YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7164
KARAR NO : 2023/2671
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Demirci Asliye Ceza Mahkemesinin 17.04.2015 Tarihli ve 2014/24 Esas, 2015/129 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına
2. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Kanun’un 206 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; mahkumiyet hükümlerinin lehine bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’ın Demirci İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurlarınca yapılan kontroller sırasında üzerinde taşıdığı … adına sahte olarak düzenlenmiş nüfus cüzdanını polis memurlarına ibraz ederek kullandığı, … hakkında yakalama emri bulunduğu anlaşıldığından yakalandığı, yakalama emrinin tazyik hapsine istinaden çıkarıldığının anlaşılması üzerine 10 gün süre verilerek … bırakıldığı, bu işlemlerin tamamında … adına düzenlenmiş sahte kimliği kullandığı belirtilerek sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından dava açılmıştır.
2. Sanık savunmasında, oturduğu kahvede kollukça arama yapıldığını, başka suçtan araması olduğundan ve ailesine bakacak kimse olmadığından sahte kimliği kullanmaya mecbur kaldığını beyan etmiştir.
3. Sanığın soruşturma aşamasındaki ifadesinde, yakalamasının tazyik hapsine ilişkin olduğunun anlaşılması üzerine … bırakılmasından sonra suça konu nüfus cüzdanını yakarak imha ettiğini beyan ettiği, belge aslında ulaşılamadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
4. Sanık … kimliği ile yakalandığında bu kimlik bilgileri ile genel adli muayene raporu, yakalama ve gözaltına alma tutanağı, nezarethane haber verme tutanağı, olay tutanağı, açık ceza infaz kurumuna gönderme tutanağı düzenlendiği anlaşılmıştır.
5. Katılan … sanığın, kendisinin akrabası olan …’nun arkadaşı olduğunu, … ile ile araç kiralama işi yaptıklarını, sanığın iş yerlerine gelip gittiğini, kimlik bilgilerini nasıl ele geçirdiğini bilmediğini, sanıktan şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini beyan etmiştir.
6. Mahkemece sanığın … bırakıldıktan sonra kimliği yakarak imha ettiğini beyan ederek suçunu ikrar ettiği, sahte düzenlenen nüfus cüzdanı ele geçirilememiş olsa bile bu nüfus cüzdanı ile sanığın yakalandığı, cezaevine alındığı, sahteciliğin işin uzmanı kolluk görevlilerince fark edilmemesi nedeni ile aldatıcılık unsurunun gerçekleştiği kabul edilerek sanık hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği, aslı ele geçirilemeyen belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık yönünden inceleme yapılması imkanı bulunmadığından, suçun unsurları itibarıyla oluşmayacağı nazara alındığında; sanığın, kolluk tarafından yakalandığında … adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını ibraz ederek kendisi hakkında adli işlem yapılmasını engellediği somut olayda, suça konu nüfus cüzdanı aslının ele geçirilemediği anlaşılmakla, aslı ele geçmeyen belgenin aldatıcılık niteliği tespit edilemeyeceğinden, resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık Hakkında Resmi belgenin düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığa isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Demirci Asliye Ceza Mahkemesinin 17.04.2015 tarihli ve 2014/24 Esas, 2015/129 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.