Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/13964 E. 2023/3035 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13964
KARAR NO : 2023/3035
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucu, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar ve asli müdahiller ile davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; İstanbul ili, … ilçesi, … köyü 299, 287 ve 301 (yeni 940 ada 4) parsel sayılı taşınmazlara davalı idare tarafından usulüne uygun kamulaştırma yapılmadığı halde fiilen boru hattı geçirilmek suretiyle el atıldığından taşınmazların bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı tarafa davanın değerinin ve hak sahipleri olduğu bertilen kişiler ile dava konusu taşınmazlar arasındaki illiyet bağının açıklattırılması gerektiğini açıklamadan, imza eksikliğinin ve eksik harcın tamamlanmasından sonra müvekkili kuruluştan dava konusu taşınmazlara ilişkin kamulaştırma evraklarının istenmesi gerektiğini, dava dilekçesinde en yüksek ticari faiz talep edilmiş ise de bedel artırım davalarında dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini, davanın zaman aşımından reddine, kabul edilmediği takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.05.2014 tarihli ve 2009/347 Esas, 2014/320 Karar sayılı kararı ile asıl davada; dava konusu 301 parsele ilişkin olarak açtıkları davanın mükerrer olması nedeni ile usulden reddine, davacıların dava konusu 299 parsele ilişkin olarak açtıkları davada aktif dava ehliyetleri bulunmadığından davanın usulden reddine, davacıların dava konusu 287 parsel yönünden Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/42 Esas, 1988/104 Karar sayılı kamulaştırma dosyası nedeni ile hak düşürücü süre yönünden reddine, davalı Hazinenin ve Büyükçekmece Belediye Başkanlığının açılan davada pasif dava ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine, Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/1268 Esas, 2009/1524 Karar sayılı birleştirilen dosyasında ise davacıların davasının dava konusu 301 parsele ilişkin olarak bedel ödendiğinden hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 09.06.2015 tarihli ve 2015/3064 Esas, 2015/13154 Karar sayılı ilâmı ile asıl davada; … ve Maliye Bakanlığı hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru olduğu gibi, 299 parsel sayılı taşınmazda davacıların aktif husumet ehliyetleri bulunmadığından; 287 parsel sayılı taşınmaz yönünden hak düşürücü süre; 301 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise derdestlik nedeniyle ret kararları verilmesinde isabetsizlik görülmediği: ancak birleştirilen davada, dava konusu 301 parsel sayılı taşınmaz yönünden kamulaştırma işlemlerinin davacılar murisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, çekişmesiz bedelin davacılara ödendiğine ilişkin Ziraat Bankasından alınmış bir belgeye rastlanılmadığı, bu parselin imar uygulaması sonrası ifraz edilerek 940 ada 4 parsele gittiği, yeni oluşan parselde davacıların paydaş oldukları ve bu parsele davalı … Genel Müdürlüğü tarafından el atıldığı gözetilerek, el atılan 940 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki davacılar payına hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulduğundan bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 16.06.2016 tarihli ve 2016/156 Esas, 2016/360 Karar sayılı kararı ile asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulü ile 1.301.384,21 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’tan alınarak davacılara payları oranında ödenmesine ve dava konusu … ilçesi, … köyü 940 ada 4 parselde davacıların paylarının iptali ile … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 25.09.2018 tarihli ve 2016/27412 Esas, 2018/15253 Karar sayılı ilâmı ile davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalı idare vekilinin temyiz isteminin kabulüyle, birleştirilen davada değerlendirme tarihi olan 11.12.2007 tarihinde metrekare birim fiyatının 150,00 TL olarak kabulü ile davacıların payına göre tespit edilen kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat miktarına hükmedilmesi gerekirken hakkında davanın reddine karar verilen ana dosyadaki dava tarihine göre değerlendirme yapan bilirkişi heyeti raporuna göre fazla bedele hükmedildiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 21.03.2019 tarihli ve 2018/535 Esas, 2019/122 Karar sayılı kararı ile asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kısmen kabulü ve toplam 325.043,39 TL’nin dava tarihi olan 11.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’tan alınarak davacılara payları oranında ödenmesine, dava konusu … ilçesi, … köyü 940 ada 4 parselde davacıların paylarının iptali ile … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

E. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 22.09.2020 tarihli ve 2019/13234 Esas, 2020/6759 Karar sayılı bozma kararı ile mahkemenin kısa kararı ile gerekçeli kararın arasında çelişki bulunduğundan bozmadan sonra yerel mahkeme önceki kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdanî kanaatine göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kısmen kabulü ile toplam 325.043,39 TL’nin dava tarihi olan 11.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’tan alınarak davacılara payları oranında ödenmesine ve dava konusu … ilçesi, … köyü 940 ada 4 parselde davacıların paylarının iptali ile … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve asli müdahiller vekilleri ile davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı … asli müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinde özetle; değerlendirme tarihinin asıl dava tarihi olan 2009 yılı olarak kabul edilmesi gerektiğini, 2007 yılı değerlendirme tarihi esas alınarak belirlenen metrekare birim fiyatının düşük olduğunu, 299 ve 287 parsellere ilişkin davaların diğer davalılar yönünden kabul edilmesi gerektiğini, mahkeme kararında tüm davacılar yönünden hüküm kurulmadığını, asli müdahiller hakkında inceleme yapılmadan karar verildiğini ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılara kamulaştırma bedeli ödenmiş olduğundan kanunda öngörülen hak düşürücü süre geçirildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabulü halinde dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tescili ve …’ın irtifak hakkının tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.

4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci madesi.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dairemizin 31.05.2022 tarihli geri çevirme kararı sonrasında dosya içine alınan fen bilirkişisi Ender Gül’ün 17.10.2022 tarihli krokili raporundan; birleştirilen dava konusu 940 ada 4 (eski 301) parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması ile aynı yerde şuyulandığı 1002 ada 10 parsel sayılı taşınmazın imar planına göre boru hattının orta aksı hizasında bulunduğu ve parselin tamamının imar planında Boru Hattı Koruma Kuşağında kaldığı anlaşılmıştır.

3. Buna göre; dava konusu 1002 ada 10 parsel sayılı taşınmaza davalı … tarafından kamulaştırmasız el atıldığının kabulü ile paydaşlarından davacı … , … ve … ve …’ın kendi payları ile … mirasçıları olarak intikal eden payları yönünden davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

4. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı idare ile davacılar ve asli müdahiller vekillerinin aşağıdaki paragrafların dışındaki temyiz dilekçelerinde ileri sürülen diğer nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

5. Birleştirilen Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/1268 Esas, 2009/1524 Karar sayılı dosyasında Aşire Meşe, …, Lütfiye Kalkan ve Zekiye Pala davacı olarak yer aldıkları halde 1002 ada 10 parselin tüm maliklerinin gösterir tapu kaydı getirtilmeden ve gerekçesi gösterilmeden işbu davacılar yönünden hüküm kurulmaması bozmayı gerektirir.

6. Asli müdahiller hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.

7. İmar uygulaması ile şuyulanan dava konusu 1002 ada 10 parsel yönünden davacı paylarının iptali ile Hazine adına tescili ve … adına irtifak tesisine karar verilmemesi bozmayı gerektirir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar ve asli müdahiller vekili ile davalı … vekilinin temyiz itirazları yerine görüldüğünden hükmün açıklanan gerekçelerle BOZULMASINA

Temyiz edenlerden peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine,

28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.