YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5192
KARAR NO : 2023/740
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Sanık … müdafiinin temyiz isteği yönünden; Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanık müdafiinin yokluğunda verilen ve 03.06.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 16.06.2020 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, sanık … müdafiinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
Katılanlar vekilinin temyiz isteği hakkında; …’ın ölümü nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ölenin babası … hakkında katılma kararı verildiği, ancak ölenin annesi … ve kardeşi … hakkında katılma kararı verilmemiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz haklarının bulunduğu kabul edilerek, vekili aracılığı ile hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan … ve …’ın 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılmalarına, vekilinin de katılanlar vekili olarak kabulüne karar verilmiştir.
Katılanlar vekilinin temyiz isteği yönünden; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2016 tarih ve 2015/1 soruşturma no 2016/24374 esas nolu iddianamesi ile … Mah. Küçüksu Cd. … No:64 Ümraniye adresindeki AVM ve ofis inşaatının … Yapı ve Tic. A.Ş tarafından asıl işveren sıfatıyla yapıldığı, Yöntem İnş. Enerji Taah. San ve Tic. Ltd. Şirketinin bu yerin kaba inşaatını alt işveren sıfatıyla yaptığı, …’ın Yöntem İnş. Enerji San ve Tic. Ltd. Şirketinde demirci olarak çalıştığı, sanıklardan …’ın asıl işveren olan … Yapı ve Tic. A.Ş’de proje müdürü olarak çalıştığı, …’nin aynı şirkette şantiye şefi olarak çalıştığı, …’nin alt işveren olan Yöntem İnş. Enerji Taah. San ve Tic.Ltd. Şirketinde proje müdürü olarak çalıştığı, …’nin aynı şirkette şantiye müdürü olarak çalıştığı, maktulün 22/12/2014 günü saat 15:00 sıralarında çalıştığı işyerinde A-1 Blokta bulunan 2.kat asansör zemin boşluğundan zemine düşürek yaralandığı, tedavi için kaldırıldığı Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 31/12/2014 tarihinde saat 11:30’da öldüğü, olayla ilgili … Anadolu C. Başsavcılığınca yaptırılan 14/12/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre, olayda sanıklar …, …, … ve …’nin asli kusurlu olduklarının, olayda başkaca kusurlu bulunmadığının ölen kazalı işçi …’ın tali kusurlu olduğunun belirtildiği, bu şekilde sanıkların tedbirsizlik ve dikkatsizleri sonucunda gerekli önlemleri almayarak …’ın taksirle ölümüne sebep olduklarından bahisle eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85/1, 53/ son maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı, olayla ilgili sanık … ve diğer bir kısım şüpheliler hakkında … Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2016 tarih ve 2015/1 sayılı soruşturma evrakı üzerinden şüphelilerin 14.12.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre olayda kusurlu olmamaları sebebiyle suçun yasal unsurları gerçekleşmediğinden Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verildiği, haklarında kamu davası açılan şüpheliler ile ilgili yargılamanın … Anadolu 23.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/315 esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü, söz konusu Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karara şikayetçiler vekili tarafından şüpheli …’a yönelik olarak itiraz edildiği, … Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.08.2016 tarih ve 2016/3391 değişik … sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve … Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2016 tarih ve 2015/1 soruşturma sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair kararının kaldırılmasına karar verildiği, bu sebeple … Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2016 tarih ve 2016/124656 soruşturma no 2016/35108 esas nolu iddianamesi ile sanık … hakkında 14.12.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre olayda kusurlu olmadığının belirtilmesine rağmen, ilgili Sulh Ceza Hakimliğinin kararı sebebiyle tedbirsizlik ve dikkatsizleri sonucunda gerekli önlemleri almayarak …’ın taksirle ölümüne sebep olduğu iddiası ile taksirle ölüme sebep olma suçundan cezalandırılması için kamu davası açıldığı, … Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/449 esas sayılı dosyasında, 2016/315 esas sayılı dosya ile birleştirme kararı verilerek her iki dosyanın birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. … Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2017 tarih 2016/315 esas 2017/491 karar sayılı kararı ile;
a)Sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası ve 51 inci maddenin birinci fıkrası gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, tayin edilen cezanın ertelenmesine ve 2 yıl 1 ay süre ile denetim serbestlik hükümlerinin uygulanmasına,
