YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3073
KARAR NO : 2023/1893
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz isteminin reddi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …30. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2018 tarihli ve 2017/90 Esas, 2018/25 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası,53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. …Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.05.2018 tarihli ve 2018/1112 Esas, 2018/987 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. …Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17.10.2019 tarihli ve 2018/6170 Esas, 2019/6233 sayılı Kararı ile özetle;
”Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16. MD – 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının” kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu getirtilerek, ayrıca CMK’nın 217 inci maddesi uyarınca, hakim hükmü ancak duruşmada tartışılan delillere dayandırabileceği cihetle; istinaf aşamasından sonra dosya içerisine geldiği anlaşılan ByLock User ID yazılı olan ByLock mesaj dökümü dizi pusulasının duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca …30. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine” karar verilmiştir.
4. …30. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 27.02.2020 tarihli ve 2020/3 Esas, 2020/41 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası,53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 09.07.2020 tarihli ve ret görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Kamu davasının görevli ve yetkili mahkemede açılmadığına,
2. Soruşturma evresinin görevli ve yetkili merciler tarafından yürütülmediğine,
3. Delillerin değerlendirilmesi aşamasına ve esasa geçen mahkemenin davanın düşürülmesine karar vermesi zorunlu olmakla birlikte, bu kararın verilmemesi halinde yargılamanın durdurulmasına karar verilmesi gerektiğine,
4. Anayasaya aykırı mevzuat hükümleri tatbik olunduğuna,
5. Mit tarafından ByLock uygulaması ile ilgili yapılan tespitler hiçbir surette adli soruşturma ve kovuşturmalarda delil olarak kullanılamayacağına,
6. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
7. ByLock kullanmadığına,
8. Usul ve yasaya aykırı karar verildiğine,
9. Kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna,
10. Lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine,
11. Eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna,
12. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Bozma ilamı doğrultusunda gerekli araştırmalar yapılmış, sanığın kullanmış olduğu hatta ilişkin olarak yapılan ByLock tespitine ilişkin ID içerik bilgileri ilgili kurumdan istenilmiş gelen 21.01.2020 tarihli cevabi yazıda; ByLock ID numarası, kullanıcı adı, şifre, mesaj içerikleri, ekleyen ve eklenen kişileri gösterir ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu gönderilmiş olup, bu ByLock tespit değerlendirme tutanağına göre sanığın 127696 ID numarası ile kullanıcı adının ”giko”, şifresinin ”emre2005@”, bu ID’ye bağlı olarak alınan mail sayısının 49 olduğu, bu ID’yi ekleyenlerin sanığı ”giko-ish” şeklinde kaydettikleri, ekleyen kullanıcıların 48274 ID numaralı ve 78163 ID numaralı H.G. (Hakim Savcı) (Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı) şeklinde kaydedilen şahısların olduğu tespit edilmiş, tüm bu bilgiler doğrultusunda yapılan kapalı kaynak çalışmalarında 127696 numaralı ID’yı hakim olarak görev yapmakta iken ihraç edilen 2005 yılı doğumlu E.M. isminde oğlu olan sanığın kullanmış olabileceği değerlendirilmiş, sanık mahkeme huzurunda yapılan savunmalarda her ne kadar ByLock programını kullanmadığını savunarak inkar yoluna gitmişse yukarıda detayları bulunan BTK cevabi yazılarındaki bilgiler ışığında ByLock programının sanık tarafından telefonuna kurulduğu anlaşılmış olup bu beyanların suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olduğu yönünde mahkemede kanaat oluşmuş, asli olarak sanığın örgütün illegal yapısı içerisinde bilerek ve isteyerek bulunarak örgüt ile sıkı bir bir bağ içerisinde olduğunu kanıtlayan ByLock isimli programı kullandığına ilişkin ByLock tespit değerlendirme tutanağının varlığı, sanığın örgütün kriminal yüzünün açığa çıkmış olduğu halk arasında 17/25 Aralık süreci olarak bilinen ve esasen bir darbe niteliği taşıyan, örgütün artık illegal olduğu gerçeği sıradan vatandaşlarca da bilinen bu süreçten sonra yargı mensubu olarak örgütün kendisine tam bir bağlılık ve gizlilik esasları içerisinde, üyelerine tahsis ettiği dikkate alındığında artık ülke genelinde bu örgütün terör örgütü olarak kabul gördüğü dönemde bu programı yükleyerek kullandığı ve bu kanaldan gelecek örgütsel talimatlara amade olduğunu kesin olarak ortaya koyduğu anlaşılmış, tali olarak ise sanığın YARSAV isimli yargı derneğinin ele geçirilmesi sürecinin başlangıcında sayılabilecek dönemde 2010 yılında bu derneğe üye olması, tanık D.A.’nın beyanında geçtiği şekliyle örgütsel eylemini çeşitlendirdiğine dair mahkemenin kabulü ve hakkında örgüt üyelerinin kullanımında olan ByLock bilgilerine ve dijital inceleme raporda belirtilen hususa göre: sanığın örgütsel hiyerarşiye 1999 yılından beri dahil olup, “sohbet” adı verilen örgütsel toplantılara katılması ve irtibatını 2014 yılı HSYK seçimlerine kadar sürdürmesi, örgütten alınan talimatlar doğrultusunda müşahitlik görevini ifa etmesi sanığın iradesini örgütün emrine amade bir şekilde teslimiyet duygusu içerisinde hareket ettiğini göstermektedir ki hal ve kabul göre sanığın örgüt üyelerinin gizlilik esasları çerçevesinde kullanmış olduğu ByLock programını kullandığının kesin tespitini gösteren ID ve diğer bilgileri içeren tespit değerlendirme tutanağının varlığı, sanığın HSYK seçimlerindeki örgüt tarafından verilen görevi icrası buna ilişkin tanık beyanları da dikkate alındığında sanığın organik bağ kurarak örgütün hiyerarşisine dahil olduğu, eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk gösterdiği anlaşılmış, bu açıklamalardan ve delillerden olarak sanığın bir silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY’nin üyesi olduğu sanığın mevcut kabule göre üzerine atılı ve mevcut deliller ile vücut bulan “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan TCK’nın 314/2 nci maddesi ve 61 inci maddesi uyarınca ByLock giriş sıklığı ve elem çeşitliliği dikkate alınarak suçun işleniş biçimi, sanığın işgal ettiği makama göre suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği yer ve zaman dikkate alınarak takdiren ve tercihen asgari hadden kısmen uzaklaşılarak sanığın cezalandırılmasına, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 inci maddesi uyarınca sanığa verilen cezanın yarı oranında arttırılmasına karar verilmiş, yine bozma ilamının kapsamı, duruşma tutanaklarında sanığın gözlemlenen olumsuz tutum ve davranışı bulunmaması ve sabıkasız geçmişine nazaran TCK’nın 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilmiş, üzerine atılı FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçunun sübuta erdiği kabul edilerek eylemine uyan maddelere göre cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin 03.03.2020 tarihli dilekçesinin gerekçeli olduğu görüldüğünden Tebliğnamenin ret isteyen görüşüne iştirak olunmamıştır.
2.Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, FETÖ/PYD silahlı terör örgütü içinde ByLock programını kullandığı, örgüt lehine çalışmalarda bulunduğu belirlenen, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Bozma sonrası yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı belirlenerek, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ile sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle …30. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 27.02.2020 tarihli ve 2020/3 Esas, 2020/41 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca …30. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.