YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15740
KARAR NO : 2007/1170
KARAR TARİHİ : 01.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi 09/10/2001 tarihli dilekçesiyle, …, … Mahallesi Pınaralanı Mevkii 3467, 3504, 3515 ve 3524 sayılı parsellerin murislerine ait eski tarihli tapu kaydı kapsamında kaldığı, 1942 orman sınırları içindeyse de, 1975 yılında 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkarıldığı, imar ihyasının 50-60 yıl önce tamamlanarak eklemeli olarak zilyet edildiği iddiasıyla, Hazine adına oluşan tapu kaydının iptali ve adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24.03.1976 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 04.06.1987 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
…, … Mahallesi Pınaralanı Mevkii 3467, 3504, 3515 ve 3524 parsel sayılı sırasıyla 16074 m2, 12192 m2, 8383 m2 ve 56471 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmazlar, 1988-1992 arasında yapılıp, 28.01.1993 ila 01.03.1993 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen arazi kadastrosunda, …’ın kullanımında olduğu beyanlara yazılarak Hazine adına tesbiti itirazsız kesinleşmesiyle tapuya kayıt edilmiştir.
I- Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu taşınmazların 1946 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidinde, orman sınırları içinde bırakıldığı ve işlemin kesinleştiği; maki uygulamasına konu edilmediği, 1960 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, 1977 yılında Orman Kadastro Komisyonu tarafından, makiye ayırma işlemine değer verilmeyerek, 1946 yılında kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği kabul edilip, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle, P.8 olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, yörede 1969 yılında yapılan kısmı arazi kadastrosunun, kadastro yapılan yerlerin orman sınırları içinde olduğundan iptal edildiği, 1345 parsel sayısı ile 1980 yılında Hazine adına tescil edildiği, gerçek kişilerin itirazı üzerine Kadastro Mahkemesinin 11.06.1984 gün ve 1984/417-879 sayılı kararıyla da bu tecilin ikinci kadastro sayılarak iptal edildiği, bu arada 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1988 yılında başlanan arazi kadastrosunda çekişmeli parsellerin kullanıcısı beyanlarda belirtilmek suretiyle Hazine adına tesbit edildiği, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan 8 numaralı poligonun 1345 parsel sayısıyla ve 1333548 m2 yüzölçümüyle, 6831 Sayılı Yasanın 2/B
-2-
2006/15740-2007/1170
maddesi gereğince, Hazine adına tescil edildiği, aynı bölgede, 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan 1348 sayılı parsel ile 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan P.XI, P.XII ve P.XIV sayılı poligonlar tevhit edilerek, 1345 parsel sayısıyla ve 1356 hektar 4329 m2 yüzölçümüyle tapuya kayıt edildiği, 1386 ila 3733, 3840 ila 4046, 4094 ila 4191, 4193, 4196, 4203 ila 4267, 4271, 4272 parsellere bölünerek sayfasının kapatıldığı, çekişmeli parsel(ler)in bu şekilde yapılan kadastro tesbitlerinin 28.01.1993 ila 01.03.1993 tarihleri arasında yapılan askı ilanı sonunda kesinleştiği, davacı tarafın tutunduğu 202146 m2 yüzölçümündeki tapu kaydının tarif edilen sınırları itibariyle, revizyon gördüğü parseller dışında sınırlaması itirazsız kesinleşen eylemli devlet ormanları ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerinde bulunduğu, tapu kaydındaki mevkii isimlerini ifade eden ve kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan eylemli devlet ormanlarından sonra gelen sınırlar itibariyle değişebilir nitelikte sınırlar içerdiği, bu nedenle kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı,arazi kadastrosunda yüzölçümünden çok fazlaya 195 ila 245 ve 358 ila 372 sayılı kadastro parsellerine toplam 784000 m2 alana uygulandığı, bu parsellerin kadastro tesbitlerinin itirazsız kesinleştiği, bu nedenle tutunulan tapu kaydının çekişmeli parsel(ler)i kapsamadığı belirlenmiştir.
II. Kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2. maddesi uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemez. Şöyle ki;
A- Gerek 1961 Anayasasının 1255 Sayılı Yasa ile değişik 131. maddesinde ve gerekse 1982 Anayasasının 169 ve 170. maddeleri hükümlerine göre, orman rejimi dışına çıkarmanın amacı, bu yerlerin devlet eliyle ihya edildikten sonra orman içindeki köyler halkının, kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilerek halkın yararlanmasına tahsis etmektir.
1982 Anayasası … Mülkiyeti başlıklı madde 44;
“Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye … sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Yasa bu amaçla değişik … bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye … sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer … ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz”.
Orman Köylüsünün Korunması başlıklı madde 170;
“Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliği sağlayıcı tedbirlerle, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve … bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir.”
Görüldüğü gibi, 20.06.1973 tarihli 1744 Sayılı Yasadan dokuz yıl sonra 09.11.1982 tarihinde yürürlüğe giren 1982 Anayasasının 44 ve 170. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde,
a) Yurt topraklarının verimli olarak işletilmesi,
b) Erozyonla kaybedilmesinin önlenmesi,
c) Topraksız çiftçiye … sağlanması,
d) 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi,
e) Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek orman köylüsü halkının yararlanmasına tahsis edilmesi, konularında hükümler getirmiştir.
B- Anayasanın 170. maddesinde 1744 Sayılı ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasalarda orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin nasıl değerlendirileceği konularında hiçbir ayrıcalık bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, 1744 Sayılı Yasa uygulaması ile ormandan çıkartılan
-3-
2006/15740-2007/1170
yerler de içinde olmak üzere, 31.12.1981 tarihinden önce nitelik yitiren yerlerin tümünün, Anayasanın 170. maddesi kapsamında Devlet tarafından değerlendirilip kullanılması zorunludur. 1982 Anayasasının yürürlüğe konulduğu tarihte sadece Devlet ormanlarından 1744 Sayılı Yasa uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan yerler bulunmaktaydı. Anayasamızda başka cins toprakların hangi amaçla ve nasıl kullanılacağı konularında bir hüküm bulunmadığı halde, orman ve orman rejimi dışına çıkartılan toprakların hangi amaçla ve nasıl kullanılacağı konularında Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde özel hükümler getirilmiştir. Bu durum, ormanların korunması bakımından yasa koyucunun, orman ve orman rejimi dışına çıkartılan yerlere özel önem verildiğini göstermektedir. Anayasaya göre ayrıcalığı bulunan bu tür yerler ister Anayasanın yürürlüğünden önce 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi, isterse Anayasanın yürürlüğünden sonraki yasaların uygulanması sonucu orman rejimi dışına çıkartılsın, Anayasa karşısındaki konumları aynıdır ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılamaz.
C- 1982 Anayasasının yürürlüğünden sonra orman rejimi dışına çıkarılmış ve çıkartılacak yerlerde zilyetlik yoluyla … kazanımına ilişkin ilk yasal düzenleme 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesidir. Bu maddenin 1, 2 ve 3. fıkrasındaki “orman rejimi dışına çıkartılmış ve çıkartılacak yerlerde zilyetliğe ve tapuya dayalı olarak … kazanımına” ilişkin hükümleri … Kadastro Mahkemesinin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün, 1987/31-13 sayılı ve yine aynı maddenin 3. fıkrasındaki “orman sınırı dışına çıkartılan alanlarda iskan suretiyle dağıtılan yerlerin kayıt sahiplerine verilmesine” ilişkin hükümleri Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin başvurusu üzerine, Anayasanın 44, 169 ve 170. maddelerine aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesinin 14.03.1989 gün, 1988/35-13 sayılı ve yine aynı maddenin 3. fıkrasındaki “orman sınırları içerisinde kalan” tümcesi Anayasa Mahkemesinin 13.06.1989 gün ve 1989/7-25 sayılı kararı ile Anayasanın 44, 169 ve 170. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin sözü edilen kararlarında hiç bir ayrım yapılmadığından, o tarihe kadar orman rejimi dışına çıkmış ve çıkartılacak tapulu, tapusuz ve iskan suretiyle verilen tüm yerleri kapsar. Çünkü yüksek mahkeme kararında 1744, 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar döneminde çıkartılan yerlerde hiç bir ayrıcalık getirmeden yasa hükmünü iptal etmiştir. Bu nedenle, hangi yasa döneminde olursa olsun orman rejimi dışına çıkartılan yerler imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamaz. 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmeyen orman dışına çıkarılan alanlarda … tevzi yoluyla verilen yerlerde bu kayıtlara değer verileceğine ilişkin hükümlerin tümü 22.02.2005 gün 5304 Sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu durumda, yasalarımızda orman rejimi dışına çıkartılmış ve çıkartılacak yerlerde, nasıl oluşursa oluşsun eski tapu kayıtlarına; iskan kayıtlarına ya da iskan kaydı sonucu oluşturulan tapu kaydına, … tevzi yoluyla oluşturulan tapu kayıtlarına ve zilyetliğe dayanılarak … kazanılmasına ilişkin hiç bir hüküm bulunmamaktadır. Yıllar önce tapuya kayıt edilmiş bir yerin ya da Devletin kendi iradesiyle iskan ya da … tevzi yoluyla kişilere verip onlar adına tapuya tescil edilen yerlerin, orman rejimi dışına çıkartılması halinde kişilere verilmesi mümkün olmayan taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılması düşünülemez.
D- Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki 17.10.1983 gün ve 2924 Sayılı Yasanın, “kapsam” başlığını taşıyan 2. maddesi; 6831 Sayılı Orman Yasasının 2. maddesi gereğince orman kadastro komisyonları tarafından orman sınırları dışına çıkarılan alanları kapsayacağı öngörülmüştür.
Aynı yasanın 3. maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir “Orman kadastro komisyonlarınca orman sınırı dışına çıkarılan yerler Orman Bakanlığının talebi üzerine Hazine adına tescil edilir. Bu yerler bu kanun hükümleri uygulanmak kaydıyla Orman Bakanlığı emrine geçer”
3402 Sayılı Yasanın 17/1. maddesi “Kamu hizmetine tahsis edilen arazide” imar-ihyayı yasaklamıştır. Orman rejimi dışına çıkartılan arazi 2924 Sayılı Yasanın 3. maddesi gereğince Anayasanın 160-170. maddelerinde yazılı bir kamu hizmetinin yapılması amacıyla yasanın açık
-4-
2006/15740-2007/1170
hükmü gereğince Orman Bakanlığının emrine geçtiğinden 3402 Sayılı Yasanın 17/1. maddesindeki ifade ile kamu hizmetine tahsis edilmiş sayılır ve imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamaz.
E- Yukarıda sözü edilen 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesindeki bu yerlerin yapılacak kadastro sırasında “kullanan kişilerin adları kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir” tümcesi Anayasa Mahkemesinin 30.03.1993 gün 1992/48-14 sayılı kararı ile “…Orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesi olanaklıdır… orman köylüsü olup olmadığına bakılmaksızın bu yerlerin kullanan kişilere satışının yapılmasını sağlayan bu düzenleme Anayasanın 170. maddesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle “…kullanan kişilerin adları kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir…” ibaresinin iptali gerekir” gerekçesiyle sözü edilen tümcenin oybirliği ile iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi bu kararında da, hangi yasa döneminde çıkartılırsa çıkartılsın, hiçbir ayırım yapmadan orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin nasıl değerlendireceğini Anayasayı yorumlayarak göstermiştir. Özel yasa ile Orman Bakanlığının emrine geçeceği ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla “yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirileceği” bildirilen taşınmazların imar-ihya ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile kazanılmasına olanak yoktur.
F- 29.06.2001 gün ve 4706 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan alanlarda 2924 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmayacağı ve Bakanlığın istemi üzerine gerekli kadastro işlemi yapıldıktan sonra 3194 Sayılı İmar Yasası ve uygulama yöntemlerindeki kısıtlamalara tabi olmadan ifraz ve tevhit işlemleri yapılarak kullanıcılarına doğrudan satılabileceği” hükümleri getirilmişse de, yine bu maddede Anayasa Mahkemesinin 23.01.2002 gün 2001/382-21 sayılı kararı ile “…Anayasanın emredici kuralı nedeniyle … orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin kullanıcılarına veya başkalarına, hatta orman içi köyler halkına satılmasını veya bu amaçla devredilmesini sağlayacak bir düzenleme yapılması olanaklı değildir… bu nedenle, Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin satışı ve bu amaçla devri olanağını getiren dava konusu kural Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırıdır” gerekçesiyle iptal edilmiştir.