b)Sanıklar …, … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası ve 51 inci maddenin birinci fıkrası gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, tayin edilen cezanın ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay süre ile denetim serbestlik hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş olup, bu kararlara karşı sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … ile katılanlar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulundukları anlaşılmıştır.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 09.05.2018 tarih ve 2017/4561 E. 2018/1469 K. sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesinin sanıklar hakkında vermiş olduğu mahkûmiyet kararlarına yönelik yapılan istinaf başvurularının değerlendirilmesinde; 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ilk Derece Mahkemesi kararlarının kaldırılması ile meydana gelen olayda kusurları bulunmadığı anlaşılan sanıklar …, … ve …’nin 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının c bendi gereğince beraatlerine, İlk derece mahkemesinin sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası, 50 nci madde, 52 nci maddenin dördüncü fıkrası gereğince hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının günlüğü 20,00 TL’den olmak üzere neticeten 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık … hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası, 50 nci madde, 52 nci maddenin dördüncü fıkrası gereğince hükmedilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının günlüğü 40,00 TL’den olmak üzere neticeten 36.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.09.2021 tarihli ve 2018/68474 sayılı, “Ret- Temyiz Talebinin Esastan Reddi” görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği;
1. … ve … hakkında istinaf yasa yoluna başvurulmadığına, iki sanık yönünden kararın kesinleştiğine,
2…. güvenliği uzmanı sanık …’ın eksiklikleri gidermekle yükümlü olduğuna, birinci derece kusurlu olduğuna, kararın hatalı olduğuna,
3.Bölge Adliye Mahkemesinde alınan raporun yasal dayanaktan yoksun ve hatalı olduğuna,
4.Sanıklar … ve …’nin de kusurlu olduğuna, sanık …’ın mahkûmiyet kararının kesinleştiğine, sanıkların kusurlu olduklarından istinaf mahkemesi kararının bozulması gerektiğine,
5.İstinaf Mahkemesi kararının sanıklar aleyhine bozulması talebine,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. … Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2017 tarih 2016/315 esas 2017/491 sayılı kararı ile;
“…Olay tarihinde … Mah. Küçüksu Cd. … No:64 Ümraniye adresindeki AVM ve ofis inşaatının … Yapı ve Tic. A.Ş tarafından asıl işveren sıfatıyla yapıldığı, Yöntem İnş. Enerji Taah. San ve Tic. Ltd. Şirketinin bu yerin kaba inşaatını alt işveren sıfatıyla yaptığı, maktul …’ın Yöntem İnş. Enerji San ve Tic. Ltd. Şirketinde demirci olarak çalıştığı, sanıklardan …’ın asıl işveren olan … Yapı ve Tic. A.Ş’de proje müdürü olarak sanıklardan …’nin aynı şirkette şantiye şefi olarak çalıştığı, sanıklardan …’nin alt işveren olan Yöntem İnş. Enerji Taah. San ve Tic.Ltd. Şirketinde proje müdürü olarak çalıştığı, sanıklardan …’nin aynı şirkette şantiye müdürü olarak çalıştığı, maktulün çalıştığı işyerinde A-1 Blokta bulunan 2.kat asansör zemin boşluğundan zemine düşürek yaralandığı, maktulün tedavi için kaldırıldığı Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 31/12/2014 tarihinde öldüğü, maktulün otopsi raporuna göre “genel beden travmasına bağlı kafatası ve pelvis kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu” öldüğünün belirtildiği, bilirkişi heyeti raporuna göre Sanık … Sineklinin ve sanık … Demircinin olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, Sanık …, Sanık … ve Sanık … Aydının olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunun bildirildiği…” gerekçeleri ile sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası ve 51 inci maddenin birinci fıkrası gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, tayin edilen cezanın ertelenmesine ve 2 yıl 1 ay süre ile denetim serbestlik hükümlerinin uygulanmasına, sanıklar …, … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası ve 51 inci maddenin birinci fıkrası gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, tayin edilen cezanın ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay süre ile denetim serbestlik hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş olup, bu kararlara karşı sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … ile katılanlar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulundukları anlaşılmıştır.
2. Maktulün kesin ölüm sebebini belirleyen, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 23.01.2015 tarihli otopsi raporunda, 22.12.2014 tarihinde yüksekten düşme sonucu kaldırıldığı hastanede 01.01.2015 tarihinde öldüğü bildirilen Atalay ve Naciye oğlu 12.11.1992 doğumlu …’ın ölümünün genel beden travmasına bağlı kafatası ve pelvik kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu bildirilmiştir.
