YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5585
KARAR NO : 2023/185
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı …’in, davalı …’in keşidecisi olduğu T. İş Bankası A.Ş. … Şubesi nezdinde bulunan hesabından keşide edilen 06.06.2008 keşide tarihli, 1015151 çek seri numaralı, 110.000,00 TL ve 06.07.2008 keşide tarihli, 1015152 çek seri numaralı, 110.000,00 TL bedelli iki adet çekin yasal hamili olduğunu, bu çeklerin ciro yolu ile davacıya geçtiğini, söz konusu çeklerin muhatap bankaya ibraz edildiğini ve karşılıksız çıkmaları nedeniyle davalı ve diğer borçlular hakkında Gebze 2. İcra Dairesinin 2008/3183 E. numaralı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine konu edildiklerini, icra dosyasında davacının alacaklı olduğunu, dolayısı ile hamil olduğunu, bu dosyada davalının iki adet taşınmazının kaydına haciz konulduğunu, borçlular hakkında icra takibi devam ederken davalı-borçlunun takibe konu çekler hakkında zamanaşımı oluştuğu gerekçesiyle takibin geri bırakılması talebiyle Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/610 E. sayılı dosyasında dava açtığını, yargılama sonucunda Mahkemece 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 71 inci maddesinin son fıkrası göndermesiyle aynı Kanun’un 33/a maddesine göre davanın kabulüne ve takibin davalı-borçlu yönünden geri bırakılmasına karar verildiğini, böylece davacının takibe konu çeklerin kambiyo vasfı nedeniyle davalıya müracaat hakkının düştüğünü, Mahkemenin kararına karşı temyiz ve karar düzeltme yollarına başvurulduğunu, en son Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2017/2264 E., 2017/13112 K. sayılı kararı ile karar düzeltme başvurusunun reddine karar verildiğini ve taraflarına 04.12.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, takibe konu çeklerin zamanaşımına uğraması ve davacının talep hakkının düşmesi nedeniyle davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmiş olduğunu, davalı adına kayıtlı olan ve geri bırakılmasına karar verilen Gebze 2. İcra Dairesinin 2008/3183 E. sayılı dosyasından hacizli bulunan taşınmazların üçüncü kişilere devredilmesinin önlenmesi amacı ile ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, zira davalının adına kayıtlı olan taşınmazların üçüncü kişilere devri halinde dava konusunun elde edilmesinin mümkün olamayacağını, davalı yanın çeklerde bulunan imzalara itiraz etmediğini, borçlu olmadığı yönünde bu güne dek bir dava açmadığını ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının arkadaşı ve komşusu olan …’nın “hatır çeki” talebi üzerine davaya konu iki adet çeki keşide ederek bu şahsa verdiğini, …’nın lehtar kısmına … yazmak ve arkasını cirolatmak suretiyle hamil durumuna geldiğini ve alınan bu iki çeki o tarihlerde tefecilik yapan davacı …’e faiz karşılığı ciro ederek teslim ettiğini, davalının bu durumlardan haberi olmadığını, …’nın bankadan kredi almak için bu hatır çeklerini aldığını söylediğini, davalının gerçek duruma ise hakkında açılan icra takibi ve Gebze 4. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan 2009/171 E. sayılı karşılıksız çek keşide etmek suçuna müteallik ceza dosyası ile muttali olduğunu, çekin hamili olan …’in bu durumu çekin keşide tarihi itibariyle bildiğinin ihtilafsız olduğunu, sebepsiz zenginleşme talebinin temel borç ilişkisine dayandırılamayacağını, hamilin talebini aralarında doğrudan münasebet bulunmayan poliçe borçlularına yönelttiğini, ancak temel borç ilişkisinden kaynaklanan taleplerin mevcut olmasının, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanmasına engel olmayacağını, muhataba karşı olan poliçe talebinin düşmesine rağmen hamilin, cirantaların birine başvurma imkanı devam ettiği takdirde sebepsiz zenginleşme talebinde bulunulamayacağını, ancak poliçe sorumluluğu devam eden bir cirantaya karşı yapılan takip semeresiz kaldığında, aciz hali mahkeme kararıyla teyit edilmiş olacağından, diğer şartlar çerçevesinde bir sebepsiz zenginleşme davasının açılmasının mümkün olacağını, somut olayda, ortada zamanaşımının gerçekleştiği tarih itibariyle hukuka uygun bir alacak bulunmadığından, davanın dinlenme olanağının olmadığını, sebepsiz zenginleşme davasında, “hamilin zarara uğraması” ve “poliçe borçlusunun sebepsiz zenginleşmesi” koşullarının da