Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/17495 E. 2007/1298 K. 01.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17495
KARAR NO : 2007/1298
KARAR TARİHİ : 01.02.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı gerçek kişi, … Köyü Güney Mevkiindeki 391 parsel sayılı taşınmazın kendi adına tapuda kayıtlı olduğunu, 2003 yılında ilk kez yapılan ve 25/12/2003-25/06/2004 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu sırasında, kadastro komisyonu tarafından orman sayılarak orman alanı içinde bırakıldığını, işlemin iptali ile taşınmazın tamamının orman alanı dışına çıkarılmasını, olmadığı taktirde ise 2/B madde uygulaması yapılmasını istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli 391 parselin A harfli 5454.66 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman kadastro sınırları dışına çıkarılmasını, davacının fazlaya ve 2/B madde uygulamasına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Yörede 1978 yılında yapılan arazi kadastro çalışması bulunmaktadır.
Hükme esas alınan uzman orman bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli 391 parsel sayılı taşınmazın (A) harfli bölümünün %5 meyilli olduğu, halen nadas halinde bulunduğu, ekili olmadığı, güneydeki bölüm ile arasında kot farkı bulunduğu, B harfli bölümün ise %65-70 meyilli olduğu, halen 80-90 yaşına ulaşan meşe ve … ağaçları ile kaplı olduğu, orman ölü örtüsünün olduğu, eski tarihli memleket haritasında ve … fotoğrafında da (A) harfli bölümün sarıya … açık alanda kaldığı, (B) harfli bölümün ise yapraklı ormanlık alanda kaldığı, (A) harfli bölümün orman sayılmayan, (B) harfli bölümün ise orman sayılan yerlerden olduğunu açıklayarak çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumunu işaretlemişlerdir. Mahkemece sözkonusu rapor esas alınarak davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli taşınmazın 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılması talebi yönünden ise reddine karar verilmiştir.
1-Davacı gerçek kişinin temyiz itirazları yönünden :
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi raporu ve taşınmazın eylemli durumu göz önüne alındığında (B) harfli bölümünün halen orman niteliğinde olduğu, resmi belgelerde de ormanlık alanda kaldığı, 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarma işleminin Orman Yönetimi tarafından ancak Hazine adına yapılabileceği, gerçek kişilerin bu gibi yerlerin kendileri adına orman sınırarı dışına çıkartılmasını talep etmekte hukuki yararları bulunmadığından temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarına gelince :
Toplanan deliller ve uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın A harfli bölümünün güneyden aynı taşınmaz içindeki B harfli halen üzerinde 80-90 yaşlarında … ve meşe ağaçları ile kaplı olan resmi belgelerde de ormanlık alanda bulunan orman niteliğindeki taşınmaz ile kuzey yönden ise kadastro paftasında yol olarak gözüken ancak orman kadastro sınırları içinde kalan ormanlık alan ile doğu ve batı yönden ise yine orman kadastro sınırları içinde kalan ormanlık alan ile çevrili olduğu, doğu batı ve kuzey yöndeki bu orman kadastro sınırlarının kesinleştiği, çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumuna göre A ve B harfli bölümlerin eğimleri bilirkişiler tarafından çok farklı olarak açıklamasına rağmen resmi belgelerdeki münhani çizgilerinden eğimleri farklı gösterecek bir durumun olmadığı, davacının dayandığı tapu kaydının belgesizden zilyetliğe dayalı olarak oluşan bir tapu kaydı olduğu hususları göz önüne alındığında çekişmeli taşınmazın A harfli bölümünün 4 yönden kesinleşen orman sınırları içinde kalan taşınmazlar ile çevrili ve 6831 sayılı yasanın 17/2 maddesi gereğince orman içi açıklık niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı gerçek kişinin davasının reddi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ :1- Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.bentte açıklanan nedenlerle davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 01/02/2007 günü oybirliği ile karar verildi.