Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/13584 E. 2023/3160 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13584
KARAR NO : 2023/3160
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kısmen kabul/Açılmamış sayılmasına

Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince yapılan düzeltme nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl dava ile komşu parsel maliklerine karşı açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili ile davalı Hazine vekili ve birleştirilen dosya davalısı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dosyanın dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, … ilçesi, … Mahallesi 751 parsel (yeni 281 ada 10 parsel) sayılı taşınmaz Hazine adına kayıtlıyken dava dışı …’e trampa edildiğini, … tarafından da 7625 m² olarak davacıya satıldığını, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi gereğince yüzölçümünün 6184 m² olarak düzeltildiğini, eksik yüzölçümü nedeniyle uğradığı zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleştirilen dosyanın dava dilekçesinde özetle; dava konusu 751 parsel sayılı taşınmazın tersimat hatası nedeniyle 1.441 m²lik kısmının komşu taşınmazlar kapsamına alınmış bulunması, düzeltme işleminin komşu taşınmazlar lehine yapıldığı hususu göz önünde tutularak 1.441 m² alanın tapu kaydının iptali ve davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya dava konusu taşınmazı satan …’in de davaya dahil edilmesi gerektiğini, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.05.2015 tarihli ve 2014/75 Esas, 2015/216 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 31.385,22 TL’nin dava tarihi olan 03.02.2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 13.05.2015 tarihli ve 2014/75 Esas, 2015/216 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; dava, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesine göre yapılan düzeltme sonucu dava konusu taşınmazın yüzölçümünde azalma meydana geldiği iddiasına dayanmakta olup davacı tarafından 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi gereğince yapılan bu çalışmadan dolayı Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/1979 Esas, 2008/1084 Karar sayılı dosyasında Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltmek sureti ile açtığı davada, davacının talebinin esastan reddine dair verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2009/7956 Esas, 2009/8905 Karar sayılı ilâmında; “…Kadastro Müdürlüğünün 11.09.2007 tarihli işlemi ile 751 parsel malikinin başvurusu üzerine tesis kadastrosu yapılırken tersimat hatası yapıldığından bahisle düzeltme yapılmış, bu düzeltme ile davacı taşınmazının bir kısmı komşu taşınmazlar kapsamına alınmıştır. Diğer bir ifadeyle, düzeltme işlemi komşu taşınmazlar lehine oluşmuştur…” denilmiştir. Bu durumda, davacının dava konusu taşınmazın eksilen kısmı için komşu parsellere karşı tapu iptal ve tescil davası açabileceği, bu davanın sonucunda ortaya çıkan duruma göre davacının zararının nereden kaynaklandığının tespitinden sonra tazminat talebinde bulunacağı gözetilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 28.04.2021 tarih ve 2017/232 Esas, 2021//147 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile 31.385,24 TL tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle davalı Hazineden alınarak davacıya ödenmesine, birleştirilen davanın ise taraflarca takip edilmeyip üç aylık süre içerisinde yenilenmediği anlaşıldığından açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Hazine vekili ve birleştirilen dosya davalısı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğu dikkate alınmadan belirlenen bedelin düşük olduğunu, bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda bozma ilamı doğrultusunda komşu parseller yönünden bir değerlendirme yapılmadığını, komşu taşınmazların yüzölçümündeki artışın dava konusu taşınmazlar aleyhine gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirtilmediğini, dava konusu taşınmaza komşu olan parseller eksik belirtilmiş olup dava konusu taşınmazın güneyinde kalan ve komşu 2069 parsel ile 2554 parsel arasında kalan boşluğun hangi parsel olduğu ve yüzölçümünün dava konusu taşınmaz aleyhine artıp artmadığı tespit edilmemiş olup tazminat şartlarının oluşmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Birleştirilen dosya davalısı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl ve birleştirilen davada reddedilen kısım yönünden lehlerine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 – 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