gerçekleşmediğini, hamilin çekin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle herhangi bir zarara uğramadığını, davalının keşide ettiği çeklerden dolayı herhangi bir karşılık almadığı için çek bedellerini bankada hazır etmediğini ve bu çekler zamanaşımına uğramış olmakla da zenginleşmediğini, davanın dinlenme olanağı bulunduğu bir an için kabul edilse bile buradaki zararın çek bedelleri ile sınırlı olduğunu savunarak davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile ve sebepsiz zenginleşme koşulları oluşmadığından esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu çeklerin keşide edildiği tarihe göre altı aylık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu ve zamanaşımının 23.10.2010 tarihinde dolduğu, sebepsiz zenginleşmeye dayalı istemin çeklerin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren bir yıllık süre içerisinde talep edilmesi gerekirken dava açılış tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kabul edilmesi gereken zamanaşımı başlangıç süresinin, çeklerin zamanaşımına uğradığına ilişkin yargı kararının kesinleşmesi tarihi olduğunu, aksinin kabulünün hukuk mantığına uygun olmadığını, davanın belirtilen zamanaşımına ilişkin yargı kararının kesinleşmesinden sonra bir bir yıl içinde açıldığını, huzurdaki davada yazılı yargılama usulü uygulandığından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kararın kaldırılmasından sonraki ilk duruşmanın sözlü yargılama günü olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraf delilleri tam olarak toplanmadan ve dosya tamamlanmadan karar verildiğini, mesleki mazeretin kabul edilmesine karar verildiğine göre ya ön inceleme duruşması ertelenmeli, bunun mümkün olmaması hâlinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, sayın mahkemece davanın reddine bağlı olarak nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek usul ve kanuna aykırı bulduğu İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu çeklerin 23.10.2010 tarihinde zamanaşımına uğramış olup işbu sebepsiz zenginleşme davasının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi (6762 sayılı Ticaret Kanunu’nun 644 üncü maddesi) uyarınca çeklerin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açılması gerekirken zamanaşımı süresi tamamlandıktan sonra 11.12.2017 tarihinde açıldığı, ayrıca zamanaşımı nedeniyle davanın reddi esasa ilişkin olup usulden red kararı gibi değerlendirilemeyeceğinden davalı lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanacak nispi vekâlet ücreti olması gerektiğinden bu yöndeki istinaf sebebinin de yerinde olmadığı, dolayısıyla Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Dava konusu çeklerin zamanaşımı başlangıç tarihi olarak çeklerin altı aylık işlemsizlik süresi olan 23.10.2010 tarihinin değil, çeklerin zamanaşımına uğradığına ilişkin yargı kararının kesinleşme tarihinin esas alınması gerektiğini, bu durumda müvekkilinin kambiyo senetlerine mahsus başvuru hakkının düştüğü anın bu konudaki yargı kararının kesinleştiği an olduğunu, zira bu karar kesinleşmeden önce veya davalı yan tarafından bu konuda dava açılmadan önce müvekkilinin davalıya karşı kambiyo senetlerinden kaynaklanan başvuru hakkının devam ettiğini,
2.Davalı yan tarafından müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleşmediği ispatlanamayacağından davanın kabulü gerektiğini, zira çek bedelleri ödenmemekle bu bedellerin davalı yedinde olduğunu ve bu durumun sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini,
3.Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası yapılan yeni tensip ve verilen yeni ilk duruşma gününün sözlü yargılama günü olarak belirlenemeyeceğini, bu davada yazılı yargılama usulü uygulandığını, taraf delilleri tam olarak toplanmadan ve dosya tamamlanmadan karar verildiğini,
4. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, zamanaşımının usuli red nedeni olduğunu, davanın esasına girilmeden usuli nedenlerle reddi halinde nisbi vekalet ücretine değil maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeye dayalı isteme yönelik bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin, dava tarihi itibari ile tamamlanıp tamamlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun’un 732 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.