Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/1009 E. 2023/1758 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1009
KARAR NO : 2023/1758
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen elatmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın 272 ada 39 parsel yönünden kabulüne, 272 ada 37, 40, 42 ve 46 parseller yönünden reddine, 272 ada 4, 5, 7 ve 19 parseller yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, Hazine adına kayıtlı 272 ada 4, 5, 7, 19 ve 39 parsel sayılı taşınmazlara davalı şirket tarafından iş makinesi ile sökmek ve teraslamak suretiyle elatıldığını, davalı şirketin tüm ihtarlara rağmen işgale son vermediğini belirterek, taşınmazlara elatmanın önlenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, elatma olmadığını, davaya konu parsellerde davalının işgalci olduğu iddiasıyla düzenlenen ecrimisil ihbarnamelerinin terkin edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.04.2015 tarih ve 2013/13 Esas, 2015/342 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, 272 ada 4, 5, 7, 19, 37, 39, 40 ve 46 parsellere elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.12.2019 tarih ve 2018/9971 Esas, 2019/11017 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 42 parsel nolu taşınmazla ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olduğu, ayrıca davacı tarafın davalı gösterdiği şirket yönünden, HMK’nın 124/4 üncü maddesi anlamında kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olduğu gerekçesiyle davalının muvafakatına ihtiyaç duyulmaksızın taraf değişiminin kabul edilmesi doğru olsa da şirket lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 272 ada 39 parsel yönünden kabulüne, 272 ada 37, 40, 42 ve 46 parseller yönünden reddine, 272 ada 4, 5, 7 ve 19 parseller yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyizinde, mahkemenin gerekçesinde ıslah ile davalı gösterilen 272 ada 37, 40 , 42 ve 46 parsellerin davaya eklenemeyeceği belirtildiğine göre, bu parsellere yönelik ret hükmü kurulmasının hatalı olduğunu, davanın reddedilen bölümü yönünden her iki davalı lehine vekâlet ücretine hükmedildiğini ancak, davalı şirket yönünden davanın husumet yokluğundan reddi hâlinde maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili temyizinde, davalı şirket yönünden husumet bulunmadığı hâlde her iki davalı yönünden esas hakkında hüküm kurulduğunu, davanın kabul edilen bölümü yönünden davalı şirkete yargılama gideri ve vekâlet ücreti yükletilmesinin yanlış olduğunu, hakkında kabul hükmü kurulan 39 parsele ilişkin müvekkilinin davacı Hazineden kiralama talebinde bulunduğunu ve bu işlemin sonucunun beklenmesi gerektiğini, davanın kabul edilen bölümüne ilişkin müvekkili aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 inci maddesi, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Dosyanın incelenmesinde, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile 272 ada 37, 40, 42 ve 46 parsel sayılı taşınmazları davaya dahil etmek sureti ile davayı genişletmek istediği, Mahkemenin 21.11.2013 tarihli celsede davacının talebinin reddine karar verdiği anlaşılmaktadır. O hâlde, 272 ada 37, 40, 42 ve 46 parsel sayılı taşınmazlara yönelik usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından bu parsellere yönelik karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması ve yargılama giderlerinin de bu duruma göre belirlenmesi gerekirken, Mahkemece yazılı şekilde ret hükmü kurularak bu parsellerin değerinin müddeabihe eklenmesi isabetsizdir.

2. Davacı taraf dava dilekçesinde davasını …’ın ortak olduğu … Tur. Taah. Tic. San. A.Ş.’ye yöneltmiş ise de, yargılama devam ederken husumeti …’a yöneltmek istediğini bildirmiş ve Mahkemece bu talebi 20.02.2014 tarihli celsede kabul edilmiştir. Mahkemece, 6100 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasına göre, kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olan taraf değişimi talebinin, davalı tarafın muvafakatine ihtiyaç duyulmaksızın kabul edilmesi doğru ise de, davalı şirkete yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi ve yargılama giderlerinin bu duruma göre belirlenmesi gerekirken Mahkemece davalı Şirket hakkında esastan hüküm kurulması yanlış olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.