YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8869
KARAR NO : 2023/2325
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.03.2016 tarihli ve 2014/27 Esas, 2016/106 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve son bentleri, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.03.2016 tarihli ve 2014/27 Esas, 2016/106 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/6192 Esas, 2020/19425 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2021 tarihli ve 2020/435 Esas, 2021/128 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ancak 5271sayılı Kanun’un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle neticeten 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca teşebbüs nedeniyle belirlenen ceza miktarının eksik olduğuna, vesaire ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Orman İşletmelerine ait tel örgü uygulama işinde çalışan katılanın, olay günü iş bitiminde dosyada tanık olarak dinlenen arkadaşlarıyla araçlarına binecekleri sırada, sanık ve yanındakileri, yeni dikmiş oldukları demir boruları sallarken görmeleri üzerine, katılanın araçtan inerek sanık ve arkadaşlarını uyardığı, bu şekilde başlayan ve karşılıklı hakaretleşmeyle devam eden tartışmanın, bir süre sonra araya girenlerce ayrıldığı, katılan ve yanındakilerin araçlarına geri döndüğü sırada sanığın eline geçirdiği demir boruyla katılanın arkasından yaklaşıp başına şiddetli bir şekilde vurduğu, aldığı bu darbe üzerine sağ parietalde çökme kırığı ve epidural hematom, sol temporoparietalde lineer kırık, subdural hematom ve diffüz serebral ödem oluşan ve hayati tehlike geçiren katılan hakkında kafadan kemik çıkartılması
yöntemiyle yapılan acil ameliyat sonucu hayatta kaldığı ve kafa kemiklerindeki defekt nedeniyle organlarından veya duyularından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde yaralandığı belirlenmiştir.
2. Sanık demir boruyla katılana vurduğunu ikrar etmiştir. Olaya dair görgüsü bulunan tanıkların beyanları, CD izleme tutanağı ve teşhis tutanakları dava dosyasında mevcuttur.
3. Katılan hakkında düzenlenen Bayrampaşa Devlet Hastanesinin 30.01.2014 tarihli ve Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı 2.İhtisas Kurulunun 03.12.2014, 02.10.2015 tarihli adlî muayene raporlarında, parietotemporal bölgede kanamalı 1×1 cm’lik kesi, sağ parietalde çökme kırığına ve epidural hematoma, sol temporoparietalde lineer kırığa, subdural hematoma, diffüz serebral ödeme ve kraniektomiye neden olan, kafa kemiklerindeki olaya bağlı defekte ilişkin yaralanmasının, yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, saptanan kırıkların birlikte hayat fonksiyonlarını Ağır (5) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, organlarından veya duyularından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğu bildirilmiştir.
4. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Cumhuriyet Savcısının ve Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri ve Vesair Yönünden
1. Sanığın eylemi neticesinde katılanın yaşamını tehlikeye sokacak ve hayat fonksiyonlarını ağır (5.) derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak şekilde, aynı zamanda duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde yaralandığının anlaşılması karşısında, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı nazara alınarak müebbet hapis cezası için dokuz yıldan onbeş yıla kadar ceza indirimi öngören 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca üst sınıra yakın bir ceza tayini yerine yazılı şekilde “10 yıl” hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının korunması nedeniyle sonuç ceza değişmeyeceğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen “7 yıl 6 ay” hapis cezasına aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca (1/6) oranında indirim uygulandığında sonuç cezanın “6 yıl 3 ay” hapis cezası yerine “5 yıl 15 ay” hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayin edilmişse de, sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının korunması nedeniyle sonuç ceza değişmeyeceğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Ceza miktarı yönünden kazanılmış hak kuralı uygulanırken, hükümde 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası yerine, 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesinin birinci fıkrasının gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu
olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2021 tarihli ve 2020/435 Esas, 2021/128 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri nedenleri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.04.2023 tarihinde karar verildi.