerektirecek bir hukuka aykırılık bulunmadığı; birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/411 Esas sayılı davası yönünden ise 21.04.2015 tarihli genel kurulda gündemin 12. maddesiyle alınan TTK’nın 395-396. maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine rekabet izni verilmesine dair kararın kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, 21.04.2015 tarihli genel kurulda alınan diğer kararların iptalini gerektirecek bir hukuka aykırılık bulunmadığı, 25.05.2015 tarihli genel kurulda alınan kararlardan kârın dağıtılmamasına ilişkin 5 nolu gündem maddesiyle alınan kararın kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, bu genel kurulda alınan diğer kararların iptalini gerektiren bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle sonuçta, asıl ve birleşen 2014/849 E. sayılı davaların kısmen kabulüyle, 06.06.2014 tarihli genel kurulda alınan kararlardan yönetim kurulu üyelerine rekabet izni verilmesine dair 9 nolu kararın iptaline, bu genel kurulda alınan diğer kararlar yönünden davaların reddine, 07.07.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlardan kârın dağıtılmamasına ilişkin 5 nolu kararın iptaline, 3 ve 4 nolu kararlara ilişkin iptal talebinin reddine ve davacıların özel denetçi atanmasına ilişkin taleplerinin reddine, birleşen 2015/411 E.sayılı davanın kısmen kabulüyle, 21.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlardan yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin 12 nolu kararın iptaline, 3, 9, 10, 11 ve 13 nolu kararlara ilişkin davanın reddine, 25.05.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlardan 5 nolu kararın iptaline, 3, 4 ve 6 nolu kararlar yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin istinaf başvurusu yönünden HMK’nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca asıl davada davacıların ve birleşen davalarda davadan feragat eden … dışındaki davacıların istinaf başvurularının esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden asıl ve birleşen davalar yönünden davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak ve davadan feragat eden davacı …’ın feragati de dikkate alınarak, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; asıl davada davanın reddine, birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/849 E. sayılı davasında davacı … yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davacı … yönünden davanın reddine, birleşen Bakırköy 4. ATM’nin 2015/411 E. sayılı davasında davacı … yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı … vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı … vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Asıl ve birleşen davalar, davalı şirketin 06.06.2014, 07.07.2014, 21.04.2015 ve 25.05.2015 tarihli genel kurul toplantılarında alınan muhtelif kararların iptali istemine ilişkin olup, 06.06.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı, 21.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 12 numaralı karar şirket yönetim kurulu üyelerine TTK m. 395 ve 396 uyarınca izin verilmesine ilişkindir.
6102 sayılı TTK’nın ”Oydan Yoksunluk” başlıklı 436. maddesinde ”Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. ” hükmü yer almaktadır. Bu itibarla, yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesi kişisel nitelikte bir işe ilişkin olduğundan yönetim kurulu üyelerinin bu müzakerelerde oy kullanmayacağı izahtan vasrestedir.
Dava konusu genel kurul kararlarının oylamasında, çoğunluğun olumlu oyu ile karar alınmış, oylamada yönetim kurulu üyesi … oy kullanmamış ise de, dava dışı Gram Altın A.Ş oy kullanmıştır.
Uyuşmazlık, dava dışı Gram Altın A.Ş’nin pay sahibi bulunduğu davalı anonim şirketin genel kurullarında, aynı zamanda kendilerinin hakim ortağı ve yöneticisi olan …’ı da kapsayacak şekilde, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerine, TTK’nın 395. ve 396. maddeleri çerçevesinde izin verilmesi oylamasında oydan yoksun olup olmadığına ilişkindir.
TTK’da oydan yoksunluk haline ilişkin mevcut düzenleme, anonim şirketin pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olup istisna hükümlerinin yorum yoluyla kapsamının genişletilmesi kaçınılması gereken bir yöntem ise de; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Dürüst davranma” başlıklı 2. maddesinde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” hükmüne yer verilmiştir. Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturur. TMK’nın 2/1. maddesi herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünü TMK’ya göre dürüstlük kuralları verir. Hakların kullanılması ve borçların ifasında geçerli davranış kuralları, herkes yönünden uygulanacağından, objektif bir nitelik taşımaktadır. Bu bağlamda TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma “hakların kullanılması” ve “borçların yerine getirilmesinde” söz konusu olur. Aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen, hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hâkime özel ve istisnai hâllerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme olanağını sağlamaktadır. 25.01.1984 tarihli ve 3/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da ifade edildiği üzere, bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik oluşturduğu, gerçek hakkın tanınması ve bireyin korunması için tüm hukukî yolların kapalı bulunduğu zorunluluk hâllerinde, TMK’nın 2. maddesi uygulama alanı bulur ve olağanüstü bir imkân sağlar; haksızlığı düzeltici, yasadaki kuralları tamamlayıcı fonksiyonunu yerine getirir. Bir başka anlatımla, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hâkime özel ve istisnai hâllerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme imkânını sağlamaktır. Madde hükmünün bu özelliği, İsviçre Federal Kurulunun Medeni Kanun tasarısını Millet Meclisine sevkine ilişkin 1904 tarihli mesajında; “Bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik teşkil ettiği ve gerçek hakkın tanınması ve ferdin korunması için bütün hukuki yolların kapalı bulunduğu hâllerde MK. m.2 f.2 hükmünün amacı, zaruretten doğan ve olağanüstü bir imkân sağlamaktır” şeklinde açıklanmaktadır. TMK’nın 2. maddesinin ikinci fıkrasındaki kuralla kanunun ve hakkın mutlaklığı ilkesine istisna getirilmiştir. Ancak, bu kuralın taliliği (ikincilliği) de gözetilerek, öncelikle her meseleye ona ilişkin kanun hükümleri tatbik edilmeli; uygulanan kanun hükümlerinin adalete aykırı olabileceği bazı istisnai durumlarda da maddedeki kural, haksızlığı tashih edici bir şekilde uygulanabilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri oydan yoksun olup, müzakerede oy kullanmamış ise de; yönetim kurulu üyesi …’ın hakim hissedarı olduğu Gramaltın A.Ş.’nin oyu ile yönetim kurulu üyelerine TTK m. 395 ve 396 uyarınca izin verilmiştir. Gramaltın A.Ş. 2009 yılında kurulmuş olup, …’ın bazı hisselerini devralmak suretiyle davalı şirkete 2013 yılında hissedar olmuş ve …’ın oydan yoksunluk halinin bu şekilde aşılması sağlanmak istenmiştir. Bu durumun TMK 2. madde kapsamında hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu nazara alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı … yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.