3. Soruşturma aşamasında alınan 14.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda; asıl işveren … Yapı ve Tic. A.Ş. proje müdürü asli kusurlu, asıl işveren … Yapı ve Tic. A.Ş. şantiye şefi …’nin asli kusurlu, alt işveren Yöntem İnş. Enerji Taah. San Tic. Şti. Proje müdürü …’nin asli kusurlu, alt işveren Yöntem İnş. Enerji Taah. San. Tic. Şti. şantiye şefi Sabri Aybars’ın asli kusurlu, müteveffa kazalı işçi …’ın tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
4. Yargılama aşamasında alınan 06.02.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; sanık …’nin olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, sanık …’nin olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, sanık …’nin olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunu, sanık …’ın olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu, sanık …’ın olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunu bildirmiştir.
5. 23.12.2014 tarihli olay yeri inceleme raporunda müteveffanın düştüğü yerin otopark zemini olduğu, söz konusu alanda yeterli aydınlatma bulunmadığı hususlarına yer verildiği görülmüştür. … Yapı ve Tic. A.Ş. ile Yöntem İnş. Enerji Taah. San ve Tic. Ltd. Şirketi arasında 08.01.2014 tarihinde imzalanan betonarme (kaba) inşaat sözleşmesi, betonarme (kaba) inşaat teknik şartnamesi hükümleri incelenmiştir. Ayrıca, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, ölene ait … raporları, özlük dosyası, … güvenliği eğitimi katılım tutanakları, risk analiz raporları ve diğer tutanakların dava dosyasında olduğu tespit edilmiştir.
6.Sanıklar …, …, … ve …’nin üzerlerine atılı suçlamaları inkâr etmiş olduğu, sanık …’ın ise savunması alınmadan hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş olduğu belirlenmiştir.
7.Olayın tanıkları A.O., F.B., T.I., S.G., B.K.’nın anlatımları dava dosyasında mevcuttur.
8. Ölenin babası …’ın her aşamada sanıklardan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 06.11.2016 tarihli duruşmada hakkında katılma kararı verildiği ancak müştekiler Naciye ve … hakkında katılma kararı verilmediği tespit edilmiştir.
9. Sanıklara ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinde yapılan yargılama sırasında alınan 01.04.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; kazanın meydana gelmesinde asıl … veren … İnşaat’ın şantiye şefi sanık … ile alt … veren Yöntem İnaşaat’ın şantiye şefi sanık …’nin inşaat faaliyetlerini şahsi olarak sevk ve idare ettikleri, her türlü önlemi alma yetkisine sahip oldukları buna rağmen gerekli tedbirleri almamaları nedeniyle …’nin tali, …’nin asli kusurlu olduğu, … ve …’ın mali konuların idaresiyle ve birimler arası kordinasyon görevlerinin bulunması sebebiyle teknik konulardan sorumlu tutulamayacaklarından kusurlarının bulunmadığı, sanık …’ın gerekli bildirilmlerde bulunması sebebiyle kusurunun bulunmadığı, ölen işçi …’ın tali oranda kusurlu bulunduğu hususları bildirilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesince, sanık … hakkında Yerel Mahkemece savunma alınmadan karar verilmiş olması, dosyadaki bilirkişi raporunun sanık savunmaları irdelenmeden oluşturulması ve bu nedenle hükme esas alınamayacağı, ayrıca sanık … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince iki yıl bir ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildikten sonra, ceza miktarı itibari ile erteleme kararı verilemeyeceği gözetilmeksizin, verilen cezanın iki yıl bir ay denetimli serbestlik hükümleri uygulanmak sureti ile ertelenmesine karar verilmiş olması kanuna aykırı, bu itibarla taraf vekillerinin istinaf iddialarının yerinde olduğu anlaşılarak, duruşmalı inceleme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinde yapılan yargılama aşamasında, sanık …’ın alınan ifadesinde; “…Ben … firmasında danışmanlık yapan Sözbir Ortak … güvenlik birimi firmasında … ya danışmanlık hizmeti vermekteydim. Ben … güvenliği uzmanıyım. Benim sertifikam C sınıfı sertifakasıdır. Olayın olduğu işte de A sınıfı sertifikasına sahip bir kişinin çalışması gerekmektedir. Bu olayda ben sorumlu değilim. A sınıfı sertifikası olan uzman sorumludur. Benim olayda herhangi bir suçum yoktur. … sahasında eksikliklerle ilgili bana raporlar geldi. Ben bunu A sınıfı uzman geldiği zaman eksiklikleri kendisine bildirdim. A sınıfı uzmanda o tarihte Yusuf Cantürk idi. Bu eksiklikler proje müdürü … Yelişbaş’a da bildirildi. Bu proje bu eksikliklerden dolayı durudurulması gerekirken durdurulmamıştır. Bu olayın meydana gelişinde benim herhangi bir kusurum yoktur…” şeklinde savunma yaptığı,
