YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/28336
KARAR NO : 2023/164
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
T U T U K L U
D U R U Ş M A T A L E P L İ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/215 E., 2021/352 K.
SUÇ :Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma, kamu malına zarar verme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin sanıklar müdafii tarafından temyiz edildiği görülmekle yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.04.2018 tarihli ve 2017/202 Esas, 2018/140 sayılı Kararı ile sanıklar … ve … hakkında ayrı ayrı;
1. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci
ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
2. Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkraları, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ve 16.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
B. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 23.11.2018 tarihli ve 2018/878 Esas, 2018/617 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.01.2019 tarihli ve 2018/878 Esas, 2018/617 Karar sayılı ek kararı ile sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurma suçlarından verilen kararın 15 günlük yasal süresinden sonra temyiz edildiğinden sanık müdafisinin temyiz başvuru talebinin 5271 sayılı Kanun’un 296/1 inci maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
D. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının sanıklar müdafileri ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 11.06.2020 tarihli ve 2019/3256 Esas, 2020/3649 sayılı Kararı ile, sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçlarından kurulan hükümler yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükme karşı sanık müdafisinin temyiz talebinin reddine dair ek kararın onanmasına, sanık … hakkında aynı suçlardan kurulan hükümler yönünde ise eylemi hazırlık, planlama, icrası ve sonuçları itibariyle bütünlük arz ettiğinden, sanıklar hakkında mağdur güvenlik görevlilerine karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçunun sübutu halinde, eylemin amaç suç olan 5237 sayılı Kanun’un 302/1 inci maddesinde düzenlenen devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturacağından, somut olayda yaralanan mağdur güvenlik görevlilerine karşı ‘Yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan belirtilen ilkelere uygun olarak dava açılıp açılmadığı araştırılması, silahlı terör örgütüne üye olma ve devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu arasındaki geçitli suç ilişkisi de gözetilerek yaralanan güvenlik görevlilerinin tespit edilip bütün tedavi evrakları temin edilip kesin raporları alındıktan sonra, kasten öldürmeye teşebbüs ve devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarından dava açtırılmasına tevessül edilmesi dava açılması halinde davaların birleştirilmesi için bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Bozma kararına uyan İlk Derece Mahkemesinin suç duyurusu üzerine, Van Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/1514 Soruşturma, 2021/613 Esas sayılı iddianamesiyle sanık … hakkında ve Van Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/1514 Soruşturma, 2021/958 Esas sayılı iddianamesiyle sanık … ve dosyası tefrik edilen sanık Z.H. hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kasten öldürmeye teşebbüs ve kamu malına zarar verme suçlarından açılan dava dosyalarının görülmekte olan ilk derece mahkemesi dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
F. Bozma kararı üzerine, Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2021 tarihli ve 2020/215 Esas ve 2021/352 sayılı Kararı ile sanıklar … ve … hakkında ayrı ayrı;
1. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37 nci maddesi delaletiyle 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
2. Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37 nci maddesi delaletiyle 82 nci maddesinin birici fıkrasının (g) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
3. Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkraları, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ve 16.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
4. Kamu malına zarar verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 152 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay 22 … hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafisinin temyiz istemi; sanık hakında hukuka aykırı şekilde mahkumiyet hükmü tesis edildiği ve eksik soruşturma yürütüldüğü, gerekçeli kararın yerleşik içtihatlara aykırı olduğu ve hükmün dayanaklarının hukuka ve dosya içeriğine uygun şekilde açıklanmadığı, sanık hakkında kesinleşen hükme konu olay ile sonradan gerçekleşen olaylar arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı, ikinci olay yaşanmadan önce sanık …’ün kendi evinde yakalanmış, yakalama işlemiyle ilk olay ve ikinci olay arasındaki illiyet bağının kesilmiş olduğu, silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olduğu, sanık …’ün, ikinci olayda; yani sanık …’ın evinde yaşanan çatışmadan saatler öncesinde kendi ikametinde gözaltına alınmış olduğu, bu bağlamda sanığın hareketi ile meydana gelen netice arasındaki nedensellik bağının bulunmadığı, sanık …’ün somut olayda rastlantısal veya üçüncü kişilerin sebebiyet verdiği bir çatışma nedeniyle meydana gelen neticeden sorumlu tutulamayacağı, öncesinde gözaltına alındığından olayın hazırlık, planlama, icrası aşamasında bulunmasının fiilen mümkün olmadığı, sanık aleyhine temyiz başvurusu bulunmadan “aleyhe bozma yasağı ilkesinin” ihlal edilerek yargılamaya devam olunması ve yargılama neticesinde mahkumiyet hükmü tesis edilmesinin de açıkça hukuka aykırı olduğu itirazlarında bulunularak resen de dikkate alınacak nedenlerle, duruşmalı olarak yapılacak temyiz incelemesiyle hükümlerin bozularak sanığın tahliyesine karar verilmesi, aksi taktirde daire’de duruşma açılarak sanığın beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.
