Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9847 E. 2023/2653 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9847
KARAR NO : 2023/2653
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elmadağ İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği şikayeti ile icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz dolayısıyla yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince usulsüz tebligata yönelik şikayetin kabulüne, yetki ve borca itirazın reddine karar verilmiştir.

Kararın muteriz borçlular tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlular tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Muteriz borçlular İcra Mahkemesine başvurularında; borçlu …’a yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu, takipten 01.10.2018 tarihinde haberdar olduğunu, takibe dayanak senette yetki kaydı olduğu bu nedenle Ankara icra dairelerinin yetkili olduğunu, takibe dayanak senedin taraflar arasında düzenlenen 10.08.2016 tarihli protokol kapsamında verilen teminat senedi olduğunu, ayrıca alacaklı tarafından noterden tasdikli ibraname verildiğini belirterek ödeme emri tebliğinin iptaline, ıttıla tarihinin 01.10.2018 olarak kabulü ile yetki itirazının kabulüne, borçlu olmadıklarının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, yetki itirazının yerinde olmadığını, ibranamenin tarafınca tanzim edilmediğini, dava dışı şirket tarafından tanzim edildiğini, takip dayanağı belgeye atıf da olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile borçluya çıkarılan ödeme emri tebligatının “Tevziat adresine gidildi. Adresinin sürekli kapalı olması ve tebliğ imkansızlığı nedeniyle TK’nın 21.maddesi gereği bağlı bulunduğu muhtar M.Köylüoğlu imzasına tebliğ edilerek 2 nolu form kapısına yapıştırıldı. Durumu komşusu Ali Avcıya haber verildi” şerhi ile 17.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat mazbatasında muhatabın adreste bulunmama sebebinin gösterilmediği, ayrıca muhatabın tevziat saatlerinden sonra dönüp dönmeyeceğinin de tevsik edilmediği gibi diğer yandan kendisine haber verilen komşu ismi yazılmış ise de, imzadan imtina edip etmediğinin belirtilmediği, bu durumda tebliğ işlemi Tebligat Kanunu’nun 21/1. ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliğinin 30. ve 35. maddeleri hükümlerine uygun olarak yapılmadığı, bono nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığı, avalist konumundaki borçlu …’e ödeme emrinin 17.08.2018 tarihinde “Mamak/Ankara”, keşideci borçlu İbrahim’e ise 01.10.2018 tarihinde “Elmadağ/Ankara” adresinde tebliğ edildiği, senedin keşide yerinin Elmadağ olduğu, senette Ankara Mahkemelerinin yetkili kılındığı, 27.04.1993 tarih ve 3268 sayılı Ticaret Sicili Gazetesine göre senedin keşidecisi olan …’ın 09.01.2014 tarihli 8482 sayılı Ticaret Sicili Gazetesine göre “Gerçek kişi ticari işletme resen terk” listesine göre tacir sıfatının son bulduğunun anlaşıldığı, bu durumda senedin tanzim tarihinde lehtarın tacir sıfatı olmadığından senette belirtilen yetki kaydının geçerli olmadığı, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiği, somut olayda, öncelikle sözleşmede senetlerin belirleyici özellikleri belirtilerek senetlere atıf yapılmadığı, yine taraflar arasındaki protokolün 17.10 güvence bedeli maddesinde tarafların güvence bedeli olarak 500.000,00 TL’lik senet imzaladıklarını, cümlenin lafzından protokol düzenlendiğinde senetlerin de düzenlendiğinin anlaşıldığı, dava konusu senedin düzenlenme tarihinin protokolün düzenlendiği tarihten yaklaşık 5-6 ay kadar sonra olduğu, yine taraflar arasında düzenlenen 20.12.2016 tarih 8681 yevmiye no’lu Elmadağ 1. Noterliği’nin İbranamesinin 20.12.2016 tarihinde düzenlendiği, ibranın da takibe konu senetle herhangi bir ilgisinin olmadığının anlaşıldığı, dosyada başkaca delil de bulunmadığı gerekçeleriyle davacının usulsüz tebligata yönelik şikayetinin kabulü ile, Elmadağ İcra Müdürlüğü’nün 2018/2569 Esas sayılı dosyasındaki ödeme emrinini tebliğ tarihinin davacı … yönünden öğrenme tarihi olan 01.10.2018 olarak düzeltilmesine, davacını yetki itirazının reddine, davacının borca itirazının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Tarafların tacir olduğunu bu nedenle yetki kaydının geçerli olup yetki itirazının kabulü gerektiğini, takibe konu senedin alacaklıya ahır yapım sözleşmesinden kaynaklı teminat olarak verildiğini, bütün edimler ifa edildikten sonra senedin iadesi istenildiğinde alacaklının senetlerin bankada teminat olarak tutulduğu belirtilerek senet iadesi yerine noterden ibraname düzenlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak hükmün bozulmasına, yetki itirazının kabulüne, yetki itirazı kabul görmediği takdirde borca itirazlarının kabulüne ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; senedin tanzim tarihinde lehtarın tacir sıfatı olmadığından senette belirtilen yetki kaydının geçerli olmadığı, alacaklı tarafından takibin senedin tanzim yeri olan yetkili icra müdürlüğünde başlatıldığı, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiği, takip dayanağı bonoda teminat olgusuna ilişkin herhangi bir ibarenin yer almadığı, borçluların teminat iddiasına dayanak olarak gösterdikleri 10.08.2016 tarihli “Yapım İşleri Tedarik Sözleşmesi/Protokol” başlıklı belgenin “Güvence Bedeli” başlıklı 17.10 maddesinde “taraflar taahhütlerini karşılıklı olarak yerine getirene kadar geçecek süre için güvence bedeli olarak 500.000,00 TL tutarında karşılıklı senet imzalamışlardır…” hükmüne yer verildiği, bu maddede takip dayanağı bonoya atıf olmadığı gibi teminat iddiasına dayanak yapılan belgenin alacaklı tarafından şirket yetkilisi olarak imzalandığı, bononun sözleşme gereğince düzenlendiğinin alacaklı tarafından kabul edilmediği, aksine bu senetle şirketinin ilgisi olmadığı, şahsi alacağı için senedin borçlulardan alındığının belirtildiği, borçlular tarafından teminat olgusunu ispata yarar İİK’nın 169/a-1. maddesinde sayılan başka bir belge de sunulmadığından teminat iddiasının yerinde görülmediği, yine borçluların itirazına dayanak olarak gösterdikleri 20.12.2016 tarihli noter tasdikli ibraname başlıklı belgede tahsilatın takibe dayanak olarak gösterilen senet nedeniyle yapıldığı açıklanmadığı gibi alacaklının şahsi değil yetkilisi olduğu şirket adına imzasının bulunduğu, ayrıca takip dayanağı senedin düzenlenme tarihinden önceki bir tarihi taşıdığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde muteriz borçlular temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Borçlular istinaf dilekçesi içeriğini tekrar ederek, senedin düzenleme tarihinin 10.04.2017 ve 10.03.2017 olarak alacaklı tarafından sonradan eklendiğini, burada bir hile ve aldatmacanın söz konusu olduğunu, başlangıçta düzenleme tarihi olmadığını ve şekil şartından yoksun olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde ödeme emri tebligatının usulsüzlüğü şikayeti yanında İcra Müdürlüğünün yetkisine itiraz ile takibin iptali istemine yönelik borca itiraz niteliğindedir.

2. İlgili Hukuk
Tebligat Kanunu’nun 21/1 maddesi ve 32. maddesi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 30. maddesi, İİK’nın 169, 169/a-1 ve ilgili madde hükümleri, HMK’nın 17. maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.