YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4
KARAR NO : 2023/3446
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
KARAR : Mahkûmiyet
Erzincan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2020 tarihli ve 2019/786 Esas, 2020/710 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 07.02.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.10.2022 tarihli ve 2022/8603 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/137497 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/137497 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” şeklindeki 193/2. maddesi karşısında, usulüne uygun şekilde sanık sıfatıyla sorgusu yapılmayan sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeksizin, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un, sanığın duruşmada hazır bulunmaması başlıklı 193 üncü maddesinin birinci fıkrası; “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.” şeklinde ve aynı maddenin ikinci fıkrası ise; “(Değişik: 28/3/2023-7445/20 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, sanığın yokluğunda duruşma
başlıklı 195 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.” hükmü yer almaktadır.
3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü ve 195 inci maddelerinde yer alan ayrık durumlar dışında, sanığın sorgusu yapılmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı, somut olayda hükmün sanığın savunması alınmadan verilerek savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Erzincan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2020 tarihli ve 2019/786 Esas, 2020/710 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.