YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6292
KARAR NO : 2023/57
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Oltu Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, … Mahallesi 178 ada 1 parsel sayılı taşınmazın vekil edeninin babası… tarafından 40 yıldan fazla malik sıfatıyla, davasız, aralıksız olarak zilyet olduktan sonra 1993 yılında ölümü ile mirasçılar arasındaki anlaşma ve devirler gereği olarak vekil edeninin zilyetliğine geçtiğini ve o günden beri zilyet olduğunu, ancak kadastro çalışmalarında ….adına tespit ve tescil edildiğini, bu şahısların tanınmayan ve bilinmeyen kişi olduklarını, TMK’nın 713 üncü maddesi gereğince tapu kütüğünde malikinin kim olduğu belli olmayan ve 20 yıl önce ölmüş bir şahsın adına kayıtlı taşınmazın kısmen ve tamamen 20 yıldan fazla süre ile kullanılan kişi adına tescil edileceğini açıklayarak; taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı … tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.06.2015 tarihli ve 2014/2005 Esas, 2015/1059 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne hükmedilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 29.06.2020 tarih ve 2019/1641 Esas, 2020/4156 Karar sayılı ilâmında; tapu iptal ve tescili istenen tapu maliklerinin Kanun’un tanımladığı anlamda maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan şahıslar olmadığı gibi, hasımlı veraset ilâmıyla Hazinenin mirasçı olarak tespit edildiği anlaşıldığından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 33 üncü maddesi ile genel hüküm niteliğinde olan aynı Kanun’un 18 inci maddesine göre, Kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmaz malların, tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilmesi mümkün olmadığı gözetilerek davanın her iki sebep yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, dava konusu taşınmazın tapu kaydında malikinin kim olduğunun anlaşıldığı ve devlete kalan taşınmaz malların, tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Bozma ilâmları arasında çelişki bulunduğunu,
2. Taleplerinin göz ardı edilerek hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini
3. Kök tapuya yönelik bilirkişi tarafından yapılan tercümenin hatalı olup sağlıklı bir sonuca ulaşılamadığını ve rapora karşı itirazlarının değerlendirilmediğini,
4. Kayıt maliklerinin dava tarihinden en az 20 yıl önce öldüğü ve ölümlerinden sonra Hazine dışında mirasçı bırakmalarına rağmen mahkemece ret kararı verildiğini,
5. Tapu maliklerinin tapu kütüğünden anlaşılır şahıslar olmadığını,
6. Esaslı tahkikattan mahrum hasımlı veraset ilâmlarına atıf yapılarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Mevzuat
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Olağanüstü zamanaşımı” başlıklı 713 nci maddesi şöyledir:
“Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
2. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, Kanun’un açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir.
3. Kanun’un açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK’nın 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar, 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilâmları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir. Özetle; kayıt malikinin mirasçılarının belirlenememesi, kimliğine ait bilgilerin elde edilememesi, adresinin saptanamaması gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünden maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Bununla kanun koyucu tarafından tapu kütüğünün incelenmesinden anlaşılamayan, kim olduğu belirlenemeyen hayali kişiler amaçlanmıştır.
3. Değerlendirme
1. Sefer kızı Güllü ve İbrahim kızı Güneş’in Kanun’da tanımlandığı şekli ile maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kişilerden olmadığı anlaşılmaktadır.
2. Temyizen incelenen Oltu Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukuken imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilâmı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilâma karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.