Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/16432 E. 2007/1609 K. 15.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16432
KARAR NO : 2007/1609
KARAR TARİHİ : 15.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Hazine, 22.10.2004 tarihli dava dilekçesiyle … Köyü (Mahallesi) 27440 ada 13 parsel sayılı taşınmazın, 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1989 yılında kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığından tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1947 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine 15.12.1989 tarihinde kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilip dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Arsa niteliğinde ve 1065 m2 yüzölçümündeki çekişmeli imar parseli davalılar adına kayıtlı olup, 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ilk imar uygulaması ve parselasyon ile 331 ve 187 parselin ifrazı ile oluşmuştur.
1- İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu taşınmazın 1946 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ve 1947 yılında kesinleşen orman tahdidinde, 52 m2 bölümünün orman sınırları dışında, 1013 m2 bölümünün ise orman sınırları içinde bırakıldığı, 1952 yılında çalışma yapan makiye ayırma komisyonu, yasanın öngördüğü kişilerden oluşmayıp, yasaya ve yönetmeliğe aykırı çalışmalar yapsa da, bu komisyonca dahi muhafaza makisi olarak saptandığı, orman sınırları içinde kalan bölümün 1976 yılında 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, Orman Yönetiminin açtığı dava sonunda, İdare Mahkemesinin 15.01.1987 gün ve 1985/711-17 sayılı kararı ile orman niteliğini kaybetmediği ve Devlet ormanları ile çevrili olduğundan bu işlemin iptaline karar verildiği, daha sonra 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile bu bölümün tekrar Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı belirlenmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kayıtları hukuki değerini kayıp eder, yine kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazlar için arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan kadastro tapularının hukuki değeri yoktur. 2896 ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince, orman rejimi dışına çıkarma işlemi sadece Hazine adına yapılacağından, bu tür yerler kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla da edinilemez.
Yine, orman ve orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü yoktur. Aksine 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. Maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ve 2981 Sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. Maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri yoktur. Başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde olup, buna dayanan tescil de M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu” Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde, 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabi olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında da belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmündedir. Bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamaz. Yasalarımız nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine vermiştir.
3533 Sayılı Yasanın 4. maddesinin 03.07.2003 tarih 4916 Sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önce hakem tarafından mülkiyetin tesbitine ilişkin karar verilebileceği; ancak, tapu iptal tescil anlamına gelecek hüküm kurulamayacağı, aksine verilen bir hakem kararının hukuki değer taşımayacağı tartışmasızdır. … Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1991 gün ve 1988/984-997 sayılı kararının, tarafları her ne kadar … Belediyesi ve Hazine ise de, belirtilen hakem kararı orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına ilişkin araştırma ve incelemeye dayanmayıp, bu hususlar incelenmediğinden, çekişmeli taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı yönünde kesin hüküm oluşturmaz. Yine çekişmeli parselin 09.04.1973 gün ve 48 numaralı hakem kararının dayanağı
olan ve … … tarafından düzenlenen 28.05.1970 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide siyah çizgi ile gösterilen ve iptale konu olan bölümlerin çekişmeli imar parselini kapsamadığı ve kroki kapsamı dışında kaldığı saptandığı gibi, bu hakem kararının da esasen sadece … Yönetiminin tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu sabittir.
(M.Y.- Md. 1025.(933)), H.G.K.’nın 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 sayılı, 05.05.1999 tarih 1999/1-302 Esas 1999/258 K. aynı tarih 1999/1-304 Esas 1999/260 K. ve 30.06.1999 tarih 1999/1-544 Esas 1999/561 Karar Sayılı ilamlarında kabul edildiği gibi, Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile açacağı iptal davaları, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi değildir.
Açıklanan hususlar gözetilerek, çekişmeli imar parselinin kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bölümüne ilişkin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı gerçek kişilerin bu bölüme ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında olduğu belirlenen 52 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; çekişmeli taşınmazın bu bölümünün kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında olduğu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına konu edilmediği saptandığına göre, önceki bilirkişilere infazı olanaklı kılan ölçekli ifraz krokisi düzenlettirilerek bu bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın tümden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişilerin aşağıda ikinci bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün sadece bu nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran davalı gerçek kişilere iadesine 15/02/2007 günü oybirliğiyle karar verildi.