Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/6404 E. 2008/10602 K. 16.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6404
KARAR NO : 2008/10602
KARAR TARİHİ : 16.07.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi hüküm davacı … Yönetimi ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … (… Adası) Mahallesi 104 ada 42 parsel sayılı 17.625,31 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1937 tarih 48 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak tarla niteliği ile … adına tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. …, taşınmazın öncesinin orman olduğu, orman niteliği ile … adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacı … Yönetimi ve katılan … tarafından temyizi üzerine bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.06.2006 gün 2006/5361 – 8060 sayılı bozma kararında özetle; “… taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu, bu haliyle zilyetlikle kazanılamayacağı savı ile davaya katıldığından taşınmazın tahdit dışında kalması yeterli olmayıp, zilyetlikle kazanma koşullarının bulunup bulunmadığının, ayrıca 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi uyarınca her hangi bir sebeple orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadığının da araştırılması gerektiği bu sebeple eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları getirtilerek taşınmaz başında yeniden yapılacak keşifte yöntemince uygulanarak taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, orman sayılmayan yerlerden olduğunun tesbiti halinde bu kez zilyetlikle kazanma koşullarının araştırılması, dayanak 1937 tarih 48 yazım numaralı vergi kaydının uygulanması, oluşacak sonuca” göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra Hazinenin davada taraf sıfatı olmadığı halde mahkemece dahil edildiği, Hazinenin yöntemince davaya katılmadığı, davaya cevap başlığı altında katılma talebini içermeyen dilekçe sunduğu, taşınmazın orman niteliği ile … adına tescili istemli dilekçenin 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi uyarınca katılma sayılamayacağına, davalıya tescil isteme … tanıyan Medeni Yasanın 713/7maddesinin kadastro davalarında uygulanamayacağı, bozma kararının maddi yanılgıya dayalı olduğu” gerekçesi ile davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş , hüküm davacı … yönetimi ve katılan … tarafından temyiz edilmiştir.

Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 27.01.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece bozma kararına uyulmakla birlikte gerekleri yerine getirilmeden Hazinenin davada taraf sıfatı olmadığı halde mahkemece dahil edildiği, Hazinenin yöntemince davaya katılmadığı, taşınmazın orman niteliği ile … adına tescili istemli dilekçenin 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi uyarınca katılma sayılamayacağını, davalıya tescil isteme … tanıyan Medeni Yasanın 713/7.maddesinin kadastro davalarında uygulanamayacağı, bozma kararının maddi yanılgıya dayalı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davaya katılma fer’i ve asli katılma olarak ikiye ayrılmaktadır. H.Y.U.Y.’nın 53 ila 58. maddelerinde fer’i katılmanın koşulları düzenlenmiştir. Usul yasasında asli katılmaya yer verilmemişse de, Yargıtay içtihatları , uygulama ve doktrinde asli katılmanın varlığı kabul edilmiştir. İki taraf (davacı/lar ve davalı/lar) arasında belli bir şey veya hak üzerinde dava devam ederken üçüncü kişinin , dava konusu olan şey veya hak üzerinde kısmen veya tamamen bir hak sahibi olduğunu iddia etmesi ve harcını ödemesi halinde asli katılma tamlanmaktadır. Bundan sonra, H.Y.U.Y.’nın 53. maddesinde öngörülen koşullar aranmaz.
766 Sayılı Yasanın 48/c, 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesinde açıkça asli katılma düzenlenmiştir 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesinde “Kadastro mahkemeleri, kadastro mahkemelerine dava açıldıktan sonra, tesbitten önceki haklara dayanarak, asli müdahil olarak katılanların iddiasına dair uyuşmazlıkları inceler ve karara bağlar.” hükmü bulunmaktadır. Bu yasal düzenleme ile kadastro davası açıldıktan sonra üçüncü kişi ve kuruluşlara kadastro tespitinden önce var olan bir hakka dayanılarak, taşınmaz üzerinde herhangi bir iddia ileri sürmek imkanı tanınmış ve katılma bir şekle bağlanmamıştır.Kadastro davalarında, dava derdest bulunduğu sürece katılma mümkündür. 3402 Sayılı Yasanın 29. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu yasanın tatbikinde ayrıca açıklık bulunmayan hallerde basit yargılama usulü uygulanır “ hükmü vardır. Basit yargılama usulünde, davaya katılma bir dilekçe ile olabileceği gibi H.Y.U.Y.’nın 474. maddesi uyarınca tutanağa yazdırmayla da mümkündür. Kadastro davaları 3402 Sayılı Yasanın 36. maddesi uyarınca harca tabi olup katılma istemi de ayrı bir dava olduğundan katılandan harç alınması gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta …; son oturumdan önce 18.01.2006 havale tarihli dilekçe ile çekişmeli taşınmazın konumu itibariyle orman niteliğinde olduğunu, orman emarelerinin bulunduğunu iddia ederek taşınmazın orman niteliği ile … adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş ve son oturumda da, aynı yöndeki istemini yinelemiştir. Katılma istemi, 3402 Sayılı Yasanın 36. maddesi uyarınca harca tabi ise de …, 492 sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan katılma harcı ödemeye gerek yoktur. Yukarıdaki açıklamalar karşısında Hazinenin, 18.01.2006 havale tarihli dilekçesi ve 01.02.2008 tarihli son oturumdaki beyanı; 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi anlamında asli katılma niteliğindedir. Yargıtayın yerleşik uygulamaları da bu yöndedir .
Yerel mahkemece 06.10.2006 tarihli oturumda yukarıda özeti yapılan Dairemizin bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir. Mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına uymakla bozma kararı yararına olan … lehine olan usuli kazanılmış hak doğmuştur. Yerel Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 Gün.21/9 sayılı Y.İ.B.K). Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nda anılan ilkeye ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ne var ki, “Usuli Kazanılmış Hak” davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla

Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan … ifade eder.Somut uyuşmazlıkta mahkeme bozma kararına uymakla … yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Açıklanan nedenlerle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 8.6.2006 gün 2006/5361-8060 sayılı bozma kararı uyarınca işlem yapılması gerekirken aksi düşünce ile soyut gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle … ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana iadesine 16.07.2008 günü oybirliğiyle karar verildi.