YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7703
KARAR NO : 2008/11700
KARAR TARİHİ : 23.09.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19/09/1996 tarih 4799-10894 sayılı bozma kararında özetle; “… Köyünde 1975 yılında yapılan tapulama sırasında tesbit harici bırakılan taşınmazla ilgili olarak açılan tescil davasında, Mahkemece 22/04/1993 tarihli krokide (B) işaretli (16.800 m2) bağ ile (C) işaretli (3279 m2) tarlanın davacı adına, (A) işaretli (3400 m2) bağın satın alan müdahil adına tesciline karar verilmişse de, yörede yapılan orman kadastrosuna ait harita ve tutanakların getirtilmediği, bunlar getirtilerek dava tarihi itibariyle orman kadastrosu kesinleşmişse, kesinleşen orman kadastro haritasının uygulanması, orman sınırları dışında kalan kesimi yönünden zilyedlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının komşu parsel tutanakları, ziraat uzmanı raporu ve jeolog raporu ile denetlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin 26/06/2007 tarihli krokide B (16.800 m2) ve C (3279 m2) işaretli bölümlerinin davacı adına, A (3400 m2) bölümünün müdahil … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 639. maddesine göre açılan tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 06/11/979 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu ile 02/05/1994 tarihinde ilan edilip kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Arazi kadastrosu 27/02/1971 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve davacılar yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de bozma kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir
Şöyle ki; tapusuz bir taşınmazın tesciline karar verilebilmesi için öncelikle, taşınmazın tescile tabi yerlerden olması, zilyetliğin aralıksız ve davasız malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması ve maddi olaylardan sayılan zilyetliğin bilirkişi ve tanık sözleri ile kanıtlanması gerekir. Bir yerin orman kadastro sınırları dışında kalması ayrı, zilyedlikle edinilecek yerlerden olup olmadığı ayrı konulardır. Çekişmeli taşınmaz arazi kadastrosu sırasında tespit harici bırakılmış, mahkemece tespit harici bırakılma nedeni araştırılmamıştır. Bunun yanısıra keşiflerde alınan beyanlar zilyedliğin başlangıcını ve sürdürülüşünü açıklamak bakımından yetersiz ve soyut beyanlardır. Jeolog bilirkişi, taşınmazın (A) ve (B) işaretli bölümleri arasında yeralan … ile ilgili açıklamasında bu yerin aşırı yağan yağmur sularının denize boşalmasını sağlayan doğal bir drenaj sistemi olduğunu, böyle yerlerin tarım ve yerleşime açılması halinde afete maruz kalacağını bildirmiştir. Ancak, raporda bu dere yatağının konumu, yüzölçümü, taşınmazın tümünün mü bir bölümünün mü bu drenaj sistemi içinde yeraldığı açıklanmamıştır. Aynı şekilde davaclar zilyetliğe dayandığına ve çekişmeli taşınmazın içinden dere yatağı geçtiğine göre bu taşınmazda zilyedliğin başladığı bildirilen yıllara ait resmi belgelerdeki konumu incelenerek o tarihler itibarı ile kullanılıp kullanılmadığı araştırılmamıştır.
Bu nedenle, öncelikle taşınmazın genel arazi kadastrosu sırasında hangi nedenle tespit harici bırakıldığı araştırılmalı, taşınmazın öncesinin niteliğinin belirlenmesi için yöreye ait en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile zilyedliğin başladığı iddia edilen 1960’lı yıllara ait fotogrometri yöntemiyle düzenlenen pafta örneği, memleket haritası ve hava fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman, bir ziraat bir jeoloji mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği, paftada kullanımı gösteren tasarruf çizgileri bulunup bulunmadığı belirlenmeli; jeolog bilirkişiden taşınmazın tamamının mı yoksa bir bölümünün mü doğal drenaj sistemi içinde yeraldığı ve kuru derenin konumunu gösteren rapor alınmalı, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, eğim durumu belirlettirilmeli, yerel bilirkişi ve zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 23.09.2008 günü oybirliği ile karar verildi.