YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14355
KARAR NO : 2023/2114
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, anılan Kanuna eklenen 5 inci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde belirlenen süre içerisinde temyiz edildiği, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2018 tarihli ve 2018/358 Esas, 2018/622 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 nci maddesinin yedinci fıkraları delaletiyle, 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.02.2019 tarihli ve 2019/274 Esas, 2019/165 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
3. 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.09.2021 tarih ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi özetle;
1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3.Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine,
4.Yapının 15 Temmuz darbe girişimi ile örgüt sayılması gerektiği, iddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, bu tarihten önceki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,
5.Müdafiisiz yargılama yapıldığına,
6.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tüm dosya kapsamı ve mahkememizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.12.2017 tarih ve 2017/1862 Esas ve 2017/5796 Karar sayılı ilamı doğrultusunda yapılan değerlendirmede, sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olduğu, bir süre sözkonusu örgütün güdümündeki zaman gazetesi ve sızıntı dergisine de aboneliğinin bulunduğu, Bank … hesap hareketleri ile ilgili olarak dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, Aralık 2013 tarihinde sıfır olan bakiyenin, terör örgütü liderinin Bank Asyaya para yatırılması talimatının kamuoyunda duyulduğu tarihten sonra 03.02.2014 tarihinde TL, 21.03.2014 tarihinde altın ve USD hesabı açıldığı, yine yurtdışında kaçak olarak bulunan ve hakkında FETÖ/PDY üyesi olduğuna ilişkin soruşturma nedeniyle kaçak olan H.Ş.’ün aynı yöndeki talimatını müteakip bankaya para yatırdığı, TMSF nin bankaya elkoymasını müteakip ise bankayla çalışmayı bıraktığı anlaşılmıştır.
Sanığın Halk Eğitim Müdürü olması nedeniyle bu terör örgütünün işine yarayabilecek konumda bulunduğu, bulunduğu müdür konumunun da etkisi ile sanığın eşinin terör örgütüne ait okulda sözleşmeli personel olarak çalışması da göz önüne alındığında, sanığın beyanları ve dosyada bulunan diğer belgeler dikkate alındığında, isnada ilişkin maddi gerçeğin aydınlatılmış olduğu, bu haliyle dijital inceleme sonuçlarının beklenmesinin yargılamayı uzatacağı gibi herhangi bir katkı da sağlamayacağı kanaatiyle dijital veriler beklenilmemiştir.
Sanığın Bank … hesabına terör örgütü liderinin talimatını müteakip para yatırması, terör örgütünün düzenlediği sohbet adı altında ki toplantılara örgütün gerçek yüzü kamuoyunca bilinecek şekilde ortaya çıkmadan önceki süreçte katılması, bir süre terör örgütü ile iltisaklı sendikaya üye ve yayın organlarına abone olması şeklinde ki eylemlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında, Yüksek Yargıtay 16 Ceza Dairesinin içtihatları doğrultusunda, sanığın örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, bu haliyle konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetlerin yardım suçunu oluşturacağı değerlendirilmekle, sanığın terör örgütü liderinin ve üst seviyedeki üyesinin Bank Asyaya el konulmasını engelleme gayesi ile, bu bankaya para yatırılmasına yönelik talimatlarına uyarak hareket etmesi şeklindeki eylemi, silahlı terör örgütüne yardım olarak değerlendirilerek, sanığın suç teşkil eden bu eylemlerinin sözkonusu örgütün gerçek yüzünün kamuoyu tarafından bilinir hale gelmesinden sonra olması nedeniyle, sanık hakkında TCK’nın 30 maddesi uyarınca hata hükümlerinin de uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır.
Bu tespit ve değerlendirmeler karşısında; dosya kapsamı itibariyle suçun işleniş şekli ve özellikleri, sanığın kastı, suç sebep ve saikleri, sanığın suç kastının yoğunluğu bir arada değerlendirilmek suretiyle, TCK’nın 61 maddesi göz önüne alınarak, sanığın silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’ nun 220/7 delaletiyle 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
Ayrıntıları (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 14.11.2017 tarih ve 2017/1824 Esas 2017/5384 sayılı Kararında açıklandığı üzere; silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan yargılanan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun’un 156 ıncı maddesi gereğince re’sen de müdafii görevlendirilmeyerek savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesinin ve Anayasa’nın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ıncı maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp sorgusu tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 150/3, 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi kanuna aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.02.2019 tarihli ve 2019/274 Esas, 2019/165 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.04.2023 tarihinde karar verildi.