Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/3264 E. 2023/3447 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3264
KARAR NO : 2023/3447
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SUÇ : Dolandırıcılık
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan
itirazın reddi

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2021 tarihli ve 2020/27050 Soruşturma, 2021/2126 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Sakarya 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.02.2021 tarihli ve 2021/716 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 26.02.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.03.2022 tarihli ve 2021/8197 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2022 tarihli ve KYB-2022/41739 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2022 tarihli ve KYB-2022/41739 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, emlakçılık yapan müşteki ile kiralık ev tutmak amacı ile tanışan şüphelinin, sürekli olarak müştekiye satılık olduğunu belirttiği araçlar gönderdiği, süreç içerisinde müştekinin gönderilen araçlardan birisini beğendiğini belirtmesi üzerine, şüpheli tarafından 12.500,00 Türk lirası kapora istendiği, müştekinin de bu parayı Ziraat Bankasından diğer şüpheli … adına 13/07/2020 tarihinde havale ettiği, ancak şüphelinin aracı müştekiye teslim etmeyip, çeşitli bahanelerle müştekiyi oyaladığı, daha sonra da araç sahibinin satıştan vazgeçtiğini beyan ederek hem aracı teslim etmediği, hem de müştekinin gönderdiği kapora bedelini iade etmediği iddia edilen olayda, Cumhuriyet savcılığınca yürütülen soruşturma neticesinde, taraflar arasında alacak verecek meselesinden kaynaklanan hukuki ihtilaf bulunduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de,
Şüpheli …’ın whatsapp üzerinden araç satışı amacıyla anlaştığı müştekiden 13/07/2020 tarihinde 12.500,00 Türk lirası kapora bedeli aldığı halde, çeşitli bahanelerle müştekiye aracı göstermediği gibi anılan bedeli de müştekiye iade etmediğinin kendi ikrarı ile anlaşıldığı, nitekim yapılan UYAP sorgulamasında anılan şüpheli hakkında benzer suçtan mahkûmiyetlerin de bulunduğu nazara alındığında, şüpheli …’ın dolandırıcılık eylemini gerçekleştirdiğine ilişkin yeterli şüphenin oluştuğu cihetle, şüpheli … hakkında kamu davası açılması için yeterli delil bulunduğu gözetilmeden, talebin kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz …, süresi ve mercii gösterilir.
…“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüpheli …’ın, önceden tanıdığı şikâyetçi …’a, sürekli olarak uygun fiyatlı bir takım arabalar olduğunu ve almak isteyip istemediğini sormaya başladığı, sunmuş olduğu tekliflerden birinin şikâyetçiye cazip gelmesi üzerine, şüpheli ile şikâyetçinin 34 SG 5290 plakalı sayılı aracın alım satımı konusunda anlaştıkları, şüphelinin istemiş olduğu 12.500,00 TL kapora bedelinin diğer şüpheli …’ın hesabına yatırıldığı, ancak şüphelinin çeşitli bahanelerle aracı getirmekten imtina ettiği, bu durumun whatsapp yazışmaları ile de sabit olduğu, böylece iştirak halinde hareket ederek haksız menfaat temin eden şüphelilerin dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia olunması karşısında; şüpheli …’ın ifadesine başvurulması, 34 SG 5290 plakalı sayılı aracın kime ait olduğunun araştırılması, gerekirse beyanının alınması, şikayet dilekçesinde belirtilen ancak dosya kapsamında mevcut olmayan, aracın alım satımı hususunda anlaşıldığına ilişkin belgenin, kapora bedelinin gönderildiğine dair dekont ya da sair evrakın ve whatsapp yazışmalarının getirtilerek incelenmesinden sonra somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken, eksik soruşturma neticesinde hukuki ihtilaf olarak kabul edilen olay hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Sakarya 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.02.2021 tarihli ve 2021/716 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2023 tarihinde karar verildi.