YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7319
KARAR NO : 2023/1656
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; mirasbırakandan intikal eden 865 ada, 429 parsel sayılı taşınmazda bulunan mağazanın davacı …’e, konut olarak kullanılan yapının ise davacı …’a ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, yapıların mirasbırakan tarafından inşa edildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…taşınmazda paydaş olan diğer mirasçıların da davaya dahil edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı; keşfen belirlenen dava değeri üzerinden davacıların taşınmazdaki payları düşüldükten sonra geriye kalan miktardan harcın ikmali suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekirken eksik harç ile sonuca gidilmesinin de doğru olmadığı, mahkemece verilen nihai kararda, aidiyetin tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespitine şeklinde karar verilmesinin de isabetsiz olduğu…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk derece mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…davaya dahil edilen taşınmazda paydaş olan paydaşların; dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıların miras bırakan babaları tarafından meydana getirildiğine ilişkin beyan dilekçeleri, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilamı da dikkate alınarak davacı tarafça ortaklığın giderilmesi davasında taraf ve taşınmazda paydaş olan davalı dışındaki diğer mirasçıların muhdesatın davacı yanca inşa edildiğinin kabul edildiğine dair dosya içeriğine yansıyan bir bilgi olmaması, tanık delilinin takdiri delil olması ve davacılar vekili tarafından bildirilen tanıkların beyanlarının kendi içinde çelişkili olması ve muhtesatların davacılar tarafından yapıldığına ilişkin görgüye dayalı beyan içermemesi, bir kısım tanıkların beyanların davacıların iddiasını desteklememesi, davacı taraflarca yemin deliline başvurulmaması, davacı taraflarca dava konusu taşınmaz üzerindeki muhtesatların meydana getirildiğinin kesin ve somut delillerle ispat edilememesi nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 190 ve 194 üncü maddeleri gereği ispat yükü üzerinde bulunan davacıların, dava konusu taşınmaz üzerindeki muhtesatların kendileri tarafından yapıldığı iddialarını ispatlayamadığı…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların cevap dilekçelerinde tanık deliline dayanmadıklarını ancak sonradan bildirilen tanıklarının beyanlarının dikkate alındığını, davalıların beyanlarının dikkate alınmasının da hatalı olduğunu, mahkeme kararında yeterli gerekçe bulunmadığını, dinletmiş oldukları tanıkların beyanlarının görgüye dayalı olmadığının tespitinin de hatalı olduğunu savunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m).Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK’nın 722, 724, 729 uncu maddeler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
3. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
Somut olayda, bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu muhdesatların kim tarafından, hangi gelirle, kimin nam ve hesabına yapıldığının davacı tarafça tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanamamış olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.