Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/12254 E. 2023/2614 K. 16.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12254
KARAR NO : 2023/2614
KARAR TARİHİ : 16.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; … ili, … ilçesi, … Mahallesi 577 parsel sayılı taşınmazın Hazine tarafından açılan dava sonucu orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini beyan ederek, uğranılan zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresi içinde açılmadığını, husumetten reddi gerektiğini, taşınmazın orman vasfında ve devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olduğunu, iktisabının mümkün olmadığını, tapunun mahkeme kararı ile iptal edildiğini 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince tazminat talebinde bulunulamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
… 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.10.2015 tarihli ve 2015/42 Esas, 2015/441 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1…. 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.10.2015 tarihli ve 2015/42 Esas, 2015/441 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.12.2016 tarihli ve 2015/16218 Esas, 2016/11989 Karar sayılı kararıyla üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak, değerlendirme tarihi itibarıyla resmi verilerin getirtilip objektif değer artırıcı unsur var ise bu vasıflar denetime elverişli şekilde açıklattırılarak ve varsa mütemmim cüzler esas alınarak gerçek zararın hesaplanması gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
… 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/65 Esas ve 2017/566 Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/65 Esas ve 2017/566 Karar sayılı ilamına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 27.05.2021 tarihli ve 2020/8406 Esas, 2021/7978 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın konumu ve bilirkişi raporunda belirtilen özellikleri dikkate alınarak, tespit edilen metrekare birim bedeline ilave edilecek objektif değer arttırıcı unsurun % 250 oranında olacağı gözetilmeden daha düşük objektif değer artış oranı kabul eden bilirkişi raporuna göre az bedel tespiti doğru görülmeyerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 88.970,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının daha düşük alınması gerektiğini, verilerin doğru alınmadığını, daha yüksek objektif değer artış oranı uygulanması gerektiğini ve davalı yararına hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle taşınmazın değerinin örnek Yargıtay ilamlarına uygun tespit edilmediğini, dava konusu taşınmazın üzerinde orman ağaçları bulunduğunu ve tarım yapılmadığını, husumetin taraflarına yöneltilemeyeceğini, tapu sicilinin yanlış tutulması sonucu bir zararın bulunmadığını, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olduğunu, faizin hatalı işletildiğini ileri sürerek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 – 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dosyanın incelenmesinden, dava konusu … ili, … ilçesi, … köyü 577 parsel sayılı 1550 m² yüzölçümlü, tarla vasıflı taşınmazın 1973 yılında yapılan arazi kadastrosu sebebiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği, 16.09.1993 tarihinde satış yoluyla davacıya devredildiği, Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/679 Esas, 2013/231 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın tamamının tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 12.07.2013 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 28.01.2015 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.

3. Dosyada bulunan delil ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilen arazi niteliğindeki taşınmaza, bozma ilamına uyularak gelir metodu esas alınmak suretiyle tazminata hükmolunmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

4.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.