Sanık …’nin ifadesinde, “…Ben daha önce bu konuda ifade vermiştim. Avukatımla birlikte ifademi vereceğim. Daha önceki ifadelerime ek olarak ben ana firma olan …’nın şantiye şefi olarak görev yapıyordum. Orda bizim görevimiz … güvenliği organizasyonunun sağlanmasıdır. Çalıştığım firmada yüzlerce işçi çalışmaktadır. Benim bu kişileri birebir takip etmem mümkün değildir. Biz bütün firmaların yaptığı gibi bu işlerle uğraşan … güvenliği işlerini takip eden profesyonel bir firmayla anlaştık. Bu firma Sözbir OSG’dir. Bu firma şantiyedeki bütün firmaların işgüvenliği denetimini yapmaktadır. Alt taşeronlarda kendi bünyesinde kendileriyle ilgili ayrıca çalışmış olduğu … güvenliği uzmanları vardır. Ve alt elemanları vardır. Bizi sorumluluğumuz bize gelen yazıları ilgili sorumlu yerlere bildirerek eksiklerin tamamlanması hususunda talimat vermektir. Aydınlatma hususuyla ilgili olarak da şu bilgiyi vermek istiyorum bu tür büyük şantiye alanlarında sadece çalışılan bölüm çalışma alanları yürüyüş güzergahları ilgililerin haber verilmesiyle sürekli olarak aydınlatılır. Aydınlık vaziyettedir. Müteveffada bu güzergahlar dışında çalışma alanı olmayan aydınlatılması gerekmeyen ve girilmeside normalde işi olmayan kişilere yasak olan bir yere girmiştir. Ve olayda burada meydana gelmiştir. Mütevvefanın çalıştığı yer 3 yada 4 katta bir yerdir. Kendisi buradan ayrılıp çalıştığı yerin bir alt katını inmiştir. Oradan düşmüştür. Ben üzerime düşen organisyonu sağladım. Gelen talepleridi ilgili şahıslara ilettim. Bu sözlü ve yazılı olmuştur. Birebir bizim bu büyük alanda takip etmemiz mümkün değildir. Sistem sayesinde takipler yapılmıştır. Aydınlatmayla ilgili yazışmalar … tarafından …’a bildirilmiştir. Ben bunu sonradan öğreniyorum. Olayda benim herhangi bir kusurum yoktur. Suçsuzum…” şeklinde savunma yaptığı,
Sanık …’nin alınan ifadesinde; “…Olayın olduğu sırada ben Yöntem firmasında şantiye şefi olarak çalışmaktaydım. Daha önce veridiğim ifadeye ilave olarak ben orada işin düzenli yürümesi için ve zamanında yapılması için yetkiliydim. Bununla ilgili olarak işgüvenliği uzmanlarına tüm önlemleri almaları için gerekli ekip ve ekipman desteğini sağlamakla görevliyim. Bunları da sağladım. Benim asli görevim orda imalatı kordine etmektir. Benim çalışmış olduğum alan büyük bir alandır. Birebir her işçinin ne yaptığını kontrol etmemiz mümkün değildir. Ancak zaman zaman kontrol ediyordum. Ayrıca gerekli bütün talimatlarıda veriyordum. Müteveffa 3. katta çalışmakta iken kimseye haber vermeden bir alt kata inmiştir. Olayda orada meydana gelmiştir. Biz işçilerle ilgili … güvenliği uzmanları tarafından yaptığı işe göre ne yapması hususunda gerekli bilgileri, uyarıları ve eğitimleri verdik. Müteveffaya aynı şekilde prosedür uygulandı. … güvenliği uzmanımız Duygu ile beraber tespit etmiş olduğumuz eksikleri … ye bildirdik. Bunları sözlü olarak bildirdim. Eksiklerle ilgili olarak gerekli kontrolleride bende zaman zaman yapıyordum. Bu eksikler giderilmemişse bunun sorumlusu bizim işgüvenliği uzmanlarımızdır…” şeklinde savunma yaptığı görülmüştür.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 09.05.2018 tarih ve 2017/4561 E. 2018/1469 K. sayılı kararı ile;
“…01/04/2018 tarihli, Dairemizde ki yargılama kapsamında aldırılan uzman üç kişilik bilirkişi heyetince tanzim edilen raporun, önceki raporlarda ki çelişkili hususları aydınlattığı,, bilimsel veriler ışığında, yasal mevzuat kapsamında hazırlandığı görülmüş, tayin edilen kusur oranlarının dosya kapsamı ve oluşa uygun olduğu saptanarak, tespit edilen gerekçeler ile rapor içeriği hükme esas alınmıştır.