2. Sanık … müdafisinin temyiz istemi; sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmüne karşı savcılık makamınca sanık aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, sanık müdafisinin istinaf başvurusu üzerine istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verildiği, bu karara karşı da sadece sanık tarafından temyiz kanun yoluna başvurduğu, Yargıtay bozma ilamınından sonra İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine hazırlanan iddianame ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, kasten öldürmeye teşebbüs ve kamu malına zarar verme suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan davanın birleştirilmesine karar verildiği, birleşen davada düzenlenen iddianame ve birleştirme kararının sanığa ve müdafisine tebliğ edilmediğinden Birleştirme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurma hakkının ortadan kaldırılmış olduğu, soruşturma safahatında yer alan polis ve amirlerin sanık …’ı gözaltına alındıktan sonra eşi H.A.’nın yakarak öldürülmesi olayına katıldıklarından sanık hakkında etkili, bağımsız ve adil bir soruşturma yürütülmediği, sanığın 17.11.2016 tarihinde … İlçesinde saat 20:00 sularında yakalanarak gözaltına alındığında polislerce yere yatırıldığı, kendisine sistematik olarak ağır işkenceler uygulandığı, açılan ateşle sağ omuz altından yaralandığı, bu nedenle kolluk ifadesinin kovuşturmada kanıt olarak kullanılamayacağı, polisler hakkındaki suç duyurusunda takipsizlik kararı verildiğinden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulduğu, soruşturma safahatında alınan gizlilik/kısıtlama kararı ile sanığın savunma hakkı ortadan kaldırılmış olduğundan adil yargılama hakkının ihlal edilmiş olduğu, soruşturma bütünüyle kolluk eliyle yürütülerek sanığın lehine olabilecek kanıtların toplanmadığı, CMK’nın 145 ve devamı maddelerine aykırı olarak sanığın müdafi huzurunda ifadesinin de alınmadığı gibi iddianamede müşteki olduğu ileri sürülen kişilerin dahi dinlenmediği, iddianamenin CMK’nın 170 inci maddedeki zorunlu unsurları taşımayıp yargılamaya yeter hiçbir delili içerisinde barındırmadığı, bu durumun bozmayı gerektirdiği, sanığın 28.11.2017 ve 29.04.2021 tarihli celselere gerekçesiz olarak getirilmediği gibi SEGBİS ile de bağlanmadığı, sanığın bozma sonrası yargılamada sadece 10.06.2021 tarihli 4 nolu celseye fiziken getirildiği, ancak diğerlerinde SEGBİS ile dahil edildiği, duruşmalara gelme talepleri hakkında mahkemece bir karar verilmediği gibi duruşma tutanaklarına gerekçe de yazılmadığı, verilen tutuklama ve tutukluluk halinin devamı kararlarının klişe gerekçelerle alınmış olduğu, yine müşteki olduğu belirtilen … ve …’ın talimatla dinlenerek mahkeme huzuruna getirilmedikleri, olay yerinde keşif yapılması taleplerinin reddedilerek eksik incelemeyle hüküm kurulduğu, Aleyhe Bozma Yasağına aykırı olarak sanığın Yargıtay bozma kararından önceki suçtan farklı suçlarla ve daha ağır cezalarla mahkum edilmesinin bozmayı gerektirdiği, sanığın evinde gerçekleşen çatışma sırasında gözaltında olduğundan yaklaşık olarak 7 saat sonra gerçekleşen olayda hiçbir eylemi ve dahilinin olmadığı, sanığın söz konusu eylemi hazırlayıp planladığına dair kolluğun ve ilgili savcılıkların dahi bir iddiası bulunmadığı, sanıkların eylemi hazırlık, planlama, icrası ve sonuçları itibariyle bütünlük arz ettiği şeklinde soyut çıkarımla mahkumiyet hükmü kurmasının bozmayı gerektirdiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olduğundan sanığın daha önceden gözaltına alınmış olması nedeniyle temadinin kesilmiş olduğu, sanığın ağır işkencelerden geçirilerek yaklaşık 7 saat sonra yasaya ve usule aykırı olarak gece yarısı ev aramasına götürüldüğü, toplanan delillere göre, sanığın eşinin evde bulunduğunu söylemesine rağmen evin kapısının kırılarak içeriye yanıcı ve patlayıcı el bombaları atılarak sanığın eşi H.A.’