G- 6831 Sayılı Orman Yasasının 11. maddesinin 4 ve 5. fıkraları 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasa ile şu şekilde değiştirilmiştir. “Kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlete ait ormanlar, tapu sicil müdürlüklerince hiçbir harç, vergi ve resim alınmaksızın orman vasfı ile, 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarılan yerler halihazır vasfı ile kaydında belirtme yapılarak Hazine adına tapuya tescil olunur.
Bu Kanunun;
a) 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi,
b) 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 Sayılı Kanunlarla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi, uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir.”
Görüldüğü gibi, hangi yasa döneminde orman rejimi dışına çıkartılırsa çıkartılsın yasa koyucu, bu taşınmazlarda Devletin hiç bir zaman elini çekmediğini, başka bir deyişle tasarruf hakkından vazgeçmediğini kabul ederek orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin fiilen orman ya da orman yetiştirmeye uygun olduğunun tespit edilmesi halinde, her zaman Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilmesini ve orman niteliği ile Hazine adına yeniden tescil edilmesi konusunda 05.11.2003 tarihinde … hükümler getirmiştir.
Bilindiği gibi; orman rejimi dışına çıkartılan yerler engebeli, erozyona uygun yerlerdir. İnsanların tahribiyle bir süre orman niteliğini kaybetse bile, o yerde fiili baskının kalkması ve el çekilmesiyle eski halini almakta, yani yeniden orman haline dönüşmektedir. Uygulamada ve 20.
-5-
2006/15740-2007/1170
Hukuk Dairesinde temyiz incelemesi yapılan bir çok dava dosyalarında görülmektedir ki, bazı yerler aslında nitelik kayıp etmediği halde, şu ya da bu nedenle, orman rejimi dışına çıkartılmakta, itiraz ve dava konusu edilmeden bu yerler hakkında yapılan orman rejimi dışına çıkartma işlemi kesinleşmektedir. İşte bunları düşünen yasa koyucu 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile yukarıda yazılı hükümleri getirmiş, hiçbir ayırım yapmadan 1744, 2896, 3302 Sayılı Yasalar uyarınca orman rejimi dışına çıkartılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerlerin, yeniden Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilerek Hazine adına tapuya orman niteliği ile tescil edileceği hükümlerini yürürlüğe koymuştur.
H- 1744 Sayılı Yasada sadece Devlet ormanlarında 2. madde uygulaması yapılacağı hükümleri var iken, daha sonra çıkartılan 2896 ve 3302 Sayılı Yasalarda Devlet Ormanları ile birlikte özel ormanlar ile hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda da nitelik kaybı nedeniyle 2. madde uygulaması yapılabileceği hükümleri getirilmiş ve orman sınırı dışına çıkartılan bu yerler devlete ait ise, Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müessesine ait ise, bu müesseseler adına, özel orman ise, sahipleri adına çıkartılacağı ve kim adına çıkartılmışsa aynı şekilde o kişi ya da kurum adına tapuya tescil edilmesi öngörülmüştür.
Anayasa ve yasalarımıza göre, Devlet ormanlarının mülkiyeti Hazineye aittir. Bu nedenledir ki; bunun doğal sonucu olarak Devlet ormanlarının nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde mülkiyeti yine Hazineye ait olacak ve Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılacaktır. 2896 Sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılan 20.06.1973 gün ve 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi şu şekildedir.
“Madde 2- 15.10.1961 gününden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden;
a) Su ve … rejimine zarar vermeyen, orman bütünlüğünü bozmayan, tarla, bağ, meyvalık, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antepfıstığı) gibi çeşitli … alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar bulunan yerler ile otlak, kışlak ve yaylak haline gelmiş yerler,
b) Şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim sahaları,
Orman sınırları dışına çıkartılır.
Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı Orman Bakanlığınca veya vaki müracaatlar üzerine anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten en geç on yıl içinde orman kadastro komisyonlarınca yapılır. Bu düzeltme sonucu orman sınırları dışına çıkarılacak yer sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intilal eder. Yeniden yapılacak orman kadastrosunda da bu madde hükümleri uygulanır.”
Bu madde hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, yasanın 2. maddesinin 2. fıkrası gereğince orman sınırlarında yapılacak düzeltme sonucu orman rejimi dışına çıkartılan tapulu arazilerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal etmesi için şu koşulların birlikte oluşması gerekir.
1- 15.10.1961 tarihinden önce bilim ve … bakımından nitelik kaybı nedeniyle Yasanın 2. maddesi hükümlerine göre orman rejimi dışına ve Orman Bakanlığınca veya vaki müracaatlar üzerine orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışına çıkartılma işlemi kesinleşmiş olmalıdır.
2- Orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu orman rejimi dışına çıkartılan arazinin, ilk defa orman sınırları içine alınması hiç bir itiraz ve davaya konu olmadan kesinleşmiş olmalıdır. Başka bir anlatımla, ilk orman kadastrosu yapılırken tapulu arazi orman sınırı içine alınmış ve orman olmadığı iddiasıyla yapılan itiraz ve dava ret edilerek orman sınırı içinde bırakılmışsa, bu yer tapulu bir arazi de olsa 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman rejimi dışına çıkartılması halinde mülkiyeti tekrar hak sahiplerine intikal etmeyecektir.
3- Orman sınırının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakılan arazi orman sınırları içine alınması tarihinden önce tapuya kayıtlı olmalı ve bu tapu kaydı 4785 Sayılı Yasa
-6-
2006/15740-2007/1170
karşısında geçerli bulunmalı ve Devletleştirme bedeli ödenmemiş olmalı ve bu tapu kaydı yüzölçümüyle o taşınmazı kapsamalıdır.
Yukarıda yazılı tüm koşulları bir arada taşımayan arazinin orman sınırı içinde iken, mülkiyeti orman niteliğiyle Hazineye ait olduğu gibi, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman sınırı dışına çıkartıldıktan sonra da Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi amacıyla yine mülkiyeti Hazineye ait olmaya devam edecektir. Yani Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılacaktır.
2896 ve 3302 Sayılı Yasaların uygulaması sonucu, öncesi tapulu ya da tapusuz arazilerin Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılacağı açıkça yazılı olduğu halde, 1744 Sayılı Yasada “öncesi tapusuz olan araziler ile sınırlaması itirazlı olarak kesinleşen tapulu arazilerin ya da devletleştirilmiş veya 3116 Sayılı Yasanın muvakkat 1. maddesi gereğince kamulaştırılmış ormanların Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılacağının yasada açıkça yazılı olmaması, bu yerin Hazine adına çıkartılmış olmadığı” şeklindeki bir yorum tarzı yasanın ruhuna ve lafzına uygun olamaz.
Uygulamada da orman kadastro komisyonlarının 1744 Sayılı Yasanın 2. ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasaların 2/B maddesi gereğince düzenlenen uygulama tutanaklarında orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin tümünün Hazine adına çıkartıldığı açıkça yazılarak Hazine adına tespit tutanakları düzenlenmektedir.
31.07.1993 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan “Orman Köylülerinin Kalkındırılmalarının Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik”in 25. maddesinin (g) bendinde de hiç bir ayırım yapılmadan 1744, 2896 ve 3302 Sayılı Yasaların uygulanması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin Hazine adına çıkartıldığı hükmü vardır. 2896 ve 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman rejimi dışına çıkartılan Devlet Ormanın öncesi kişilere ait tapulu yer bile olsa 1744 Sayılı Yasanın aksine Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmaktadır.
1744 Sayılı Yasa ile 2986-3302 Sayılı Yasalar arasındaki fark sadece orman sınırlaması itirazsız kesinleşen tapulu araziler bakımındandır.