Her ne kadar sanık … ve … hakkında cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; anılan sanıklardan … Demircinin Yöntem İnş. Taah. San. LTD. şirketinin proje müdürü, diğer sanık … Yeşilbaşın ise asıl işveren … Yapı Tic. A.Ş nin sözleşme ve tasarım koordinatörü olduğu, sanıkların esas sorumluluğun mali konuların idaresi ve birimler arası koordinasyonla sınırlı olduğu, meydana gelen kazanın … güvenliği tedbirlerini alınmamasından kaynaklandığı, bu hususun şantiye şeflerinin sorumluluğunda bulunduğu, dairemizce yapılan duruşmada sanık … Sineklinin mali yönden eksikliklerin giderilmesi hususunda bir sıkıntılarının bulunmadığını açıkça beyan etmesi iler dosyadaki deliller bir bütün olarak irdelendiğinde, işin yürütümünde teknik olarak doğrudan görev almayan sanıklar … ve … Yeşilbaşın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurları bulunmadığı anlaşıldığından, ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerektiği,
Her ne kadar sanık … hakkında cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; anılan sanığın asıl işverene bağlı … güvenlik uzmanı olarak çalıştığı, 23/10/2014 27/10/2014, 03/11/2017 tarihlerinde düşme riskine karşı önlem alınması, boşlukların kapatılması, aydınlatma gibi konularda gerekli tedbirler konusunda (mail) bildirim ve ihtarnamelerinin bulunması ve söz konusu ihtarnamelerde şantiye şefi imzası ve onayı bulunduğu görüldüğünden, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığı anlaşıldığından, beraatine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanık …’nin asıl işveren … Yapı ve Tic. A.Ş nin, sanık …’nin ise Alt işveren Yöntem İnş. Enerji Taah. San ve Tic. Ltd. Şti.nin şantiye şefi oldukları,hernekadar anılan sanıklar olayda kusurlarının bulunmadığını savunarak atılı suçlamayı kabul etmemekte iselerde; inşaat faaliyetlerini şahsi olarak sevk ve idare ettikleri, Yöntem İnş. Firması … Güvenliği uzmanı Duygu Karasu tarafından kazadan birkaç gün önce 18/12/2014 tarihinde gerekli önlemler alınması hususunda tespitler yapıldığı, öneri defterine aydınlatma ve asansör boşukları hakkında bildirimlerde bulunulduğu, ayrıca sanık … tarafından da bu konuda gerekli bildirim ve ihtarların yapıldığı, her türlü önlemi alma yetkisine sahip olmalarına rağmen inşaataki boşluklar konusunda zamanında ve etkin tedbirleri almamaları nedeniyle, 01/04/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda ayrıntıları yazılı sebeplerden dolayı, alt işveren şantiye şefi … nin asli kusurlu,asıl işveren şantiye şefi …’nin ise tali kusurlu olduğu anlaşılmış, kusur durumları nazara alınarak cezalandırılmalarına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiş, anlatılan gerekçe ile … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/10/2017 tarih 2016/203 Esas, 2017/305 sayılı kararı kaldırılmıştır…” şeklinde ilk derece mahkemesinin sanıklar hakkında vermiş olduğu mahkûmiyet kararlarına yönelik yapılan istinaf başvurularının değerlendirilmesinde; 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ilk Derece Mahkemesi kararlarının kaldırılması ile meydana gelen olayda kusurları bulunmadığı anlaşılan sanıklar …, … ve …’nin 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatlerine, İlk derece mahkemesinin sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası, 50 inci madde, 52 nci maddenin dördüncü fıkrası gereğince hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının günlüğü 20,00 TL’den olmak üzere neticeten 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık … hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası, 50 nci madde, 52 nci maddenin dördüncü fıkrası gereğince hükmedilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının günlüğü 40,00 TL’den olmak üzere neticeten 36.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Ölen …’ın … Mah. Küçüksu Cd. … No:64 Ümraniye adresindeki AVM ve ofis inşaatında demirci olarak çalışmakta iken, olay günü çalıştığı inşaatın 2. katından asansör boşluğuna düşerek adli tıp raporunda belirtildiği üzere, “…genel beden travmasına bağlı kafatası ve pelvik kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu” öldüğü olaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden;
Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanık müdafiinin yokluğunda verilen ve 03.06.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 16.06.2020 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, sanık … müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
1. Sanıklar …, … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden;
a) Ölen …’ın … Mah. Küçüksu Cd. … No:64 Ümraniye adresindeki AVM ve ofis inşaatında demirci olarak çalışmakta iken, olay günü çalıştığı inşaatın 2. katından asansör boşluğuna düşerek adli tıp raporunda belirtildiği üzere “…genel beden travmasına bağlı kafatası ve pelvik kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu” öldüğü olayda; sanık …’nin Yöntem İnş. Taah. San. Ltd. şirketinin proje müdürü, diğer sanık …’ın asıl işveren … Yapı Tic. A.Ş nin sözleşme ve tasarım koordinatörü, sanık …’ın ise asıl işverene bağlı … güvenliği uzmanı olduğu, … Yapı ve Tic. A.Ş’nin inşaatı yapan asıl işveren olup, bu işyerinin kaba inşaat işini alt işveren sıfatıyla üstlenen firmanın Yöntem İnş. Enerji Taah. San ve Tic. Ltd. Şirketi olduğu anlaşılmaktadır.
b) Sanıklar … ve …’ın esas sorumluluğun mali konuların idaresi ve birimler arası koordinasyonla sınırlı olduğu, meydana gelen kazanın … güvenliği tedbirlerini alınmamasından kaynaklandığı, bu hususun şantiye şeflerinin sorumluluğunda bulunduğu, işin yürütümünde teknik olarak doğrudan görev almayan sanıklar … ve … Yeşilbaşın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurları bulunmadığı, … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinde yapılan yargılama sırasında alınan 01.04.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda; kazanın meydana gelmesinde asıl … veren … İnşaat’ın şantiye şefi sanık … ile alt … veren Yöntem İnşaat’ın şantiye şefi sanık …’nin inşaat faaliyetlerini şahsi olarak sevk ve idare ettikleri, her türlü önlemi alma yetkisine sahip oldukları buna rağmen gerekli tedbirleri almamaları nedeniyle …’nin tali, …’nin asli kusurlu olduğu, … ve …’ın mali konuların idaresiyle ve birimler arası kordinasyon görevlerinin bulunması sebebiyle teknik konulardan sorumlu tutulamayacaklarından kusurlarının bulunmadığı, sanık …’ın gerekli bildirilmlerde bulunması sebebiyle kusurunun bulunmadığı, ölen işçi …’ın tali oranda kusurlu bulunduğuna ilişkin yapılan tespitlerin oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, sanıklar … ve … hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kaldırılması ile meydana gelen olayda kusurları bulunmadığı anlaşılan sanıklar … ve …’ın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatlerine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekilinin … ve … hakkında istinaf yasa yoluna başvurulmadığına, iki sanık yönünden kararın kesinleştiğine, Bölge Adliye Mahkemesinde alınan raporun yasal dayanaktan yoksun ve hatalı olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
c) Sanık …’ın asıl işverene bağlı C sınıfı … güvenliği uzmanı olarak çalıştığı, 13.10.2014-27.10.2014-03.11.2014-08.11.2014 tarihlerinde düşme riskine karşı önlem alınması, boşlukların kapatılması, aydınlatma gibi konularda gerekli tedbirler konusunda (mail) bildirim ve ihtarnamelerinin bulunduğu, söz konusu ihtarnamelerde şantiye şefi imzası ve onayının olduğu, risk analizinde aydınlatmanın yetersizliği ve korkulukların sağlamlaştırılması gerektiği hususlarına yer verildiği, Yöntem İnşaat firması tarafından olaydan birkaç gün önce 18.12.104 tarihinde tespit ve öneri defterine aydınlatma ve asansör boşlukları hakkında mail ile bildirimde bulunulduğu, “… Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik” kapsamında 9 uncu maddesinde; “…İşyerinde yapılan çalışmalar ve yapılacak değişikliklerle ilgili olarak tasarım, makine ve diğer teçhizatın durumu, bakımı, seçimi ve kullanılan maddeler de dâhil olmak üzere işin planlanması, organizasyonu ve uygulanması, kişisel koruyucu donanımların seçimi, temini, kullanımı, bakımı, muhafazası ve test edilmesi konularının, … sağlığı ve güvenliği mevzuatına ve genel … güvenliği kurallarına uygun olarak sürdürülmesini sağlamak için işverene önerilerde bulunmak…” şeklinde düzenleme olduğu, buna göre, sanık … tarafından işverene değişik zamanlarda saha gözetimi ve tedbirler hususunda yazılı bildirimlerde bulunulduğu, … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinde yapılan yargılama sırasında alınan 01.04.