Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/10681 E. 2022/15042 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10681
KARAR NO : 2022/15042
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle tapu iptal tescil davasının mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen 17.02.2022 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Dava, muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemizin 10.02.2021 tarihli 2020/873 Esas ve 2021/561 Karar sayılı ilamında “Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/61 Esas ve 2018/214 Karar sayılı dosyasında davalılardan … aleyhine tazminata hükmedildiği ve kararın da kesinleştiği, dolayısıyla davacının eldeki davaya açmakta hukuki yararının olduğu, bu nedenle muvazaa konusunda gerekli araştırma yapılarak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalılardan …’un orman yangınından yalnızca bir hafta sonra taşınmazları üzerine aldığı kabul edilse dahi bu satış işleminin tek başına muvazaa iddiasını kanıtlamadığı, dahili davalı …’in dava konusu taşınmazı satın almadan önce kendisine ait taşınmazı sattığı ve buna ilişkin banka dekontlarını sunduğu, satış bedelinin taşınmazın gerçek değerine neredeyse eşit olduğu, davacı tarafça davalılar arasındaki danışıklı satış ve muvazaa iddiasının kanıtlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin, dahili davalı …’e yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin davalılardan …, … ve …’a yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dosyanın incelemesinde; 02.04.2004 tarihinde davalılardan …’na ait olan çiftlikte başlayan yangının ormanlık alana sıçradığı ve 347 hektar alanda orman yangını meydana geldiği, davacı … tarafından davalılar …, … ve …. aleyhine orman yangınına sebebiyet verdikleri gerekçesiyle Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/61 Esas ve 2018/214 Karar (bozma öncesi 2005/38 Esas ve 2015/167 Karar) sayılı dosyasında tazminat davası açıldığı ve mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar veriliği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, davalılardan …’nun orman yangınından yaklaşık iki hafta sonra adına kayıtlı olan … Köyü 390 parsel sayılı taşınmazı, … Köyü 147 ada 7 parsel sayılı taşınmazı ve … Köyü 1539 parsel sayılı taşınmazı ipotekli hali ile 14/07/2004 tarihinde davalılardan …’a sattığı, davalılardan …’un … Köyü 147 ada 7 parselde kayıtlı iki katlı kargir evi 18/07/2005 tarihine davalılardan …’ye sattığı, temyiz incelemesine konu davanın açılmasından sonra da davalılardan … tarafından taşınmazın 28/03/2006 tarihinde …’e satıldığı, eldeki davada davacı vekili … Köyü 147 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ve … Köyü 1539 parsel sayılı taşınmazın devrinin muvazaalı olduğu iddiası ile taşınmazların mevcut tapusunun iptali ile davalılardan … adına tescilini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Haksız fiilden kaynaklanan borçların doğum tarihi haksız fiilin meydana geldiği tarihtir. Dolayısıyla orman yangının meydana geldiği 02/04/2004 tarihinde davacının davalılardan …’ndan olan tazminat alacağı doğmuştur. Davalılardan … adına kayıtlı olan … Köyü 1539 parsel sayılı taşınmazı ve … Köyü 147 ada 7 parsel sayılı taşınmazı davacının alacağının doğumundan yaklaşık iki hafta sonra davalılardan …’a satmıştır. Davalılar arasında tapuda gösterilen satış bedeli ile yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen satış bedelinden çok düşük gösterilmiş olup satışlar sırasında taşınmazların üzerinde yüklü miktarda ipotek bulunmaktadır. Meydana gelen yangın ve yangının sebebiyet verdiği zararın büyüklüğü dikkate alındığında davalılardan …’nun hakkında açılacak davalardan kurtulmak için taşınmazları düşük bedelle devrettiği anlaşılmaktadır. Aynı köyde yaşayan … meydana gelen olayın niteliği ve büyüklüğü dikkate alındığında mal kaçırma kastını bilebilecek durumda olup iyiniyetli olarak kabul edilemez. Bu nedenlerle davalılardan … ile … arasındaki satış işleminin muvazaalı olduğunun kabul edilmesi gerekir.
Davalılardan … ile … arasındaki satış işlemine gelince, davalılardan … davaya cevap vermemiş; Dairemizin yukarıda alınan bozma ilamından sonra vekili aracılığıyla verdiği beyan dilekçesinde, …’nun boşandığı eşi ile müvekkili …’nün arkadaş olduklarını, dava konusu … Köyü 147 ada 7 parsel sayılı taşınmazın satılacağını arkadaşından öğrendiğini, müvekkilinin Kuşadası’ndaki yazlığını satıp daha yakın bir yerden yazlık almak istediğinden dava konusu taşınmazı satın aldığını, taşınmazı alırken borçlandığını, ancak Kuşadası’ndaki yazlığını satamaması nedeniyle borcunu ödeyemeyince dava konusu taşınmazı dahili davalı …’e sattığını, tapuda bedelin düşük gösterilmesinin tek başına muvazaayı ispatlamaya yeterli olmadığını beyan etmiştir. Her ne kadar davalı … satışın muvazaalı olmadığını, gerçek bir satış olduğunu iddia etmiş ise de dava konusu taşınmazın bedelini nasıl ve ne şekilde ödediği hususlarında ispata yarar delil sunmamıştır. Yine dosyada dinlenen tanıklardan … beyanında “…’nün evi …’e sattığını, satış sırasında …’nun eşinin de hazır bulunduğunu, paraların …’nun eşine teslim edildiğini, …’in taşınmazı …’na ait olarak bildiğini, … adına tapuda kayıtlı olduğunu satış sırasına öğrendiğini, kendilerine taşınmazın satılık olduğu bilgisini veren kişinin …’nun eşi olduğunu” beyan etmiştir. Dosyada dinlenen tanıkların beyanları, davalılardan … tarafından taşınmazın alımı sırasında nasıl ve kime borçlandığı, satış bedelini nasıl ödediği hususunda ispata yarar delil sunulmaması, …’nun eşi ile arkadaş olması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalılardan …’nün de mal kaçırma kastını bilebilecek durumda olduğu ve iyiniyetli olmadığı anlaşıldığından davalılardan … ve … ile arasında yapılan satışın da muvazaalı olduğu sonucuna varılmıştır.
Şu durumda mahkemece, davalılardan …, … ve … arasındaki devirlerin muvazaalı olduğu sabit olup mahkemece bu kabule göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı vekilinin dahili davalı …’e yönelik temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.