I- Tapulu Devlet Ormanın bir bölümünün 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. ya da 2896 ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi uygulamasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer yine Hazinenin tapulu taşınmazı olmaya devam eder. Bu konu, 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı gerekçesinin 19. paragrafında aynen şu cümlelerle ifade edilmiştir. (Maki komisyonlarının görevi orman sayılmayan makilik alanları belirlemekten ibarettir. Orman sayılmayan makiliklerin tesbiti … orman tanımına göre tapu sicilinde düzeltme yapılması niteliğindedir. Bu düzeltme sonucu “orman niteliği ile Hazine adına tescil”edilen taşınmaz orman sayılmayan makilik alan olarak tesbit edilmekle, “özel mülk olarak Hazine adına tapuya tescil” edilecek, taşınmazın sadece tapudaki niteliği değişecektir. Böylece tesbit işlemi ile Hazine adına tapulu olan TAŞINMAZ TAPUSUZ HALE DÖNÜŞMEYECEKTİR.)
Görüldüğü gibi, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki makilik alanın ya da orman rejimi dışına çıkartılan yerin ormandan ayrılması o yeri tapusuz hale getirmeyip, sadece niteliğini değiştirdiğinden makilik cinsi ile ya da orman rejimi dışına çıkartılan yer niteliğiyle tapulu olma halini sürdüreceğinden, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. ve 2896 – 3302 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerler orman niteliği değişmiş olarak Hazine adına tapulu olmaya devam edeceğinden, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacaktır. Çünkü makiye ayrılmakla ya da orman rejimi dışına çıkarmakla, o yere ait orman tapu kaydının iptal edileceği ya da iptal edilmiş sayılacağı konusunda yasalarda hiç bir hüküm bulunmamaktadır.
İ- Kesinleşen orman kadastrosu sonucu orman olduğu saptanan arazi, Yasanın emredici hükmüne rağmen, görevli memurların ihmali ya da başka herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmemiş olsa bile; orman kadastrosunun kesinleşmesi ile taşınmaz kamu malı olur ve orman niteliğiyle mülkiyet … Hazineye geçer. Kesinleşen orman kadastrosunun sonradan tapuya
-7-
2006/15740-2007/1170
tescil edilmesi mülkiyet hakkının doğumu için gerekli değildir. Orman kadastrosunun kesinleşmesiyle kamu malı nitelikli mülkiyet … doğmuştur. Tescil işlemi, kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğundan durum yine değişmez, o yer tapulu sayılır. Medeni Yasanın 999. (E.M.Y. md. 912) maddesi “özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir ayni hakkın kurulması sözkonusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz” şeklindedir.
J- 3402 Sayılı Yasanın 17/1. maddesi gereğince “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen arazi” imar-ihya ve zilyetlikle kazanılabilir.
Yine, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/2 maddesi aynen “… malları, hizmet malları, ormanlar devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile Kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez” şeklindedir.
Yasalarımızda, hangi malların yasalar uyarınca Hazineye kalacağı birer birer sayılmamıştır. Yorum ve içtihatlar özellikle H.G.K.nun 05.09.1984 gün ve 1982/8-97/514 sayılı kararında yasalar uyarınca devlete kalan taşınmazların neler olabileceği açıklandıktan sonra, Medeni Yasanın 501 (E.448) maddesi gereğince mirasçı bırakmadan ölen kişilerin taşınmazlarının da, bu madde gereği Hazineye kalacağından zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmiştir. Sözü edilen kararda, devletin özel mülkiyetinde sayılabilecek taşınmazların çoğunlukla Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, ancak sahipsiz oldukları için Hazineye ait bulunan veya özel yasalar hükümleri uyarınca devlete kalmış olduğu halde, tescilleri yapılmamış taşınmazların bulunduğu, bu tür yerlerin devlete geçişinin yasa hükmünün gereği olduğu, yasa koyucunun bu fıkrayı yürürlüğe koymasındaki amacın, Hazineye ait taşınmazlara Hazinenin sahip çıkmasını sağlamak ve Hazine elinde rezerv … bulundurmak olduğu açıklanmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi Hukuk Genel Kurulunun 13.02.2002 gün ve 2002/16-48-91 sayılı kararı ile 8. Hukuk Dairesinin Nisan 2006 tarihinden sonra verdiği kararlarda da nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 3402 Sayılı Yasanın 18/2. maddesinde belirtilen “yasalar uyarınca Devlete kalan taşınmaz” olduğu kabul edilmiştir. 2924 Sayılı Yasının 3.maddesindeki “Bu yerler bu yasanın hükümleri uygulanmak kaydıyla Orman Bakanlığı emrine geçer.” hükmü gereğince, bu özel yasa uyarınca orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazlar Anayasanın 170. maddesindeki kamu hizmetinin yerine getirilmesi amacıyla Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılır. Bu nedenle, 3402 Sayılı Yasanın 17/1 ve 18/2. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamaz.