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda yapılan tespitlerin oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesinde sanık … hakkında verilen mahkûmiyet kararının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kaldırılması ile meydana gelen olayda kusurları bulunmadığı anlaşılan sanık …’ın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının c bendi gereğince beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekilinin … güvenliği uzmanı sanık …’ın eksiklikleri gidermekle yükümlü olduğuna, birinci derecede kusurlu olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesinde alınan raporun yasal dayanaktan yoksun ve hatalı olduğuna, kararın bozulması gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
d) … Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2017 tarih 2016/315 esas 2017/491 karar sayılı kararına ilişkin olarak katılanlar vekili tarafından sanıklar …, …, …, … ve … hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmakla, katılanlar vekilinin … ve … hakkında istinaf yasa yoluna başvurulmadığına, iki sanık yönünden kararın kesinleştiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
a)Ölen …’ın … Mah. Küçüksu Cd. … No:64 Ümraniye adresindeki AVM ve ofis inşaatında demirci olarak çalışmakta iken, olay günü çalıştığı inşaatın 2.katından asansör boşluğuna düşerek adli tıp raporunda belirtildiği üzere “…genel beden travmasına bağlı kafatası ve pelvik kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu” öldüğü olayda; asıl … veren … İnşaat’ın şantiye şefi sanık … ile alt … veren Yöntem İnşaat’ın şantiye şefi sanık … olduğu anlaşılmaktadır.
b) … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinde yapılan yargılama sırasında alınan 01.04.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda; kazanın meydana gelmesinde asıl … veren … İnşaat’ın şantiye şefi sanık … ile alt … veren Yöntem İnşaat’ın şantiye şefi sanık …’nin inşaat faaliyetlerini şahsi olarak sevk ve idare ettikleri, her türlü önlemi alma yetkisine sahip oldukları buna rağmen gerekli tedbirleri almamaları nedeniyle …’nin tali, …’nin asli kusurlu olduğu, … ve …’ın mali konuların idaresiyle ve birimler arası kordinasyon görevlerinin bulunması sebebiyle teknik konulardan sorumlu tutulamayacaklarından kusurlarının bulunmadığı, sanık …’ın gerekli bildirilmlerde bulunması sebebiyle kusurunun bulunmadığı, ölen işçi …’ın tali oranda kusurlu bulunduğuna ilişkin yapılan tespitlerin oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, katılanlar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinde alınan raporun yasal dayanaktan yoksun ve hatalı olduğuna, İstinaf Mahkemesi kararının sanıklar aleyhine bozulması talebine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
c) … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 09.05.2018 tarih ve 2017/4561 E. 2018/1469 K. sayılı gerekçeli karar başlığında suç tarihinin, “22.12.2014” olması gerekirken, “01.01.2015” şeklinde gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
V. KARAR
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden;
Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanık müdafiinin yokluğunda verilen ve 03.06.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 16.06.2020 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, sanık … müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B-1) ve (B-2) bentlerinde açıklanan nedenlerle, … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 09.05.2018 tarih ve 2017/4561 E. 2018/1469 K. sayılı kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2023 tarihinde karar verildi.