ın katledildiği, evde örgüt mensuplarıyla çatışıldığı iddiası uydurma olduğu, olay yerinde hiçbir şekilde delil toplanmadığı ve keşif yapılmadığı, olay yerinde çatışma olduğuna dair tek bir tanık bulunmadığı, ilk derece mahkemesince TCK’nın 302 nci maddesindeki suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozma nedeni olduğu, mahkumiyet hükmü gerekçesinde sanığın olayda yaralanan müştekileri hangi eylemi ile yaraladığı ve böylelikle kasten adam öldürmeye teşebbüs ettiği açıklanmadığı, sanık hakkında yürütülen yargılamada sanığa isnat edilen tek eylemin tehditle örgüt üyelerince kullanılan bir kamyonete farklı bir araçla eşlik etmiş olması olduğu, Yargıtay bozmasından önce yapılan yargılamada sanığa TCK’nın 220/6 ve 220/7 inci maddelerinin uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmiş olmasına rağmen mahkemece neden bu maddelerden hüküm kurulmadığının açıklanmadığı, sanığın üzerinde ve evinde patlayıcı veya tehlikeli bir madde elde edilmediği, araca yüklenmiş olan patlayıcı maddelerden haberinin olmadığı gibi bu patlayıcı maddelerle bir bağının da tespit edilemediği, sanığın bombalı araca eskortluk yapan diğer bir aracın içinde bulunduğu, sanık ile diğer sanık …’ün olay örgüsüne ilişkin anlatımları çıkarıldığında dosyada hiçbir delil bulunmadığı, patlayıcı maddelerin nasıl ve kimler tarafından temin edildiği ve bulundurulduğu hususunun açıklanmadığı, bu nedenle tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan beraat kararı verilmesinin gerektiği, kamu malına zarar verme suçuna ilişkin mahkumiyet kararında da bir gerekçe bulunmadığı gibi bu suça dair bir keşif ve maddi kanıt olmadan hüküm kurulmuş olmasının da bozmayı gerektirdiği, yine sabıkasız olan sanığa tekerrür hükümleri uygulanamayacağı, lehe hükümlerin ve takdiri indirim uygulanması hususları tartışılmadan karar verildiği, sanık hakkında aleyhe bozma yasağına aykırı olarak farklı suçlamalarla ceza tayin edildiği halde mahkumiyet hükmüne karşı istinaf kanun yoluna başvurma hakkı verilmeden temyiz hakkı verilmesinin AİHS’nin 13 üncü maddesi ile korunan etkili başvuru yapma hakkını da ihlal ettiği, kararda gerekçe yükümlülüğünün karşılanmadığı, savunmanın beyan ve taleplerinin gerekçeye yansıtılmadığı, teşdit nedeni olarak gösterilen gerekçelerin somut dayanaklarının gösterilmediği itirazlarında bulunularak temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılarak mahkumiyet kararının bozulması ve sanığın tahliyesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
17.11.2016 günü saat 08.40 sıralarında … İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı … Beldesi … Nehri ve … Köyü (… yolu) bölgesinde bir patlama sesi akabinde dumanların yükseldiğinin görülmesi üzerine güvenlik güçleri olay yerine gittiklerinde araç parçaları ve yolda patlama sonucu bir çukur oluştuğunun görüldüğü, başlatılan soruşturma ve yapılan araştırmalar sonucunda; açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen ve olaydan sonra kaçan Xebat kod adlı terör örgütü mensubunun kullandığı bomba yüklü 26….2 nolu çalıntı plaka takılı Ford Transit marka araç ve bu araca eskortluk yapan sanık …’ün kullandığı oto kiralama şirketinden kiralanmış 65…5 plakalı Renault Megane marka ve sanık …’ın kullandığı dosyadan tefrik edilen sanık Z.H. adına kayıtlı 65…8 plakalı … marka araçlarla önceden keşif yaptıkları … Emniyet Müdürlüğü’ne bombalı saldırı eylemi gerçekleştirmek için yola çıktıkları, ancak bomba yüklü aracın çamura saplanması ve tüm uğraşlarına rağmen aracı çamurdan çıkartamamaları nedeniyle olay yerinde patlattıklarının anlaşıldığı, sanık …’ın onlardan önce ayrılarak evine döndüğü ve ardından sanık … ve diğer terör örgütü mensuplarının da eve gelerek durum değerlendirmesi yaptıktan sonra sanık …’ı olayda kullanılan … aracı sahibine teslim etmek üzere … bayisinin önüne gönderdikleri, sanık …’ın burada aracı teslim etmek için beklerken, sanık …’ün ise kendi evinde güvenlik güçlerince yakalandığı, sanık …’ın evine giden güvenlik güçlerine evde bulunan terör örgütü mensupları arasında çıkan çatışmada üç PÖH ve bir TEM personelinin yaralandığı ve buna ilişkin hastane evraklarının dosya kapsamına alındığı, terör örgütü mensuplarının kaçarak izlerini kaybettirdikleri ve olay esnasında …’ın eşi H.A.’ın öldüğünün anlaşıldığı, olayın başlangıcı, gelişimi ve sonuçları birlikte değerlendirildiğinde sanıkların eylemi hazırlık, planlama, icrası ve sonuçları itibariyle bütünlük arz ettiğinden, sanıklar … ve … hakkında mağdur güvenlik görevlilerine karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işledikleri kabul ve kanaatine varılarak mağdur sayısınca 4 kez nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, amaç suç olan devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan ve olay yeri inceleme raporuna göre yolda patlama sonucunda 10x8x4 metre ebatlarında çukur oluşarak zarar gördüğünden kamu malına zarar verme suçundan ve yine sanık … hakkında olay yerinden elde edilen bulgular üzerinde yapılan kimyasal analizde