K- Hangi yönden bakılırsa bakılsın, Anayasa ve yasalar orman rejimi dışına çıkartılan yerleri diğer … alanına dönüştürülecek Devlete ait hali yerlerden farklı olarak düşünmüş ve bu konuda Anayasada ve yasalarda farklı yasal düzenlemeler getirmiştir. 3116 Sayılı Yasanın 13. ve 6831 Sayılı Yasanın 11/4. maddesi kesinleşen orman kadastrosunun hiçbir resmi harç alınmadan tapuya tescil edilmesini, yine orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın 2924 Sayılı Yasanın 3/1. maddesi gereğince tapuya tescil edilmesini emretmiştir. Yasaların açık hükmüne karşın ilgili devlet memurlarının şu veya bu nedenle görevlerini savsaklayarak tapuya tescilini sağlamamış olmaları M.Y. 999 ( E. 912) ve 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12/4 maddesi gereğince sonuca etkili olamaz. Kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan yer tapulu sayılır. Orman rejimi dışına çıkartılsa bile, tapulu olmaya devam eder. Tapuda kayıtlı bir yer de zilyetlikle kazanılamaz. Bir an için aksi düşünülse bile Anayasanın 170. maddesi ve yukarıda yazılı Anayasa Mahkemesi kararları ve 2924 Sayılı Yasanın 2, 3 ve 3402 Sayılı Yasanın 17/1 ve 18/2. maddeleri gereğince zilyetlik yoluyla kazanılamaz.
Anayasa Mahkemesinin, orman rejimi dışına çıkartılan yerlere ait çok eski tarihli tapu kayıtlarına ve Devletin yüksek iradesi ile 50-60 yıl önce iskan yoluyla verdiği tapu kayıtlarına ve bu yerlerdeki zilyetliğe, değer verilmesine ilişkin 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesindeki ilgili hükümleri, keza, orman rejimi dışına çıkartılan alanlarda 2924 Sayılı Yasa hükümleri uygulanmayarak bu yerlerin Devlet tarafından orman köylüsü olup olmadığına bakılmaksızın satışına olanak tanıyan 4706 Sayılı Yasanın 3. maddesini Anayasaya aykırı bularak, bu
-8-
2006/15740-2007/1170
konudaki yasal düzenlemeleri iptal ettiği, Devletin 4753 Sayılı Yasa hükümlerine göre bedelini alarak 40-50 yıl önce … tevzi yoluyla topraksız çiftçilere dağıtılarak tapusunu verdiği yerlerin orman rejimi dışına çıkartılması halinde, bu tapu kayıtlarına değer verilmesini öngören 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesindeki hükmü 22.02.2005 gün 5304 Sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırmış olduğu gözönünde bulundurulduğunda, hangi yasa döneminde olursa olsun orman rejimi dışına çıkartılan yerler tapuda kayıtlı olsun olmasın zilyetlikle kazanılmaz.
III- Bir an için, 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2. maddesi hükmüne göre orman rejimi dışına çıkarılan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilebileceği kabul edilse dahi, çekişmeli taşınmazların arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı 1961 yılından, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıkları 1976 yılına, bu tarihten Hazine adına tesbit edildikleri 1980 yılına, bu tarihten gerçek kişilerin açtığı dava sonucu tekrar tapulama dışı bırakıldıkları 1984 yılına, bu tarihten sonra da yine, Hazine adına tesbitlerinin yapıldığı 1988 yılına kadar, kesintisiz ve nizasız 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi hiçbir zaman dolmamıştır.
Açıklanan hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre,yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 01/02/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.