YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/165
KARAR NO : 2023/789
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 26/09/2022 gün ve 2022/2612 Esas, 2022/5505 Karar sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı vekili Asiye Sever tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar daha önce temyiz nedeni yapılmıştır. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay bozma ilamı uyarınca bozmaya uygun olarak verilen mahkeme kararı gerekçesine göre, usul ve yasaya uygun olup, düzeltilmesini gerektirir bir neden bulunmadığından, HUMK’un 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HUMK’un 440. maddesinde öngörülen hususlardan hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,
Aynı Kanunun 442/son ve 4421 sayılı Kanunun 2 ve 4/b-1 maddeleri delaletiyle takdiren 1.470,00 TL para cezası ile bakiye 206,80 TL karar düzeltme ret harcının düzeltme isteyenden tahsiline,
13.02.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan tapu iptal ve tescile ilişkin davada, bozma sonrası ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine ilişkin verilen kararın temyizi üzerine, Dairemizce kararın onanmasına karar verilmekle, bu aşamada davalılar vekili tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuş ve nihayetinde Dairemiz sayın çoğunluğunun, talebin reddine dair kararına karşı olmak üzere muhalefetimiz aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.
1. Davanın temelinde davacıya davalı … tarafından bir adet apartman dairesinin haricen satılması sonucu, daire tapusunun davalılar adına olan kaydının iptali ve davacı adına tescili konusu bulunmaktadır.
2. Başlangıçta Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve kısmen kabul ile sonuçlanan davada, temyiz üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2014/16256 Esas, 2015/1912 Karar sayılı ilamı ile davaya Tüketici Mahkemesinin bakılması gerekçesi ile kararı bozmuştur.
3. Bozma kararına uyulması ve görevsizlikle dosyanın Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, yapılan yargılama sonucunda bu sefer ilgili mahkemece davanın reddine karar verildiği, dosyanın bu sefer davacı tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2020/1771 Esas, 2020/6586 Karar sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
4. Bozma gerekçesinde, özellikle HMK’nın 219 ve 220 nci maddeleri üzerinde durulduğu, davalılar elinde bulunduğu belirtilen satış belgesinin akıbeti konusunda açıklama yapıldığı ve “davacının sözleşmenin kendisinde olmayıp davalılarda olduğunu beyan etmesi, bu beyana karşılık davalıların inkar etmesi karşısında 6100 sayılı HMK’nın “Tarafın belgeyi ibraz etmemesi” başlıklı 220/2. maddesine göre ibrazı istenen belgenin ellerinde bulunmadığına, özenle aradıkları halde bulamadıklarına ve nerede olduğunu da bilmediklerine ilişkin yemin teklif edilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken” denilmek suretiyle bozma konusunun sınırlandığı açıktır.
5. İlk Derece Mahkemesi bozma ilamına uymuş, davalılara ayrı ayrı yemin yöneltmiş, davalılar, ellerinde davacının iddia ettiği türde bir belge olmadığını, sözleşme imzalamadıklarını ayrı ayrı beyan etmişler ise de, başlangıçta bulunmayan ve temyiz sırasında davacı tarafından bulunduğu belirtilen adi yazılı belge üzerinden dava sonuçlandırılmıştır.
6. Yukarıda kısaca açıklanan süreç sonucunda, esasen bozma ile ilgili husus şeklen yerine geldiği halde, bozmanın ruhuna aykırı hareket edildiği, bir anlamda bozmanın yok farzedildiği, yeminli beyanlara niye itibar edilmediğinin gerekçelendirilmediği görülmüştür.
7. Esasen sonradan ibraz edilen, davalı müteahit imzasını doğrudan taşımayan belge için, davalıların ısrarla, sonradan delil ibraz edilmesine muvafakat etmediklerini beyan etmeleri, içeriğine itiraz etmelerine rağmen, esasen bu hususta gerekçede tartışılmamış, belge için araştırma yapılmamıştır.
8. Belgede esasen satıcı Adil yerine vekilinin imza attığı açıklanmış daha önce verilmiş bir noter vekaletnamesi dikkate alınmış ise de, sözleşmenin varlığı, gerçekliği araştırılmamıştır.
Çünkü davacı asil bizzat duruşmada ve dilekçesinde elinde belge olmadığını, belgenin davalı … elinde olduğunu açıkladığına göre belge ile ilgili araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususların tartışılmadığı belirgindir.
Yine bizzat davacı ve tanıklar bedelin bir kısmının ödenmediğini kabul ettikleri halde, sanki tam bir ödeme yapılmış gibi kabul kararı verilmesi, bu hususta gerekçe üretilmemesi de ilginçtir.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere mahkeme kararında GEREKÇE yoktur.
9. Mahkeme bozma gereğini yerine getirdiği halde, gerekçesinde “YEMİN” deliline niye itibar etmediğini açıklamamıştır. Yapılacak iş sonradan ortaya çıkan ve tebliğ edilmeyen adi yazılı belge ile yemin delili arasında; hangisine üstünlük tanıdığını açıklamak olmalı idi.
10. Adil yargılanmanın unsurlarından olan “SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve ÇELİŞMELİ YARGILAMA HAKKI” kapsamında, öncelikle yapılacak olan işin; sonradan bulunduğu iddia edilen belgenin, karşı tarafa tebliği, karşı tarafın cevap hakkını kullanması ve varsa karşı delillerini sunmasına imkan tanınması olacak iken, bu prosedürden vazgeçildiği açıktır.
11. Esasen Yargıtay bozma ilamında, yeni delil sunulduğu hususu belirtilmiş, ancak bu belge üzerinden inceleme yapılması yönünde bir bozma kararı verilmediği, aksine davacının iddiası ve açıklaması üzerinden “beyan ve yemin” itibariyle kararın bozulduğu açıktır.
Bu durumda açıkça “Sair itirazların reddi” denilmemekle birlikte, sonradan sunulan belge ile ilgili iddia yerinde bulunmamış ve böylece esasen DAVALILAR lehine usuli kazanılmış hak doğduğu halde, bu durumunda dikkate alınmadığı açıktır.
12. Esasen başka yönler itibariyle de bozma sebepleri bulunmakla birlikte, yukarıda açıklanan usulsüzlükler itibariyle, davalıların karar düzeltme dilekçeleri, gereğince Dairemiz kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının “davanın reddi gerekirken, kabulüne” karar verilmesi ADİL YARGILANMA HAKKININ doğrudan ihlali sebebiyle bozulması gerektiği kanaatinde bulunmakla, sayın çoğunluğun kararına muhalifim.