YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7113
KARAR NO : 2023/962
KARAR TARİHİ : 27.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 28.02.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ve suç işlemek amacıyla kurulan örgütü yönetmek suçundan 12.05.2009 tarihinde gözaltına alındığını, 14.05.2009 tarihinde tutuklandığını, 19.04.2013 tarihinde tahliye edildiği, devamında hükümle birlikte yakalama kararı çıkartılarak müvekkilinin 19.03.2015 tarihinde yeniden tutuklandığını, temyiz incelemesi sırasında 12.11.2015 tarihinde tahliyesine karar verilip bozma ilamı sonrasında hakkında beraat kararı verildiği, haksız olarak tutuklu kaldığı günler için 100.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminata gözaltı tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 15.03.2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; 5271 sayılı Kanun gereği davanın görevli ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığı hususunun resen araştırılması gerektiğini, davacının dava dilekçesine delillerini eklemesi gerektiğini, dava dilekçesinde eksiklik bulunduğu takdirde ve bu eksikliğin 1 aylık sürede giderilmemesi durumunda dilekçenin reddi gerektiğine, davacının yaşayıp yaşamadığı, sabıka kaydının celbi avukata özel yetki verilip verilmediği hususlarının resen araştırılması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fazla olduğundan reddi gerektiğini, sanığın gözaltına alınması, tutuklanmasının yasa gereği ve toplum asayişi ile ilgili olduğundan ve bu nedenle devletin kusuru bulunmadığından tazminat talebini n yersiz olduğunu, öne sürmüştür.
3. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2017 tarihli ve 2017/90 Esas, 2017/295 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2018/1080 Esas, 2019/2370 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi;
Davacının gözaltına ve tutuklanmasına karar verilmesi yasa gereği ve toplumun asayişi için zorunlu olduğundan tazminat isteme hakkının bulunmadığına, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna, karşı vekalet ücreti istemine, istinaf mercinin eksik ve hatalı inceleme ile karar verdiğine, ilişkindir
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/49 Esas – 2016/394 Karar sayılı dava dosyasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından yargılandığı, 12.05.2009 – 19.04.2013 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu, 19.03.2015 – 12.11.2015 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 02.01.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı,gözaltında ve tutuklulukta kaldığı sürelerin mahsuba konu edilmediği, davacı hakkında aynı talep nedeniyle başka dosya bulunmadığı belirlenerek, 38.000,88 TL maddi 45.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, davacının gözaltında ve tutuklu olarak kaldığı iki ayrı dönem için maddi kaybının ayrı ayrı hesaplanması gerektiği, bu haliyle; net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya göre, 12.05.2009-19.04.2013 tarihleri için maddi kaybının 30.775,63 TL, 19.03.2015-12.11.2015 tarihleri için maddi kaybının 7.225,25 TL olduğu ve bu tarihlere göre ayrı ayrı faize hükmedilmesi gerektiğinden, bu kısımların düzeltilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/49 Esas – 2016/394 Karar sayılı dava dosyasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından yargılandığı, 12.05.2009 – 19.04.2013 tarihleri arasında 1438 gün gözaltı ve tutuklu, 19.03.2015 – 12.11.2015 tarihleri arasında 238 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 02.01.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Davalı Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden;
1.Davanın reddi gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden;
Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141 ve devamı maddelerine göre, maddi ve manevi tazminat hakkı bulunduğundan, davalı vekilinin, davacının tazminat talebinin reddi gerektiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
Davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen ve asgari geçim indirimi düşülmeden net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplama yapılarak maddi tazminata hükmedilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği, davacı lehine de eksik manevi tazminata hükmedildiği, bu nedenle davalı vekilinin manevi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yerinde görülmemiştir.
4.Davacı hakkında manevi tazminatın, 12.05.2009 – 19.04.2013 tarihleri arasında 1438 gün, 19.03.2015 – 12.11.2015 tarihleri arasında 238 gün için ayrı ayrı belirlenerek faiz başlangıcının her bir tedbirin başlangıç tarihine göre belirlenmemesi hukuka aykırı bulunmuş ve bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün 4 nolu paragrafında açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2018/1080 Esas, 2019/2370 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2023 tarihinde karar verildi.