6. 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu … Mahallesi 751 parsel sayılı 7625 m² yüzölçümlü taşınmazın 1954 yılında yapılan tapulama ile Hazine adına tescil edildiği, 07.02.2003 tarihinde Hazine tarafından dava dışı …’e trampa edildiği, davacının …’den 07.02.2003 tarihinde 7625 m² olarak satın aldığı, dava konusu taşınmazın tapu kaydına 08.05.2007 tarih ve 9881 yevmiye numarası ile “Kadastro Kanunu 41. maddesine göre düzeltme vardır” şeklinde şerh konulduğu, Kadastro Müdürlüğünün 11.09.2007 tarihli düzeltme işlemi ile yüzölçümünün 6184 m²ye düşürüldüğü, davacı … tarafından Kadastro Müdürlüğüne karşı Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/1979 Esas, 2008/1084 Karar sayılı dosyasında açılan tapu kaydında düzeltim davasının reddine karar verildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2009/7956 Esas, 2009/8905 Karar sayılı ilâmı ile Kadastro Müdürlüğünün 11.09.2007 tarihli işlemi ile 751 parsel malikinin başvurusu üzerine tesis kadastrosu yapılırken tersimat hatası yapıldığından bahisle düzeltme yapıldığı, bu düzeltme ile davacı taşınmazının bir kısmının komşu taşınmazlar kapsamına alındığı, diğer bir ifadeyle düzeltme işleminin komşu taşınmazlar lehine oluştuğu, bu durumda davanın Kadastro Müdürlüğüne karşı değil, yararına düzeltme yapılan kişilere yöneltilmesi gerektiği, mahkemece davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken, bu yön gözardı edilerek işin esasına girilip davanın esastan reddine karar verilmiş ise de, sonucu itibarıyla doğru olan kararın gerekçesinin açıklandığı şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar verildiği, kararın 13.07.2009 tarihinde kesinleştiği, yüzölçümünün 6.184,00 m² olarak 13.01.2015 tarihli ve 1552 yevmiye ile tapu kütüğünde düzeltildiği, 22.02.2019 tarihinde yapılan 3402 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin (a) fıkrası uyarınca yapılan yenileme çalışmaları sonucu 281 ada 10 parsel olarak 6.219,91 m² yüzölçümü ile davacı adına tescil edildiği anlaşılmıştır.

Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında; davacının, dava konusu taşınmazın eksilen kısmı için komşu parsellere karşı tapu iptal ve tescil davası açabileceği, bu davanın sonucunda ortaya çıkan duruma göre davacının zararının nereden kaynaklandığının tespitinden sonra tazminat talebinde bulunacağı belirtildiği halde bozma gerekleri yerine getirilmeden komşu parsel maliklerine karşı açılan ve eldeki dosya ile birleştirilen tapu iptali ve tescil davasının takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşıldığından, dava konusu … Mahallesi 751 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro paftası ve yenileme paftası getirtilerek yenileme tutanaklarındaki edinme sebebi de dikkate alınıp yüzölçümündeki azalmanın sebebinin belirlenmesi ve Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2009/7956 Esas, 2009/8905 Karar sayılı ilâmında düzeltme işleminin komşu taşınmazlar lehine oluştuğu belirtildiğinden, dava konusu taşınmazın yüzölçümündeki azalmanın komşu parsellerdeki artıştan kaynaklandığının tespiti halinde 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

4. Kabule göre de;
a. Davalı Hazine harçtan muaf olduğu hâlde, peşin harç olarak yatırılan 4.269,40 TL’nin yargılama gideri sayılarak Hazineye yüklenmesi, doğru görülmemiştir.

b. Açılmamış sayılmasına karar verilen birleştirilen dava yönünden, temyiz talebinde bulunan birleştirilen davalı … lehine karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesi uyarınca vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, yerinde değildir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili, davalı Hazine vekili ve birleştirilen dosya davalısı … vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,

Davacı ile birleştirilen dosya davalısı …’ten peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine,

29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.