YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9772
KARAR NO : 2023/2542
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki imzaya ve borca itirazdan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; dayanak senetteki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin 86 yaşında bakıma muhtaç biri olduğunu, gözlerinin iyi görmediğini, yazıları tanımadığını, emekli maaşı ve kira geliri ile geçindiğini, daha önce yaşı ve sağlık durumu nedeniyle başkaları tarafından kandırıldığını, elinden senet alındığını, müvekkilinin davalı tarafı tanımadığını, davalıya borcu olmadığını iddia ederek takibin iptaline, alacaklı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata ve %10’u oranında para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, senedin sebepten mücerret olduğunu, davacının iddialarının hukuki dayanağı olmadığını iddia ederek davanın reddi ile davacı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama sırasında davacı-borçlu …’in 16.02.2020 tarihinde vefat ettiği, davacı borçlunun mirasçılarının davaya devam edeceklerini bildirdikleri, Adli Tıp Kurumu’nun 25.12.2019 Tarih ve 8817 Karar sayılı kararına göre borçlunun senedin tanzim tarihi olan 01.06.2017 tarihinde fiil ehliyetini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede harhangi bir akli arıza içinde olduğunu gösterir tıbbi bir belge ve bilginin mevcut olmadığı, bu nedenle senedin düzenlenme tarihi olan 01.06.2017 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu nun bildirildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4.Adli Tıp İhtisas Kurulu”nun 25.04.2022 tarihli raporuna göre ise takip tarihi olan 28.02.2018 tarihinde ve dava tarihi olan 06.03.2018 tarihinde borçlunun fiil ehliyetine haiz olmadığına yönelik oy birliği ile kesin kanaat bildirir rapor düzenlendiği, hukuk davalarında olduğu gibi, icra takibinin taraflarının da taraf ehliyetine sahip olmaları gerektiği, takip tarihi olan 28.02.2018 tarihi itibariyle borçlunun fiil ehliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, takip ehliyetinin yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre kamu düzenine ilişkin olduğu, her zaman şikayet yolu ile ileri sürülebileceği, fiil ehliyeti bulunmayan kişiye karşı doğrudan takip başlatılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne takibin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı vekili istinaf dilekçesinde: 27.04.2022 Tarihli Adli Tıp Raporunda borçlunun icra takip tarihi olan 28.02.2018 tarihinde ve dava tarihi olan 06.03.2018 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığı kanaatine varıldığının belirtilmiş olmasına karşın bu durumun mevcut icra takibine herhangi bir halel getirmeyeceğini, takibe dayanak senedin tanzim tarihinin 01.06.2017 olduğunu, borçlunun senedin tanzim tarihi itibariyle akıl sağlının yerinde olduğu ve her türlü hukuki tasarrufta bulunabildiğinin 25.12.2019 karar tarihli Adli Tıp Kurumunun 4. İhtisas Kurulu Raporu ile tespit edildiğini, kişinin tasarruf tarihinde ehliyetli olmasının yeterli olduğunu, dava dilekçesinde borçlunun ehliyetsizlik iddiasında bulunmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’nun 27.04.2022 tarihli raporunda dava dosyasının tetkikinde ilk kez, sorulan işlem tarihlerinden yaklaşık 7 ay sonra Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 25.09.2018 tarihli psikiyatri ve nöroloji muayenelerinde tespit edilen demans (hafif) denilen bunama halinin klinik fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında, sorulan işlem tarihlerinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre; …’in 28.02.2018 ve 06.03.2018 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olmadığı yönünde kanaat bildirdiği, somut olayda, borçlunun imzaya ve borca itiraz başvurusu üzerine, gerek borçlu vekili tarafından gerekse de, borçlunun yargılama sırasında vefat etmesi üzerine mirasçılar vekili tarafından aşamalarda müteveffa borçlunun hukuki işlem ehliyeti bulunmadığına ilişkin iddialarının her zaman (süresiz) şikayet yolu ile ileri sürülebileceği, her ne kadar, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi raporlarında, müteveffa borçlunun senedin tanzim tarihinde hukuki işlem ehliyetine sahip olduğu yönünde kanaat bildirilmiş ise de, müteveffa borçlunun takip tarihi itibari ile fiil ehliyetine haiz olmadığı yönünde kanaat bildirdiğinden, takip tarihi itibari ile borçlunun takip ehliyeti bulunmadığından, dava tarihi itibari ile dava şartı (takip şartı) noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün ise de, takibin doğrudan fiil ehliyeti bulunmayan borçluya karşı başlatılmasının usulsüz olduğu, icra takibindeki eksikliğin sonradan giderilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı vekili temyiz dilekçesinde; önceki beyanlarını tekrarlayarak kişinin tasarruf tarihinde ehliyetli olmasının yeterli olduğunu, davacılar murisi borçlu müteveffa …’in dava ve takip esnasında ehliyetsiz olduğu kabul edilse dahi bu durumun davada davacılar aleyhine her hangi bir hak kaybına sebep olmadığını, yargılama esnasında borçlu müteveffanın ölümü üzerine takibe ve davaya borçlu müteveffanın mirasçılarının dahil edilmesi ile birlikte bu eksikliğin zaten giderilmiş olduğunu, borçlu murisin takibe konu bononun tanzim tarihi itibariyle fiil ehliyetinin yerinde olduğunun, takibe konu bonodaki imzanın davacılar murisine ait olduğunun, davacıların takip konusu bonoya ilişkin olarak ödeme yapıldığına dair dosyamıza herhangi bir yazılı belge sunmadıklarının sabit olduğunu iddia ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4751 sayılı TMK’nın 14., 405, ve devamı maddeleri, 6100 sayılı HMK 114. maddesi, 2004 sayılı İİK’nın 16/2. maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.