Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/4021 E. 2009/7008 K. 28.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4021
KARAR NO : 2009/7008
KARAR TARİHİ : 28.04.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 03/06/2008 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28/04/2009 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davalı … vekili avukat … … ile karşı taraftan davacı … YÖNETİMİ vekili avukat … … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı.
K A R A R

Davacı … Yönetimi, … Köyü 1004 parsel sayılı taşınmazın 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları içine alındığını,ancak çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 3402 Sayılı Yasaya göre ek kadastro uygulaması yapılması sırasında, orman kadastro haritası ile arazi kadastro paftası çakışmadığından, Orman Genel Müdürlüğünce görevlendirilen 36 numaralı orman kadastro komisyonunun, arazi kadastro müdürlüğü elamanları ile birlikte düzenledikleri 30.03.1990 tarihli mutabakat tutanağı ile orman sınırlarının 1976 yılında yapılan orman kadastrosu çalışmasında belirlenen orman sınırından farklı olarak belirlendiğini, fiilen orman olan taşınmazların orman olarak tescil harici bırakıldığını, 3402 sayılı ek kadastro tespitine yapılan itirazlar üzerine, mahkemelerde açılan tapu iptali ve tescil davalarında kazınıp değiştirilen haritalar üzerinden değerlendirme yapıldığı için davaların Orman Yönetimi aleyhine sonuçlandığını, bunun üzerine Orman Müdürlüğü Başmüfettişliğince yaptırılan inceleme sonucunda, görevliler hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek kesinleşmiş orman tahdit sınırı içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davaya konu taşınmazın 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde kaldığının saptandığı nedeniyle, davanın KABULÜNE, Fenni Bilirkişi … Delibaş tarafından hazırlanan krokili raporda gösterildiği üzere, … Merkez … Mahallesi 1004 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının İPTALİNE, orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir
Maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi “kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerlidir. Kesin hüküm vardır denilebilmesi için iki tarafın ve dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir” şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı gibi kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Bu koşullardan birincisi davanın konusu, dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu taşınmazın kendisidir. Ancak, aynı taşınmaza ilişkin değişik hakların dava konusu edilmesi halinde taşınmaz aynı olmasına rağmen dava konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Örneğin: Davanın tarafları ve taşınmaz aynı olmasına rağmen, mülkiyete ilişkin dava reddedildikten sonra aynı taşınmaz hakkında irtifak … dava edilebilir.
Kesin hüküm koşullarından ikincisi dava sebebidir ki; bilimsel görüşler ile yerleşik yargısal kararlar da, dava sebebi davanın dayandırıldığı vakıalar olduğu kabul edilmektedir. Dava sebebi, hukuki sebepten ayrıdır. Mahkeme yargılama sırasında dava sebebi ile bağlı olup, başka sebepleri inceleme konusu yapamaz. Örneğin: Gerçek kişi adına tapulu taşınmazın mera olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemiyle Hazinenin açtığı davada, taşınmaz hakkında orman araştırması yapılmayıp, sadece mera niteliği araştırılarak sonuçta taşınmazın mera olmaması nedeniyle dava reddedilirse, bundan sonra aynı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ya da orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılacak davada, dava sebebi aynı olmadığı için kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Kesin hükmün koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olmasıdır. Tarafların aynı olmasından kasıt, her iki davada da sıfatlarının aynı olması, başka deyişle her iki davada davacı ya da davalı sıfatıyla hareket etmeleri değildir. Kesin hükümle ilgili kararda, davalı sıfatında olan kişi, ikinci davada davacı sıfatıyla yer alması halinde taraflar aynıdır. Kesin hüküm, taraflarının külli haleflerini de aynı şekilde bağlar.
Somut olayda; temyize konu davada orman Yönetiminin, çekişmeli taşınmazın 1942 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla dava açtığı, daha önce, Orman Yönetiminin taraf olmadığı ve Hazinenin davaya konu parsel hakkında açtığı tapu iptal ve tescil davasının … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/648-1997/1435 sayılı kararı ile, zilyetlikle kazanma koşullarının kişi yararına gerçekleştiği nedeniyle reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmakta ise de, kişinin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığından iki dava arasında sebep birliği bulunmamaktadır.
Benzer nitelikteki 1. Hukuk Dairesinin 10.04.2002 gün ve 2002/3848-4512 ve 27.12.1990 gün 14371-15373 sayılı kararlarında, aynen şu görüşlere yer verilmiştir. “Kadastro Mahkemesinin kesinleşen ilamının içeriğinden itirazın orman olgusuna dayandırılmadığı, o davada Orman İdaresi taraf olmadığı ormana ilişkin olarak araştırma ve değerlendirme yapılmadığından anılan ilamın orman olgusu yönünden kesinleşmiş bir hüküm olduğu kabul edilemez”. Somut olayda da, önceki davada Orman Yönetimi taraf değildir ve bu iki davada Hazinenin dayandığı hukuki vakıalar (sebep) değişik olduğundan H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hükümden söz edilemez. H.G.K.’nın 04.03.1992 gün 1992/14-610-15, 23.02.2005 gün 2005/21-66-93 ve 17.11.2008 gün 2008/11-743-737 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Diğer taraftan; H.G.K.’nun 11.12.1996 gün ve 1996/13-678-868 sayılı ve bu konudaki daha birçok kararında belirtildiği gibi H.Y.U.Y.’nın 76. maddesi gereğince, dava dilekçesinde sıralanan olayların hukuki açıdan nitelendirilmesi ve uygulanacak yasal kuralların aranıp bulunması görevi doğrudan mahkemeye aittir.
O halde; … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/648-1997/1435 sayılı kararında Orman Yönetiminin taraf olmadığı ve temyize konu dava ile dava sebebi aynı olmadığı için kesin hükmün varlığından söz edilemeyeceği gibi güçlü delil olarak da kabul edilemez. Uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1942
yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 625.00.- YTL vekalet ücretinin davalı …’dan alınarak davacı … Yönetimine verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının davalı …’a yükletilmesine 28/04/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.