YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5746
KARAR NO : 2023/876
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkiline ait 2 No.lu bağımsız bölümde davalının 7 yıl oturduğunu, tarafların akraba olduklarını, bu nedenle kira sözleşmesi yapılmadığını, davalının 29.12.2009 tarihinde taşınmazı boşalttığını ileri sürerek davalının taşınmaza tecavüzde bulunduğu 19.12.2009 tarihinden önceki 7 yıllık süreye karşılık, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 15.000,00 TL ecrimisilin, faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, alacağın kısmen zamanaşımına uğradığını, 2003-2009 yılları arasında müvekkilinin davalıya ait taşınmazda oturduğunun doğru olduğunu, davacının, davalının halası olması ve davaya konu taşınmazın arsasının davalının babası tarafından davacı adına satın alınması nedeni ile ev alıncaya kadar taşınmazı bedelsiz kullanmasının davacı tarafından teklif edilmesi üzerine müvekkilinin taşınmazı kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, kullanımın rızaya dayalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…Dosya içeriği ve toplanan delillerden, ecrimisil talep edilen dönemde dava konusu 2 No.lu bağımsız bölüme davacının kayden malik olduğu, tarafların tanık deliline dayanmış olduğu, mahkemece eldeki dava dosyasının görevsizlikle geldiği Sulh Hukuk Mahkemesince davaya konu taşınmazda mülk bilirkişi ve hukukçu bilirkişi eşliğinde keşif icra edildiği, keşif sonrası düzenlenen raporda taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, davacı vekilinin dilekçesinde, davaya konu taşınmazın bedel ödenmek kaydıyla davalının kullanımına terk edildiğini belirttiği, bedel ödenmesi konusunda taraflar arsında yazılı ya da sözlü bir anlaşma bulunmadığının Sulh Hukuk Mahkemesince tespit edildiği, 2003 yılından 2009 yılına kadar taşınmazın davalı tarafından kullanılmasına davacının muvafakat ettiği, davalının kötüniyetli zilyet sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği sabittir… Somut olayda, mahkemece yapılan araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece yapılması gereken iş; taraflara tanık dinletilmesi için süre ve imkan verilerek, taraf tanıklarının HMK’nın 259 uncu ve 290/2 inci maddeleri gereğince keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, dava konusu taşınmazın davalı yanca kullanımının davacının muvafakatına dayalı olup olmadığının her türlü tereddütten uzak bir şekilde belirlenmesi, taraf tanıklarının beyanları arasında çelişki bulunduğunda 6100 sayılı HMK’nın 261/1 inci maddesi uyarınca çelişkinin yüzleştirmek suretiyle giderilmeye çalışılması, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilememesi durumunda hangi taraf tanığının beyanının üstün tutulduğunun karar gerekçesinde gösterilmesi, bundan sonra tüm taraf tanık beyanlarının birlikte tartışılıp değerlendirilerek karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden eksik araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…dava konusu 2 numaralı dairenin davacıya ait olduğu ve bu taşınmazın davacı mülkiyetine geçtiği 03.12.2003’den 19.12.2009’a kadar davalı tarafından mesken olarak kullanıldığı, tanıklarının sözlerinden, davacının iki ay için davalının oturmasına izin verdiği, daha sonra davalının meskenden çıkmasını istediği, ancak davalının evde oturmaya devam ettiği, her ne kadar davalı tanıkları, davacının rızası ile bu evde oturduğunu açıklamışlarsa da, tanıklar rıza gösterenin … değil, onun kızı Havva olduğunu açıkladığı, …’a ait bir mesken için, ondan başkasının rızasının geçerli olmadığı, zamanaşımı itirazı da bulunduğundan, davacının 04.07.2007 ile 19.12.2009 arası dönem için ecrimisil isteyebileceği…” gerekçesiyle toplam 14.878,52 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kullanımın rızaya dayalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nın 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı Kararı).
2. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
3. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 ncı vd. maddelerine uygun olmalıdır.
4. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
5. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, davacı tarafın dinlenen tanık beyanlarına göre kısa bir süre içinde olsa bedelsiz kullanıma izin verdiği, bilahare kullanımın sonlanmasını istediği, gösterilen rızanın davacı tarafa değil de üçüncü şahsa ait olduğu tespit edilerek verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.