YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6658
KARAR NO : 2023/461
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili, davalılardan …’ün dava konusu yerde payı 260 m² olmasına karşın, payından fazla olarak 450 m² yeri haksız işgal ettiğini, diğer davalı … TV AŞ.’ye baz istasyonu direği kurulması için 2005 yılında kiraya verdiğini ve kiraları tek başına tahsil ettiğini, … Noterliği aracılığıyla gönderilen ihtarname ile bedelin ödenmesinin talep edildiğini ancak bir netice alınamadığı belirterek; davalı ….’den ihtarname tarihinden dava tarihine kadar, davalı …’den geriye dönük 5 yıllık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL ecrimisilin tahsilini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; asıl davaya benzer gerekçeler ile 23.03.2015 tarihinden dava tarihine kadar fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL ecrimisilin müşteken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl ve birleşen dava davalı … vekili, dava konusu taşınmaz üzerinde fiili taksime göre kendi yerini kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2.Asıl ve birleşen dava davalı Şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2017 tarihli ve 2016/103 Esas, 2017/545 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine hükmedilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8 Hukuk Dairesi 16.06.2021 tarih ve 2020/1090 Esas, 2021/5170 Karar sayılı ilamında; tarafların bildirdikleri tüm delillerin toplanması, yerinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise kimin nereyi kullandığının belirlenip krokiye yansıtılması, fiili kullanma biçimi oluşmamışsa davacının payına karşılık taşınmazda kullandığı veya kullanabileceği yer bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, dava konusu parsel üzerinde fiili taksimin mevcut olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan Döne vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili;
1.1.Davacının kullandığı veya kullanmasına elverişli bir alan bulunup bulunmadığının araştırılmadığını,
1.2.Fiili taksimin mevcut olduğu iddiasının uyulan bozma kararındaki inceleme şartlarını karşılamadığını,
1.3. Bozma ilamına uyma kararı verilmekle lehlerine usuli kazanılmış hak doğduğunu,
1.4. Davalı …’ün fiili kullanımın mevcut olduğu açıklanırken kalan kısmın davacının kullanımına elverişli olup olmadığının araştırılmadığını,
1.5. İmar sonrası inşaa edilen baz istasyonu yönünden davacının hukuken korunabilir bir hakkı bulunmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı … vekili; Hükümde lehlerine hükmedilen 1.000 TL vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, paydaşın mülkiyet hakkına dayanarak diğer paydaşa ve kiracısına karşı açtığı ecrimisil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir, ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa, açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
2.Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Değerlendirme
3.1.Tüm dosya içeriği ve toplanan delilerden, dava konusu 27.283 ada 1 parseldeki taşınmazın 260/531 payının davacıya, 260/531 payının davalı …’e ve 11/531 hissesinin de Çankaya Belediyesine ait olduğu anlaşılmaktadır.
3.2.Öncelikle belirtmek gerekir ki; bozmaya eylemli olarak uyan mahkeme, bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
3.3.Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Mahkemenin bozma ilamına eylemli olarak uyulduğu ancak bozma ilamı doğrultusunda gerekli iş ve işlemleri yapmadan, bozma gereklerini tam olarak yerine getirmeden karar verdiği sabittir.
3.4. Şöyle ki; Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre, fiili taksim, taşınmazda bütün paydaşlara az veya çok yer verilmesi ile oluşmasına rağmen, Mahkemece, davalı ile dava dışı komşu gecekondu maliki arasındaki yapıldığı ifade edilen taksim üzerinden karar verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın tüm taraflarını kapsamayan fiili taksimin geçerli olduğundan söz edilemez.
3.5. Ayrıca davalının tasarrufu dışında bulunan kısım ve/veya kısımlar tereddütte mahal bırakılmayacak şekilde tespit edilmediği gibi, var ise bu bölüm ve/veya bölümlerin yüzölçümü ve kimin zilyetliğinde olduğu da tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde belirlenmemiştir.
3.6. Hal böyle olunca; mahkemece, mahallinde yeniden keşif icra edilerek, ilk bozma ilamında ayrıntılı olarak belirtilen ilkeler ışığında ve toplanacak delillere göre, davaya konu edilen taşınmaz yönünden, tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi, özel parselasyon ya da fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının ve her paydaşın payına özgülenen bir kısım yer bulunup bulunmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi, oluşmuş ise her bir paydaşın kullanımına bırakılan bölümün fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek rapor ve krokiye yansıtmasının sağlanması, davacının kullanımına bırakılan bölüme el atmanın olup olmadığının belirlenmesi, özel parselasyon ya da fiili kullanma biçiminin oluşmamış olması halinde, taşınmazın hali hazırdaki durumu, kullanım şekli, kim ve/veya kimlerin tasarrufunda olduğu, tasarruf edilen yerlerin m²’leri ve var ise boş bırakılan alanların krokide belirtilmesi, bu çerçevede, davacının taşınmazda kullandığı ya da kullanabileceği bir yer olup olmadığının açıkça saptanması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıdaki ilke ve olgular doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde davacıyı hukuken bağlamayan bir taksim üzerinden karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda (3.2., 3.3., 3.4., 3.5., 3.6.) No.lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre davalı … vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine,
HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
24.01.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.