RDX, TNT ve Amonyum Nitrat ihtiva ettiklerini tespit edilmesi ve sanığın hazırlıktaki beyanları dikkate alınarak tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Aralarındaki irtibat (5271 sayılı CMK. madde 8) nedeniyle birlikte görülen her suça ilişkin hükümlerin bağımsızlığını koruduğunda kuşku bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlerin Kanun yolunun, kural olarak temyiz değil istinaf olarak belirlenmesine (5271 sayılı CMK. madde 272/1), Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı sadece temyiz yoluna başvurulabileceğine ilişkin hükmün (20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesiyle getirilen 5271 sayılı CMK’nın 307/3 üncü fıkrası) birlikte görülseler dahi temyiz incelemesinden geçmeyen sanık ve/veya suçlara ilişkin davalara tesirinin bulunmamasına nazaran, kararı hem maddi hem de hukuki yönden denetlemekle görevli bölge adliye mahkemesine etkin başvuru hakkının temini bakımından, İlk Derece Mahkemesince verilen her hükmün öncelikle bölge adliye mahkemesince denetlenmesi gerektiği gözetilerek;
Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçlarından kurulan hükümler yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükme karşı sanık müdafisinin temyiz talebinin reddine dair ek kararın onanmasına, sanık … hakkında aynı suçlardan kurulan hükümler yönünde ise, eylemi hazırlık, planlama, icrası ve sonuçları itibariyle bütünlük arz ettiğinden, sanıklar hakkında mağdur güvenlik görevlilerine karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçunun sübutu halinde, eylemin amaç suç olan 5237 sayılı Kanun’un 302/1 inci maddesinde düzenlenen devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturacağından, somut olayda yaralanan mağdur güvenlik görevlilerine karşı ‘Yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan belirtilen ilkelere uygun olarak dava açılıp açılmadığı araştırılması, silahlı terör örgütüne üye olma ve devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu arasındaki geçitli suç ilişkisi de gözetilerek yaralanan güvenlik görevlilerinin tespit edilip bütün tedavi evrakları temin edilip kesin raporları alındıktan sonra, kasten öldürmeye teşebbüs ve devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarından dava açtırılmasına tevessül edilmesi, dava açılması halinde davaların birleştirilmesi için bozulduğu, bozma kararına uyan ilk derece mahkemesinin suç duyurusu üzerine Van Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/613 Esas ve 2021/958 Esas sayılı iddianameleriyle sanıklar … ve … hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kasten öldürmeye teşebbüs ve kamu malına zarar verme suçlarından dava açılarak birleştirilmesine karar verildiği, bozma sonrası yapılan yargılamada, üyelik suçundan verilen mahkumiyet hükmü kesinleşen sanık … ve bozma ilamına konu sanık … hakkında ayrı ayrı üyelik suçundan değişen suç vasfı gereği devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu ile nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs (4 kez) ve kamu malına zarar verme suçlarından ve sanık … hakkında bozma ilamına konu tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan kurulan hükümlerden, her iki sanık hakkında da ayrı ayrı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs (4 kez) ve kamu malına zarar verme suçlarından kurulan ve daha evvel temyiz incelemesinden geçmeyen mahkumiyet hükümlerinin istinaf incelemesi yapılmaksızın daireye gönderildiği anlaşılmaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri de yerinde görüldüğünden,
Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2021 tarihli ve 2020/215 Esas, 2021/352 sayılı Kararı ile sanıklar … ve … hakkında ayrı ayrı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs (4 kez) ve kamu malına zarar verme suçları yönünden Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen mahkumiyet hükümlerinin, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 25 inci ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmakla, öncelikle 5271 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi kapsamında bölge adliye mahkemesince değerlendirilip bir karar verilmesi akabinde istemde bulunulması halinde temyiz isteminin değerlendirilmesine,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Müsnet suçların niteliği, mevcut delil durumu, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanıklar müdafiilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.