Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/3973 E. 2023/2763 K. 08.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3973
KARAR NO : 2023/2763
KARAR TARİHİ : 08.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
KARARLAR : Mahkûmiyet

… 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2021 tarihli ve 2020/517 Esas, 2021/67 Karar sayılı kararları ile hükümlü hakkında basit yargılama usûlü uygulanması suretiyle;
1. Mağdur …’yi kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

2. Mağdur …’ı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ilişkin hükmün, itiraz edilmeksizin 26.03.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.03.2023 tarihli ve 2022/28826 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve KYB-2023/35802 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve KYB-2023/35802 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1) 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesinde yer alan ‘Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, on beş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümler hiç bir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtayca re’sen tetkik olunur. 1. (Değişik: 18/11/1992 – 3842/28 md.) İki milyar liraya kadar (İki milyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler,(1) 2.(Değişik: 18/11/1992 – 3842/28 md.) Yukarı sınırı on milyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,(1) 3. Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, Temyiz olunamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz…’ şeklindeki düzenlemenin Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarih olan 20.07.2016 tarihine kadar geçerlilik arz ettiği,
Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte 20.07.2016 tarihi itibariyle artık 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun istinaf başlıklı 272. maddesinin yürürlük kazanması ile birlikte anılan maddenin ilk halinde 1412 sayılı Kanun’daki gibi kesin olan hükümlerin tekerrüre esas alınamayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmaması sebebiyle kesin nitelikteki adli para cezaları tekerrüre esas oluşturabiliyorken, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272. maddesinde yer alan ‘(1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, on beş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir. (2) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir. (3) Ancak; a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, b) Üst sınırı beş yüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz.’ şeklindeki düzenlemenin son fıkrasına 14/04/2020 tarihinde 7242 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle yapılan değişiklikle eklenen ‘Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz’ şeklindeki cümle gereğince, kesin nitelikteki adli para cezasına dair mahkûmiyet hükümlerinin tekerrüre esas alınamayacağının anlaşıldığı nazara alındığında,

Somut olayda, tekerrüre esas alınan sanığa ait adli sicil kaydında bulunan … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2018 tarihli ve 2017/706 Esas, 2018/201 sayılı kararıyla verilen 2.240,00 Türk lirası adli para cezasının, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği ve 5271 sayılı Kanun’un istinafa ilişkin hükümlerinin yürürlüğe girdiği 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kesin nitelikte, doğrudan adli para cezası olduğunun anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 02.07.2020 tarihli ve 2019/13-123 Esas, 2020/334 Karar sayılı ilâmında da kabul edildiği üzere sanığın tekerrüre esas alınan kesin nitelikteki adli para cezasına dair mahkûmiyet hükmünün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272. maddesinin son fıkrasında yer alan “Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.” şeklindeki cümle gereğince, tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydında başkaca tekerrüre esas alınabilecek nitelikte ilâmın da bulunmadığı cihetle, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) Adlî sicil kaydında tekerrüre esas mahkûmiyetinin bulunduğu kabul edilen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 58/3. maddesindeki ‘tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.” hükmü uyarınca, atılı suçu düzenleyen 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesinde hapis veya adli para cezasının seçimlik olduğu gözetilerek, hüküm kurulurken hapis cezasının seçilmesi karşısında, yukarıda anılan gerekçe uyarınca sanık hakkında tekerrür hükmünün uygulanma olanağı bulunmadığı, bu durumda hapis cezasının seçilmesi zorunluluğu ortadan kalktığından adlî para cezasının da seçilebileceği gerektiği gözetilmeden, yazılı şeklide karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. İnceleme konusu hükümde,
a. Hükümlünün mağdur …’yi kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci, üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen 5 ay 18 gün hapis cezasından 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereği (1/4) oranında indirim yaparken 4 ay 6 gün hapis cezası yerine hesaplama hatası yapılarak 4 ay 5 gün hapis cezasına,
b. Hükümlünün mağdur …’ı kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen 3 ay 22 gün hapis cezasından 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereği (1/4) oranında indirim yaparken 2 ay 24 gün hapis cezası yerine hesaplama hatası yapılarak 2 ay 25 gün hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle ceza belirlendiği anlaşılmıştır.

2. İnceleme konusu hükümler hakkında belirlenen hususlar yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde tespit edilen hususlar yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

Oy birliğiyle, 08.05.2023 tarihinde karar verildi.