Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/4407 E. 2008/10794 K. 18.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4407
KARAR NO : 2008/10794
KARAR TARİHİ : 18.07.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı gerçek kişi, 21.04.2000 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 1449 sayılı parselin, kadastro sırasında kendi adına tescil edildiği, … tarafından açılan kadastro tesbitine itiraz davası sonunda Kadastro Mahkemesince taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince … adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, dava tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığı gerekçesiyle … adına tapuya tesciline karar verildiği, oysa taşınmazın Eylül 1306 Y.tarih ve 635/10052 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı, dava nedeni farklı olduğundan, Kadastro Mahkemesi kararının kesin hüküm sayılmadığı, taşınmazın … adına olan tapu kaydının iptalini ve adına tescilini istemiştir. Mahkemenin, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine ilişkin 21.11.2000 gün ve 2000/637-1849 sayılı kararının davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 05.06.2001 gün ve 2001/3674-3268 sayılı bozma kararında özetle “H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi gereğince kesin hükümden söz edilebilmesi için diğer şartlarla birlikte dava nedeninin da aynı olması gerektiği, Kadastro Mahkemesi Kararının, gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşularını oluşmadığı nedenine dayandığı, somut olayda ise tapu kaydına tutunulduğu, bu nedenle Kadastro Mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturmayacağı, davanın esasına girerek iddia ve savunmaya göre delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp 07.08.1942 tarihinde köyde ilan edilerek 07.11.1942 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parsellerin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre

1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda makiye ayrılan yerlerden olduğundan söz edilerek orman sınırları dışında bırakıldığı, 1952 yılındaki makiye ayırma işlemiyle makiye ayrılan yerler dışında kaldığı, 1988 yılında yapılıp 1992 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosunda vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına yapılan kadastro tesbitine bir kısım gerçek kişilerin ve itiraz … dava açtıkları, Hazinenin bu davaya asli müdahil olarak katıldığı, gerçek kişilerin davaların reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 08.02.1994 gün ve 1991/315 – 1994/151 sayılı kararının kesinleşmesiyle … adına tescil edildiği, kadastro mahkemesinde davalı sıfatı taşıyan gerçek kişinin Yargılamanın yenilenmesi talebinin de aynı mahkemenin 14.09.1999 gün ve 1997/14-182 sayılı kararıyla red edildiği belirlenerek, Kadastro Mahkemesi kararının davacı yönünden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı yönünde kesin hüküm oluşturacağı ancak tapu kaydı kapsamında kalmadığı yönünde kesin hüküm oluşturmadığı, mahkemece tapu uygulaması yöntemince yapılmamış, yerel idaredeki kayıtların getirtilmemiş, tapu kaydını niçin revizyon görmediğinin araştırılmamış, tapu maliki ile davacı arasındaki irsi ilişkinin kurulmamış, mirasçı olup olmadığı ve taşınmazın davacıya nasıl geçtiği yöntemince saptanmamışsa da, tapu kaydının Korkuteli yani eski adıyla İstanos ilçesine ait … yaylasına ait olduğu, çekişmeli taşımazı kapsayamayacağı, yörede 1976 yılında, 7 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 gün ve 208 sayılı kararı ile 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun iptal edildiğinden söz edilerek, 1942 orman kadastrosu yok sayılıp, yeniden orman sınırlandırması yapılarak taşınmaz orman sınırları dışında bırakıldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına konu edilmediği, 1942 orman tahditinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, orman sınırları dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, bu işleme değer verilemeyeceği, taşınmazın 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırıldığı ve halen orman sınırları içinde olduğu, H.G.K.’nun 27.02.2002 gün 2002/1-19-97 sayılı kararında belirtildiği gibi” kesinleşen orman sınırları içine alınan eski tapu kayıtları, yasal değerini yitireceği gözetilerek … aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, davacının dayandığı eski tarihli tapu kaydının uygulamasındaki yetersizliğin sonuca etkili olmadığına, orman sınırları içinde bulunan taşınmazlar hakkında oluşturulan tapu kayıtları, özde orman olan taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden yolsuz tescil niteliğinde bulunduğuna, taşınmaz kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde olmasına karşın, taşınmazın orman niteliğiyle tescili istemiyle Orman Yönetimi yada … tarafından bir dava açılmadığına göre. davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 18/07/2008 günü oybirliği ile karar verildi.