Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/5297 E. 2007/6756 K. 22.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5297
KARAR NO : 2007/6756
KARAR TARİHİ : 22.05.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
MÜDAHİL : ORMAN YÖNETİMİ

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında…Köyü 118 ada 30 ve 121 ada 101 parsel sayılı sırasıyla 20.389 m2 ve 7733 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …, taşınmazların kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açmış; Orman Yönetimi, orman sayılan yer oldukları iddiasıyla müdahil olmuştur. Mahkemece, davacının davasının reddine, müdahilin davasının kabulüne ve dava konusu parsellerin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel 2/B alanında bırakılmıştır.
1- Davacı …’ın temyiz itirazları bakımından; eski tarihli resmi belgelerin yöntemince uygulanması sonucu çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu, yörede yapılan ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu sırasında Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı, dava aynı zamanda 2/B uygulamasına itiraz niteliğinde ise de, öncesi orman olan taşınmaz hakkında gerçek kişinin adına tescil istemiyle açtığı davanın dinlenme olanağı bulunmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre davacının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; Hazine 2/B uygulamasının ve bu yönde yapılan kadastro tespitinin yerinde olduğunu savunmaktadır. Taşınmazın halen orman niteliğini yitirip yitirmediğini belirlemek orman bilirkişinin görevi olduğu halde, 16.01.2007 tarihli keşif sonunda rapor hazırlayan Orman Mühendisi … Uçum, taşınmazın 1955 tarihli memleket haritasında orman olduğunu açıklamış, orman niteliğinin yitirilip yitirilmediğini, yitirilmişse ne zaman ve hangi yollarla yitirildiğini açıklamamış, sadece halen taşınmaz üzerinde orman kök ve kalıntısı bulunmadığını bildirmiş, ziraat uzmanı bilirkişi ise taşınmazda 30 yaşlarında fındık ocakları ile orman refakat bitkisi niteliğinde …, eğrelti bulunduğunu, toprağın koyu kahve renkli ve humusça … olduğunu, bu hali ile ormandan kazanılmış yer olabileceğini açıklamıştır. Bu durumda, taşınmazın halihazır niteliği bakımından orman ve ziraat bilirkişi raporları birbiriyle çelişmekte olup, çelişkili raporlara göre hüküm kurulması mümkün değildir.

6831 sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi ile (bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip … yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülk olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin yasa maddesinde anlatılan bilim ve … bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, … erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yokolması sonuçlarını doğurur.
Yasada tanımlanan (…bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yokedilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi yasalarla korunamaz.
O halde, uzman orman bilirkişisinin, 6831 Sayılı Yasanın 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağını göz önünde bulundurarak, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve … bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceğini gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve … rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve karlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması ve taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması gerekir.
Daha sonra eğer kanunda tanımlanan anlamıyla nitelik yitirme söz konusu ise davacı lehine tapuya konulacak şerhler bakımından 4127 Sayılı Yasa ile değişik 2924 Sayılı Yasanın 11. madde koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır.
SONUÇ: 1) 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacının tescil istemine ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 22/05/2007 günü oybirliği ile karar verildi.