Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/1277 E. 2023/3135 K. 24.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1277
KARAR NO : 2023/3135
KARAR TARİHİ : 24.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
KARAR : Mahkûmiyet

Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2017 tarihli ve 2016/187 Esas, 2017/43 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca 3 yıl hapis ve 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 13.06.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.03.2023 tarihli ve 2022/28214 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/28716 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/28716 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23/02/2021 tarihli ve 2020/9634 esas, 2021/3097 karar sayılı ilâmında yer alan, ‘…Sanığın, 30.02.2019 tarihli duruşmada müştekinin zararını karşılamak istediğini beyan etmesi karşısında; mahkemece, aynı celse mahkumiyetine karar verilerek, sanığa zararı gidermesi için makul bir süre ve imkan verilmeden hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması nedeni ile anılan hususa yönelik kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ..5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA…’ şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, sanığın yakalama emrine istinaden Ayvacık Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/3 değişik iş sayılı dosyasmda 04/01/2016 tarihinde alman savunmasında, katılanın iletişim bilgileri olmadığı için zararı karşılayamadığım beyan etmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 168/1. maddesinde yer alan ‘Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(!) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.’ şeklindeki düzenleme karşısında, Mahkemece katılanın zararı belirlenip, sanığa zararı gidermesi için makul bir süre verildikten sonra sonucuna göre etkin pişmanlık hükümleri yönünden değerlendirme yapılmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir”, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; “Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.” hükümleri yer almaktadır.
2. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın, 04.01.2017 tarihinde alınan savunmasında, “…müşteki Temel … parayı bankamatikten havale yaptığı TC Kimlik numarası ve iade edebileceğimiz bir hesap numarası olmadığından yatırılan parayı iade edemedik. Kendisinin de bize bildirmiş olduğu telefon numarasından ve adresinden ulaşamadık. Bu nedenle parayı da iade edemedik…” şeklinde beyanda bulunması karşısında; katılanın uğradığı zararın giderilmesi için sanığa makul bir süre ve imkân verildikten sonra, sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2017 tarihli ve 2016/187 Esas, 2017/43 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. Sanık hakkındaki infazının durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.04.2023 tarihinde karar verildi.