Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/6583 E. 2008/11281 K. 18.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6583
KARAR NO : 2008/11281
KARAR TARİHİ : 18.09.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi katılan …, Hazine ve … Belediyesi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 06.05.2004 tarihli dilekçesiyle, … Köyünde dava dışı 441 sayılı parselin çevresinde bulunan 2000 m2 yüzölçümündeki taşınmazı, imar ihya ederek önceki malikle birlikte 50 yıldan fazla süreyle eklemeli olarak malik sıfatıyla zilyet ettiğini, yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu, adına tapuya tescilini istemiştir. Katılan … 28.02.2006 tarihinde çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki dava dışı 445, 1716 ve 1718 sayılı parsellerin kendisine ait olduğunu, dava edilen taşınmazın (B) ile gösterilen bölümünün kendisine ait 445 sayılı parsel içinde kaldığını, (A) ve (E) ile gösterilen bölümlerin ise devlete ait taşlık ve çalılık iken 1991 yılında … tarafından imar ihya edilip tarım alanı haline getirildiğini, bu kişinin taşınmaz için ecrimisil ödediğini, satın almak için Hazineye başvurduğunu ancak alamadığını, bu nedenle … tarafından dava açıldığını davanın reddine karar verilmesi istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, fen bilirkişi … tarafından düzenlenen krokide (A) ile gösterilen 148 m2, ve (E) ile gösterilen 506 m2 bölümlerin davacı … adına tapuya tesciline, aynı krokide (C ) ve (D) ile gösterilen ve dava dışı 441 sayılı parsel içinde kalan bölümlere ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine, (B) ile gösterilen ve dava dışı 445 sayılı parsel içinde kalan bölümün tapuda kayıtlı olması nedeniyle davanın reddine, Katılan davacının (A) ve (E) bölümleri ile ilgili davası olmadığını bildirdiği halde keşifte (A) bölüm ile ilgili iddiada bulunduğu anlaşıldığından katılan davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm Katılan …, Hazine ve … Belediyesi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılmış taşınmazın, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medeni Yasanın 713 maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu … köyünde 1941 yılında askı ilanı yapılarak 1942 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 18.07.1977 tarihinde yapılarak 16.11.1977 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması, 1988 ve 1989 yıllarında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilen, aplikasyon ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve sonuçları 03.05.1956 – 04.06.1956 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir.Bu çalışmada çekişmeli yer tapulama dışı bırakılmıştır. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın, müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (E) ile gösterilen bölümlerinin kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında bırakıldığı, bu bölümler için davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle bu bölüme ilişkin davanın kabulüne, dava dışı 441 ve 445 sayılı parsellerde kalan bölümler yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
Jeolog bilirkişi … tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli taşınmazın alivyonel özellik gösterdiği, taşınmaz ve geniş çevresinin çakıllı alivyonel malzemeler ile kaplı olduğu, bu örtü kalınlığının yer yer 20 metre olduğu, taşınmaz ve çevresinin yer aldığı … ovasının …, … ve …’ın taşıyarak getirdiği malzemelerden oluştuğu, yöredeki çayların taşkın etkisinin olmadığı, geçmişte yapılan set ve ıslah çalışmaları ile taşkın tehditinin önlendiği, taşınmaz ve çevresinin dere yatağı vasfında olmadığı bildirilmişse de, aynı yere ilişkin açılan tescil davaları nedeniyle daha önce incelemesi yapılan bir çok dava dosyasında yer alan ve Devlet Su İşleri Şube Müdürlüğünün, Milli Emlak Dairesi Başkanlığı, … … Emlak Müdürlüğüne yazdığı 09.01.1998 tarih B 15 1 DSİ 1 13 03 00/124.1/16/295 sayılı yazısı suretinde “… Mahallesi sınırı içerisinde bulunan … Çayı seddelerinin 1967 ila 1970 yılları arasında inşa edildiği, aradan geçen zaman içerisinde ihtiyaca göre dere yatağı ıslahı kapsamı içerisinde bakım ve onarım çalışmalarının yapıldığı…” bildirildiğine göre çekişmeli taşınmazın halen taşkın tehditi altında olan dere yatağı olduğu, taşkından korumak için yapılan seddenin geçici tarzda olduğu, dere ıslah projesinin başlamadığı ve asıl seddelerin henüz yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, halen dere yatağı özelliğini sürdüren taşınmazda imar ihya işleminin tamamlandığı kabul edilemez.
Diğer taraftan; Orman Bilirkişisi tarafından çekişmeli taşınmazın orman sınır hattına irtibatlı krokisi düzenlenmişse de yeterince orman sınır noktası içermediğinden denetimi olanak tanımadığı, eski tarihli memleket haritası hava fotoğrafı ve amenajman planı uygulanmadığından taşınmazın öncesinde devletleştirilen orman alanlarından olup olmadığı saptanmadığı gibi, 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda paftasında devlet ormanı olduğu işaretlenerek tapulama dışı bırakılan, bir bölümü kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde bırakılan, toprak yapısı ve fiziksel özellikleri ile kuzey ve batısındaki devlet ormanı ile aynı özellikleri taşıyan çekişmeli taşınmazın tamamının, 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek 1977 yılında yapılan orman kadastrosunun kesinleştiği 16.11.1978 tarihine kadar orman sayılacağı tartışmasızdır. Üzerindeki orman bitki örtüsünün yok edilmiş olması durumu değiştirmez. Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242/292 sayılı kararında da değinildiği gibi, çekişmeli taşınmaz orman kadastrosu yapılıp orman sınırları dışında bırakıldığı 16.11.1978 tarihine kadar orman sayılır. 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve “…evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların … orman kadastrosu, orman kadastro komisyonları tarafından yapılır” hükümleri getirilmiş olduğundan kadastro paftasında orman olduğu bildirilerek tespit harici bırakılan taşınmazın orman sanırları içine alınması da her zaman olanaklıdır. 3402 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi gereğince, il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlar imar ihya yoluyla kazanılamaz. Kabule konu çekişmeli taşınmaz bölümlerinin bir an için kesinleşen orman sınırları dışında bırakıldığı kabul edilse dahi, Taşınmazın ormana sınırı dışında bırakıldığı 16.11.1978 tarihinden, imar palanı sınırları içine alındığı 1983 yılına kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi de geçmemiştir. Aynı bütünden geldiği anlaşılan çekişmeli taşınmazın sınırında bulunan dava dışı taşınmazlarla ilgili, Yargıtay tarafından da onandıktan sonra kesinleşen tescil hükmü dava konusunun farklı olması nedeniyle, somut olayda davanın tarafları yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı gibi, çekişmeli taşınmazın (A) ve (E) ile gösterilen bölümleri üzerindeki seranın … ve eşi tarafından kullanıldığı, …ın isen davacının damadı olduğu, ve çekişmeli taşınmaz için … adına 1995 ila 2000 yılları arasında ecrimisil tahakuk ettirildiğine göre, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin malik sıfatıyla sürdürüldüğünden de söz edilemez. Açıklanan nedenlerle dava konusu edilen taşınmazın tümüne ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Ayrıca katılan … davanın reddine karar verilmesi istemiyle davaya katıldığına göre, aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle … Belediyesi, Hazine ve katılan …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran belediye ve gerçek kişiye iadesine, 18/09/2008 günü oybirliği ile karar verildi.