YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6721
KARAR NO : 2023/1134
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden …’un, … mülkiyetinde bulunan 292-302 m2’lik arsayı 12.12.1971 tarihli satış senedi ile …’nden satın alarak zilyetliğini kazandığını, daha sonra ifrazen tescili istenen yerin yaklaşık 1840 m2’lik kısmın kalanını da 1976-1977 ve 1978 yıllarında ayrı ayrı bedellerini ödeyerek Köy Tüzel Kişiliği’nden satın alarak zilyetliğini kazandığını, köy sınırlarında bulunan dava konusu yerin Köy Tüzel Kişiliği’nce Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.04.1956 tarih ve 1951/202 Esas, 1956/51 Karar sayılı ortaklığın giderilmesi davası sonucu 17.04.1974 tarihli kesinleşen ihale ile mülkiyetini kazandığını, Urla Tapulama Mahkemesinin 20.04.1981 tarih ve 1978/171 Esas, 1981/81 Karar sayılı kararına göre aynı yerde, aynı biçimde satış senetleri ile yer satın alan kişilerin mülkiyet kazanımlarının kabulüne karar verildiğini, davacıların şehir dışında bulunmaları nedeniyle yargı yolunu kullanamayıp mülkiyet edinemediklerini, özel mülkiyete konu olabilecek ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmayan taşınmazın Hazine adına kayıtlı olması nedeniyle yaklaşık 1840 m2’lik kısmın ifrazı ile kazandırıcı zamanaşımı hükümlerine ve davalılardan …’nin ihale ve satış ile zilyetliği teslim hukuki sebebine dayalı olarak davacılar adına müştereken tescili ve tapu kaydının iptalini, bu kabul görmediği takdirde davacıların ifrazen tescilini istedikleri 1840 m2’lik alan üzerindeki 224 ve 64 m2’lik kullanım alanlı davacıların inşa ettikleri yapıların bu kısımların ifrazı ile davacıya uygun bedelle temliken verilmesini ve müştereken adlarına tapuya tescil edilmesini, tapu kaydının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, her türlü istem ve dava hakkının sona erdiğini, işgalci konumdaki davacı tarafa ecrimisil tahakkuk ettirildiğini, itiraz bulunmadığından işlemlerin kesinleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 183 parsel sayılı 17005,00 m2 alanlı tarla nitelikli taşınmazın karara ekli bilirkişi rapor ve krokisinde A1 olarak gösterilen 998.85 m2’lik kısmının … adına olan tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarası adı altında davacılar adlarına müştereken eşit paylarda tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 31.05.2021 tarih ve 2021/2144 Esas, 2021/3634 Karar sayılı ilamında; davanın dayanağı olan 244 ada 1 parsele (eski 183 parsel) ilişkin harici satış sözleşmesinin 12.12.1971 tarihinde düzenlendiği, taşınmazın kadastro tespitinin 12.09.1975 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 14.01.2009 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3. fıkrasında sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Bu husus mahkemece re’sen gözetilmesi gereken bir hal olup, hak düşürücü sürenin geçmiş olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece, kadastro tespitinin 12/09/1975 tarihinde kesinleştiği davanın ise 14/01/2009 tarihinde açıldığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12/3 fıkrasında yer alan “hak düşürücü süre” dolduktan sonra dava açıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin dava konusu taşınmaz için ödemeler yaptığını bu duruma ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu, terditli olarak dava açtıklarını öncelikle kazandırıcı zamanaşımı yönünden ifraz ile tescil bunun mümkün görülmemesi halinde TMK m.724 gereği temliken tescil talep ettiklerini ancak mahkemenin iki ayrı tasnifte davayı değerlendirmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesine; dayalı tapu iptali ve tescil; mümkün olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun’un 724. maddesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunun “Kadastro Tutanaklarının kesinleşmesi ve Hak Düşürücü Süre” başlıklı 12. maddesinin 3. fıkrasına göre; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Bu 10 yıllık süre hak düşürücü süredir ve resen gözetilmesi gerekir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.