YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/346
KARAR NO : 2023/3673
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
KARAR : Mahkûmiyet
Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.03.2017 tarihli ve 2016/470 Esas, 2017/70 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci ve 52 nci maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 3 ay hapis ve 45.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 28.04.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.11.2022 tarihli ve 2022/22585 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2023 tarihli ve KYB-2022/141869 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2023 tarihli ve KYB-2022/141869 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 17/05/2022 tarihli ve 2021/35356 esas, 2022/8760 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, müştekiyi arayarak kendisini Komiser … … olarak tanıtan kişinin, müştekiye telefonunun emniyetten dinlendiğini, müşteki adına kredi çekildiği ve kredinin şüpheli olduğunun tespit edildiğini söylediği; müştekinin evinde altın, ziynet eşyası gibi değerli bir şey bulunup bulunmadığını sorduğu, bulunmadığının söylenmesi üzerine müştekinin kredi çekmesini sağlamaya çalıştığı sırada müştekinin dolandırıldığını anlayarak banka görevlisinin yardımıyla polislerin olaydan haberdar edilmesi sonrasında sanığın menfaat temin edemeden dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği somut olayda; sanığın kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması karşısında, eyleminin hükümden önce 02/12/2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delillerin takdiri ile lehe yasa değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu cihetle, mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un Ağır ceza mahkemesinin görevi başlıklı 12 nci maddesi; “Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan…nitelikli dolandırıcılık (m. 158)…kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde; “(Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Dolandırıcılık suçunun, kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” denilmektedir.
3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; kendisini polis olarak tanıtan kişilerin katılanı arayıp güvenini kazandıktan sonra, bankadan kredi çekmesini sağladıkları ve sanığın bu parayı almaya kalkıştığı esnada kolluk güçlerince yakalandığı, böylece kendisine yarar sağlamak maksadıyla hileli davranışlar sergileyerek katılanı aldatmak suretiyle üzerine atılı dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işleğinin iddia ve kabul olunması karşısında; sanığın eyleminin hüküm tarihinden önce 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasınına eklenen (l) bendinde yer alan; kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdiri ve lehe yasa değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.03.2017 tarihli ve 2016/470 Esas, 2017/70 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle aleyhe sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2023 tarihinde karar verildi.